Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocuklukta Ebeveyn Tutumlarının Bireylerin Romantik İlişki Kurma Biçimleri Üzerindeki Etkisi

Hepimiz zaman zaman romantik ilişkilerimizde ya kaçıngan, ya kaygılı ya da güvenli bağlanan bireylerle karşılaştık; bazen de kendimiz bu tür hisler deneyimledik. Bu deneyimler, sadece bireysel farklılıklardan kaynaklanmaz; çocuklukta ebeveynlerimizle kurduğumuz bağların ve onların tutumlarının bir yansımasıdır. Ebeveynlerin çocuklarına yaklaşım biçimi, bireylerin güven duygusunu, iletişim tarzını ve yakınlık kurma alışkanlıklarını şekillendirerek, yetişkinlikteki romantik ilişkilerini belirler. Bu yazımızda, ebeveyn tutumlarının yetişkinlikteki romantik ilişkilere etkilerini ve bununla birlikte oluşan bağlanma stillerini inceleyeceğiz.

Romantik ilişkiler, bireylerin yaşam kalitesini ve psikososyal uyumunu belirleyen önemli bir alan olarak kabul edilir. Bu ilişkilerin niteliği, yetişkinlikteki davranış ve tutumların yanı sıra çocukluk döneminde aileden edinilen deneyimlerle de yakından ilişkilidir. Özellikle ebeveyn tutumlarının, bireyin bağlanma stilini şekillendirerek romantik ilişkilerde nasıl davranacağını öngördüğü ileri sürülmektedir (Luo, 2025).

Ebeveyn Tutumlarının Bireyin Bağlanma Stillerine Etkisi

Ebeveyn tutumları, güvenli ve tutarlı bakım sağlayıp sağlamadığına göre bağlanma stillerini etkiler. Bağlanma teorisine göre, çocuklukta güvenli bağlanma geliştiren bireyler, yetişkinlikte daha sağlıklı romantik ilişkiler kurar; bu, hem güven hem de stresli durumlarda bir partnerden destek alma kapasitesiyle de ilişkilendirilir. Aksine, tutarsız, eleştirel veya duygusal olarak uzak tutumlar, kaygılı ya da kaçınan bağlanma stillerine yol açabilir.

Bowlby’e göre bağlanmanın evrimsel bir geçmişi vardır. Ona göre bakım veren, bebeğe güvenlik ve koruma sağlamalıdır. Bağlanma evrimsel teori göze alındığında, bebeğin bakım verenle kurduğu bağ sayesinde hayatta kalma şansının da artmasıdır. Aslında kurulan bu sosyal ilişki biyolojik bir ihtiyaçtır. Bowlby’e göre bebekler stres altındayken, bakım verenleriyle yakınlık arama ihtiyacı hissederler.

Bunu Harry Harlow’un yeni doğan maymunlar üzerine yaptığı sahte anne deneyiyle açıklayabiliriz. Harlow, deney odasına birisi demirden ve biberonla süt veren, diğeri yumuşak ve sıcak havludan oluşan ama yemek vermeyen anne figürü olmak üzere iki ayrı anne figürü koydu ve maymunların hangi figüre gideceğini gözlemledi. Maymunlar beslenmek için demirden anneye gitmeyi tercih etseler bile, deney odasına korkunç bir ses uyaranı koyulduğunda yeni doğan maymunlar, tehditten korunmak için havlu anne figürüne gitmeyi tercih ettiler. Maymunlar, tehdide karşı hayatta kalabilmek için sıcak anne figürünü (onlara güven veren), içgüdüsel olarak yemek veren soğuk anne figürünü tercih ettiler.

Bowlby’nin de bahsettiği bu davranış, yaşama şansımızı artırmak için bağ kurmanın gerekliliğini gösterir. Bebekler, dünyayı keşfetmek ve hayata dair güven duygusu sağlamak için güvenli bir üs ihtiyacı duyarlar. Bu yüzden bağlanmanın belirleyicisi yemek değil, ilgi ve duyarlılıktır. Bağlanma ilişkisi için 0-5 yaş kritik bir dönemdir. Bu ilişki, gelecekteki tüm sosyal ilişkiler için bir prototip görevi görür. Eğer 0-5 yaş arasında güvenli bir bağlanma gelişmemişse, ileriki yaşantı da ona göre şekillenir.

Bağlanma stilleri güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma, kaçıngan bağlanma ve kaygılı-kaçıngan (dağınık bağlanma) olarak ayrılmaktadır.

Güvenli Bağlanma

Bakım veren, çocuğun ihtiyaçlarına duyarlıdır. Çocuk bakım verenle sağlıklı bir şekilde bağlanabilmiştir. Çocuk, bağlandığı kişi yanından gitse bile geri geleceğini bilir ve geldiğinde neşelenir. Çocukluklarında bu tür bağlanmaya sahip olan insanlar, yetişkinliklerinde kalıcı, güven dolu, romantik ve sosyal ilişkiler kurar. İnsanlara ve kendilerine güven duyarlar. Duygularını ifade etmekte zorlanmazlar ve dünya onlar için güvenilir bir yerdir.

Güvenli bağlanma stiline sahip bireyler, romantik ilişkilerde rahatlıkla duygusal yakınlık kurabilir, duygularını açıkça ifade edebilir ve hem yakınlığa hem bağımsızlığa dengeli şekilde yer verirler. Bu bağlanma stili, ebeveynin tutarlı sıcaklık ve desteğine bağlıdır; böylece çocuk, “destek arayışında reddedilmeyeceğini” öğrenir. Yetişkinlikte bu bireyler, tartışma ve streste yapıcı iletişime yönelirler ve “bağlanma güveni” yüksek ilişki tatmini sergilerler.

Örnek: X kişisi ve sevgilisi tartıştı. X: Öncelikle kendi duygularını fark ediyor ve kırgınlığını belirtiyor: “Bugün biraz üzgün ve sana kırgınım. Bunu seninle paylaşmak istedim çünkü sana güveniyorum.” Yakınlık kurmak ve çözüm aramak için öneri sunuyor: “Birlikte oturup bunu konuşabilir miyiz?” Sonuçta partneri, X’in duygularını dinliyor ve empati gösteriyor. İkisi de duygularını güvenli bir şekilde paylaşıyor ve tartışmayı çözüme kavuşturuyor. Böylelikle ilişkide güven ve yakınlık artıyor.

Kaygılı/Kararsız Bağlanma

Bakım veren, çocuğa karşı duyarlı bir mesafelidir. Bağlandığı kişi yanından gittiğinde çocuk kendisini sakinleştirmekte zorlanır. Bakım veren yanına gelse bile bu kaygılı durum bir süre devam eder. Çocukluklarında bu tür bağlanmaya sahip olan insanlar, yetişkinliklerinde kaygılı ve karşı tarafa bağımlı sosyal ilişkiler kurarlar. Kendilerine değil, karşı tarafa güvenme eğilimindedirler. Dünya onlar için belirsiz bir yerdir. Bu bireylerde romantik ilişkiler sıklıkla “bağımlılık” ve “ilişki kaygısı” ile karakterizedir; ebeveyn reddi ile bağlanma kaygısı arasındaki ilişki bu bağlamda araştırmalarda incelenmiştir.

Örnek: X ve sevgilisi tartıştı. Kaygılı bağlanan X bu durumda Kendi duygularını fark ediyor ama aşırı yoğunlaşıyor ve arkadaşlarına: “Çok üzgün ve korkuyorum, beni artık sevmiyor olabilir mi?” diyor. Partnerinden sürekli onay istiyor: “Beni sevdiğini söylersin değil mi? Bir şey değişmedi değil mi?” Tartışmayı çözmeye çalışmak yerine kaygısını partnerin davranışına bağlayarak takip ediyor, hatta küçük bir sessizlikte bile panikleyebiliyor. Yakınlık kurmak istiyor ama çok fazla bağımlılık veya kontrolcülük sergileyebiliyor. Bu durumda sonuç olarak partner bazen baskı altında hissediyor ve tartışmayı sakin şekilde çözmek zorlaşıyor. Kaygılı bağlanan kişi, kendi içindeki belirsizlik ve terk edilme korkusu nedeniyle sürekli teyit arıyor.

Kaçıngan Bağlanma

Duygusal olarak ulaşılmaz veya uzak ebeveynlerle büyüme, bireylerde duygusal mesafe koyma eğilimlerini artırabilir. Bakım veren çocuğa karşı mesafeli ve soğuktur. Çocuk, bağlandığı kişi yanından gitse bile bunun farkında değildir ve geldiğinde de tepkisiz kalır. Çocukluklarında bu tür bağlanmaya sahip olan insanlar, yetişkinliklerinde ilişki kurmakta zorlanırlar. Etrafa değil, sadece kendilerine güvenir ve ilişkileri kendi çıkarları üzerinedir. Duygularını ifade edemezler ve sosyal ilişkilerine duygusal yatırım yapamazlar. Dünya onlar için güvensiz bir yerdir. Bu bireyler, romantik ilişkilerde duyguları ifade etmede zorlanabilir, çatışmadan kaçınabilir ve yakınlık kurma konusunda isteksiz davranabilirler. Bu eğilimin arkasında, ebeveyn bakımının yetersiz veya ilgi eksikliği yaşadığı erken dönem deneyimler bulunabilir.

Örnek: X, sevgilisiyle tartıştı. Sevgilisi, “Beni daha çok görmek istiyorum, neden uzak duruyorsun?” diye sordu. X, tartışmadan sonra sessizleşti, telefonunu eline alıp mesajlara geç cevap verdi ve evde kendi odasına çekildi. İçten içe üzülüyordu ama duygularını açmayı ya da özür dilemeyi zor buluyordu. Tartışmanın sonunda bile samimi bir yakınlık kurmaktan kaçındı ve bir süre mesafeli davrandı. Sonrasında tartışma sonrası geri çekildi, duygularını paylaşmadı ve partnerinin yakınlık talebinden rahatsızlık duydu; yalnız kalmayı tercih etti.

Kaygılı-Kaçıngan (Fearful-Avoidant) Bağlanma

Bazı bireylerde hem kaygılı hem de kaçınan davranışlar birlikte görülür; bu stil “kaygılı-kaçıngan” (fearful-avoidant) olarak adlandırılır. Bu kişiler hem toplumsal yakınlık arayışı hem de reddedilme korkusu yaşar, bu da ilişkilerde çelişkili davranışlar ve istikrarsızlık yaratır. Bu stil, ebeveynin duygusal bakımda hem tutarlı hem de mesafeli yaklaşımlar sergilediği durumda gelişebilir.

Bu bağlanma şekli, aynı anda hem derin yakınlık ihtiyacı hem de bağlanmaktan kaçınma eğilimi gösterir. Bu bağlanma türü en sağlıksız olanıdır. Genelde bakım veren patolojik bir duruma sahiptir (borderline, şizofreni gibi). Çocuğun ihtiyaçlarını görmez ve duymaz. Bakım veren, çocuk için yakınlık kurulmak istenilen ama bir o kadar da güven duyulmaz biridir. Çocuk bakım vereni yanından gidince huzursuzlanır ancak tekrar gelse bile ya sakinleşemez ya da sarılır; birkaç saniye sonra ise bakım verenden uzaklaşır. Çocukluklarında bu tür bağlanmaya sahip olan insanlar, yetişkinliklerinde ilişki kurmakta zorlanırlar çünkü ne kendilerine ne de karşı tarafa güvenebilirler. Dünya onlar için güvensiz bir yerdir.

Örnek: X, sevgilisiyle tartıştı. Sevgilisi, “Neden bana daha çok ilgi göstermiyorsun?” dedi. X hem üzgündü hem de öfkeliydi. Bir yandan sevgilisinin yanında olmak istedi, diğer yandan tartışmadan kaçmak için odasına çekildi. Mesaj attı ama sonra gönderip silmek zorunda hissetti. Sevgilisiyle konuşmak istedi ama bağlanmaktan korktuğu için sürekli kararsız kaldı: “Yaklaşsam mı, uzaklaşsam mı?” diye düşündü. Tartışmanın sonunda hem özür dilemek istedi hem de yalnız kalmayı tercih etti. Partnerin ilgisini test etme veya sınama davranışı gösterdi. Sarılmak istedi fakat aynı zamanda panikleyip geri çekildi. Partnerden hem güvence talep etme hem de uzaklaşma isteği duydu. Kararsız ve tutarsız davranışlarda bulundu.

Sonuç olarak, ebeveynlerin bu tutumları, bireylerin yetişkinlikteki romantik ilişkilerindeki davranış ve tutumlarını şekillendirmede önemli bir etkiye sahiptir. Sıcak ve destekleyici ebeveyn yaklaşımı genellikle güvenli bağlanmayı teşvik eder ve dengeli ilişkilerle sonuçlanır. Tutarsız veya uzak ebeveyn tutumları, kaygılı, kaçınan veya kaygılı-kaçınan bağlanma stillerine ve bunlara bağlı ilişki sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle bağlanma stilleri, romantik ilişkilerin kalitesini anlamamızda güçlü bir çerçeve sunar.

Kaynakça

Gupta, A., & Singh, M. (2024). Influence of Parenting Style and Adult Attachment Style on Experience of Close Relationship among Adults. Int. J. of Indian Psychology. ijip.in Luo, J. (2025). The Effect of Parenting Style and Attachment Style on New Adult Intimacy. Studies in Psychological Science. pioneerpublisher.com Study on family origins and adult attachment security. PubMed PMC. PMC Monapsikoloji. (t.y.). John Bowlby ve bağlanma kuramı. https://www.monapsikoloji.com/john-bowlby-ve-baglanma-kurami/

İclal Sena Ece
İclal Sena Ece
İclal Sena, İstanbul Kent Üniversitesi psikoloji 3.sınıf öğrencisidir. İnsan davranışlarını ve bunların bilişsel süreçlerini takip etmektedir. Sanat, sosyoloji, iletişim ve medya gibi alanların psikoloji ile kesişen noktalarına ilgi duymaktadır. Klinik psikoloji alanında uzmanlaşmayı hedeflemektedir. Bunun yanı sıra Adli Psikoloji ve Endüstriyel Psikolojisi alanlarında da çalışmayı amaçlamaktadır. Psikoloji Times Türkiye ‘ de yazarken bilgilerini yazıya dökerek öğrenme sürecini pekiştirmeyi ve derinleştirmeyi okuyuculara katkıda bulunmayı Psikoloji bilimini herkes için anlaşılır bir hale getirmeyi misyon edinmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar