Perşembe, Aralık 4, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Dürtüsellikten Bağımlılığa: DEHB ve Madde Kullanımı Arasındaki Görünmez Bağ

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedir?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), genellikle çocuklukta başlayan ve bireyin yaşam işlevselliğini etkileyen nörogelişimsel bir bozukluktur.
Belirtileri üç ana boyutta toplanır: dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik.

DEHB’li bireyler odaklanmakta, görevleri tamamlamakta ve dürtülerini yönetmekte zorlanabilirler.
Çocuklarda hareketlilik daha belirginken, yetişkinlerde bu durum içsel huzursuzluk ya da ilgi duyulan alanlara aşırı odaklanma şeklinde görülebilir.

Bu dürtüsellik, kimi zaman riskli davranışlara ve madde kullanımına da zemin hazırlayabilir.
Sorun yalnızca biyolojik değildir; özsaygı kaybı, başarısızlık hissi ve yetersizlik algısı gibi psikolojik etkiler tabloyu derinleştirir.

Bu nedenle DEHB, sadece dikkat sorunuyla değil, beynin ödül, motivasyon ve dürtü kontrol sistemlerindeki karmaşık dengesizlikle ilişkilidir.

Madde Kullanım Bozukluğu Nedir?

Madde Kullanım Bozukluğu (MKB), biyolojik, psikolojik ve bilişsel etkenlerin kesiştiği karmaşık bir durumdur.
Kişi zararlarını bilse de madde kullanmaya devam eder, çünkü davranış artık bilinçli bir seçimden çok otomatik ve dürtüsel süreçlerle yönlendirilir.

İkili süreç modeli, bu durumu iki sistem üzerinden açıklar:

  • Biri bilinçli kararları ve özdenetimi temsil eden kontrollü sistem,

  • Diğeri ise anlık haz ve içgüdüsel tepkilerle çalışan dürtüsel sistemdir.

Bağımlılıkta bu iki sistem arasındaki denge bozulur; kişi uzun vadeli zararları bilse bile kısa süreli rahatlamayı tercih eder.
Özellikle prefrontal korteksteki bozulmalar bilişsel kontrolü zayıflatır ve dürtüsel kararları artırır.

Ayrıca MKB sıklıkla depresyon, kaygı ve diğer ruhsal bozukluklarla birlikte görülür; bu da tedavi sürecini karmaşık hale getirir.

Çocuklukta DEHB Tanısının Yetişkinliğe Yansımaları

DEHB erken yaşta fark edilip desteklenmediğinde, ergenlik döneminde madde kullanımına nöropsikolojik bir yatkınlık oluşturabilir.
Dürtü kontrolü ve ödül sistemindeki zayıflık bireyi anlık tatmine yönlendirir.

Bu durum sosyal kurallara uyumda güçlük yaratır; sürekli eleştirilen çocuk zamanla yetersizlik ve değersizlik duygularını içselleştirir.
Bu duygular, ilerleyen yaşlarda maddeyi bir rahatlama veya öz-düzenleme aracı haline getirebilir.

Böylece DEHB ve madde kullanımı arasındaki ilişki, hem beyinsel düzenleme bozukluklarını hem de duygusal savunma süreçlerini kapsayan çok katmanlı bir yapı halini alır.

Kısır Döngü: Dürtüsellik, Bağımlılık ve Nörokimya

DEHB ve madde kullanım bozukluğu arasındaki kısır döngü artık bilinen bir gerçektir.
DEHB, dürtüsellik ve özdenetim zayıflığıyla kişiyi madde kullanımına yöneltirken, madde kullanımı da beynin ödül mekanizmasını bozarak DEHB belirtilerini ağırlaştırır.

Dopamin ve diğer nörotransmiter seviyelerindeki değişim, kişinin dikkatini sürdürememesi ya da tam tersine aşırı odaklanma dönemleri yaşamasına neden olabilir.
Sonuçta birey hem zihinsel dengesini hem de içsel kontrolünü kaybeder;
bağımlılık ve dikkat dağınıklığı, aynı nöropsikolojik döngünün iki yüzü haline gelir.

Farklı Yaklaşımlar: DEHB ve Bağımlılığı Anlamak

  • Psikodinamik bakış açısına göre, DEHB’deki dürtüsellik ve huzursuzluk bastırılmış duyguların dışa vurumudur.
    Madde kullanımı ise bu duyguların geçici olarak yatıştırılması anlamına gelir.

  • Bilişsel kuram, DEHB’li bireylerin “yetersizim” gibi çarpıtılmış inançlarını maddeyle geçici olarak telafi etmeye çalıştıklarını öne sürer.

  • Davranışçı yaklaşım ise madde kullanımını, kısa süreli rahatlamanın öğrenilmiş bir sonucu olarak değerlendirir.

Sonuç: Anlamaya Dayalı Bir Yaklaşım

Sonuç olarak DEHB ve madde kullanım bozukluğu arasındaki ilişki, biyolojik yatkınlık, duygusal kırılganlık ve çevresel etkenlerin etkileşimiyle şekillenen çok katmanlı bir süreçtir.
Dürtüsellik, özdenetim zayıflığı ve duygusal düzensizlik kişiyi bağımlılığa açık hale getirirken; toplumsal damgalama bu döngüyü sürdürür.

DEHB’yi yalnızca bir dikkat sorunu olarak değil, bağımlılığa giden nöropsikolojik sürecin bir parçası olarak anlamak;
yargılamaktan çok anlamayı seçmek, gerçek iyileşmenin ilk adımıdır.

Kaynakça

  • ee SS, Humphreys KL, Flory K, Liu R, Glass K. (2011). Prospective association of childhood attention-deficit/hyperactivity disorder (ADHD) and substance use and abuse/dependence: a meta-analytic review. Clinical Psychology Review, 31(3), 328–341. doi: 10.1016/j.cpr.2011.01.006

  • Özgen, M. H. (2023). Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu: Yetişkinlere yansıması, belirtilerin dünü ve bugünü. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi, 30(2), 79–85. https://doi.org/10.4274/tjcamh.galenos.2023.2523

  • Özgen, M. H., Erermiş, S., Bilgiç, A., & Yüce, M. (2021). Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve madde kullanım bozukluğu eş tanısı olan ergenlerin taranması, tanısı ve tedavisi için uluslararası fikir birliği beyanı. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi, 28(2), 79–86. https://doi.org/10.4274/tjcamh.galenos.2021.18291

Havvanur Sarı
Havvanur Sarı
Havvanur Sarı, klinik psikoloji alanında lisans eğitimini tamamlamış ve psikodinamik terapi, bilişsel davranışçı terapi (BDT) ile çift terapisi alanlarında uzmanlaşmış bir psikologdur. Psikoloji alanındaki akademik ve klinik deneyimini Ege Pozitif Psikoloji’de gerçekleştirdiği staj ile pekiştirmiş, günümüzde ise Optimum Psikoloji’de stajına devam etmektedir. Bireylerin ruh sağlığını güçlendirmeyi ve psikolojiyi herkes için anlaşılır kılmayı hedefleyen Sarı, İstanbul Psikoterapi Akademisi bünyesinde çeşitli psikoloji ve kişisel gelişim konulu yazılar kaleme almıştır. Yüksek lisans sürecine hazırlanan Sarı, hem akademik hem de klinik çalışmalarıyla danışanlarına etkili ve bilimsel temelli psikolojik destek sunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar