Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocuklarda Öfke Problemi

Bu yazıda çocuklardaki öfke problemine kısa bir bakış atacak ve neler yapabileceğimize bakacağız. Bildiğimiz üzere öfkenin birden fazla sebebi olabilir, bu yazıda kaynaklardan bazılarını görecek ve bunlara karşı neler yapabileceğimize göz atacağız. Yazının çok uzun olmaması için yazıyı iki parçaya böldüm. İkinci kısımda kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Sebepler ve Çözüm Önerileri

1. Gün boyu maruz kalınan televizyon, telefon ve bilgisayar gibi araçlar, pasif olarak yerimizde oturmayı gerektirir. Bu yüzden de içimizdeki duygu, düşünce ve davranışları yansıtma fırsatını ya çok az bulabiliriz ya da hiç bulamayız. Duygu ve düşüncelerin sağlıklı şekilde ifade edilebilmesi için aktif etkinlik gerekiyor. Mesela evde hep beraber en az 30 dakikalık bir spor faaliyeti (esneme, gerinme, mekik, şınav, basit ağırlıklar kaldırma vb.) yapılabilir. Ya da sıcak-soğuk oyunu oynanabilir. Bu oyun, saklanan bir nesnenin yerini ipuçları ile bulmayı gerektirdiğinden hem zihni hem bedeni aynı anda çalışmış olacak ve hantallık durumundan kurtulacaktır. Tabi burada dikkat edilmesi gereken nokta her oyun oynama girişiminde bu oyunun amacının kazanmak olmadığı, amacın sadece eğlenmek olduğu her zaman hatırlatılmalı ve bu amaç çocuğa tekrar ettirilmelidir. Bir süre sonra onun kendi kendine bunu tekrarladığını göreceksiniz. Peki, neden kazanma amaçlı oynatmıyoruz? Çünkü çocuğunuz kaybetme konusunda da hassas olabilir, öncelikli amacımız çocuğun eğlenmesini ve zevk alabilmesini sağlamak, sonrasında konuşmaya hazır hale getirmektir.

2. Onunla konuşurkenki ses tonunuz mutlaka ılımlı olmalı, ılımlı derken alttan alır ya da çocukça değil. Sadece baskın, öfkeli ya da ciddiyetsiz olmayın. Konuşurken sizi anlamalı ve kendini düzeltebilmelidir. Bazı şeylerin olup olamayacağını çok geçmeden kendisi anlayacak ve geri gelip sizinle bu konuyu konuşacaktır ama o zamana kadar bir süre öfkesini yaşayacaktır, sakin kalın, öfkesini yaşamasına izin verin ancak yaşarken bir şeylere ya da kendisine zarar vermemesine dikkat edin. Öfkesini yansıtabileceği alanları birlikte de keşfedebilir ve buna göre bir ortam düzenlemesi yapabilirsiniz. Öfkesini attıktan sonra konuyu rafa kaldırmayın, mutlaka konuşun ve anlaşma sağlayın. O size “boşver” diyebilir ancak bunun önemli olduğunu ve geçilmemesi gerektiğini anlatın. Halı altına süpürülen sorunlar çözülmüş olmazlar, başka sorunlarla birlikte etrafın daha da kirlenmesine sebep olurlar.

3. İlk maddede söylediğim durumdan ötürü ekran maruziyetine belirli bir sınırlama da mutlaka getirilmelidir. Bu tabi ki tamamen kaldırmak ya da bir anda en alt sınıra çekmek olarak yapılmamalıdır. Sevdiği şey telefon, bilgisayar, televizyon ve tablet diyelim. 1 günde yalnızca ikisiyle meşgul olmasına müsaade edilmeli. Seçtiği ikisiyle de peş peşe meşgul olmamalıdır, araya mutlaka başka aktiviteler konulmalıdır. Ekrana ayırdığı süreyi az az kırparak işe başlayın ama bunu çocuktan gizlemeyin, belirli bir süre verin ve süre sonunda çıkması gerektiğini hatırlatın. Burada ise devreye “anlaşma yapma” konusu giriyor. Anlaşmaya konu olacak dört madde oluşturun. Bu konulardan ikisini siz seçin, ikisini ise onun seçmesine izin verin. Siz, derslerine çalışma ve kitap okuma gibi aktiviteler belirleyebilirsiniz. O ise daha eğlenceli ve zamanını geçirebileceği başka aktiviteler seçebilir. Bu eğlenceli ya da ders tipi aktiviteleri seçerken anlaşma metninden ayrı bir kâğıt oluşturabilirsiniz. Kâğıdın bir kısmında sizin belirlediğiniz aktiviteler, diğer kısmında ise onun belirlediği aktiviteler yer alır. Her gün bu listeden rastgele sizin belirlediklerinizden 2, kendi belirlediklerinden 2 tane olmak üzere 4 aktivite seçer. Seçimler her gün farklı bir aktivite olacak şekilde yapılmalıdır ki tekrara düşülmesin ve sıkıcı olmasın. Ayrıca resim çizmek, boyama yapmak, sizinle oyun oynamak isteyebilir. Dediğim gibi onun belirleyeceği her şey eğlence üzerine olabilir, bu problem değildir. Buradaki amacımız ekran dışında da eğlenceli bir dünyanın var olduğunu göstermektir.

4. Öfkenin düzeyini ölçmek dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta. Fazla şiddetli değilse bağırmasına ve etrafta koşturmasına izin verebilirsiniz ancak bazı durumlarda öfke yıkıcı boyutlara ulaşabiliyor ve inattan öte saldırganlığa varabiliyor. İşte bu gibi bir durumda ona sıkıca sarılmalı ve hareketini bir miktar azaltmalısınız. Sarılırken boğulmasına, kemiklerinin ağrımasına sebep olacak bir düzeyi değil de sadece hareket kabiliyetini engelleyici ve şefkatli halini tercih etmeniz daha iyi olacaktır. Sarılırken de yine ses tonunuz anlayış içermelidir.

5. Siniri yatıştıktan sonra ona kendini ifade etme fırsatı vermenizi söylemiştim. Bunu yaparken kullandığı dilin de tıpkı sizin diliniz gibi sakin ve yapıcı olmasına dikkat edin. Kötü bir söz söyledikten sonra durdurun ve bunu onaylamadığınızı, onun yerine nasıl söylenmesi gerektiğini ifade edin. Çocuklarla yaptığım çalışmalarda bu kısımda oynadığı oyunlarda ona kötü söz söyleyen kişilerden örnek veriyorum. “bu sende ne hissettiriyor?” dediğimde verdiği cevap üzerinden kullanması gereken uygun kelimeleri birlikte bulmaya çalışıyoruz. Bu şekilde onun iletişim dilini yavaş yavaş değiştireceğiz ancak bunu yaparken izlediklerine ve dinlediklerine dikkat etmenizde fayda var. Kötü bir şey dinlediğinde hemen telefonu elinden çekip almak yerine telefonu bıraktığında bu konu üzerinde konuşmak ve bunun neden güzel olmadığını anlatmak iyi olacaktır.

6. Bizim iletişim dili nasıl olmalı? Öncelikle onunla konuşurken ayakta olmamalıyız, onun boyuna inmeli yani dizlerimizin üzerinde durmalı ve onunla aynı göz hizasında olmalıyız ki bu sayede çocuk, onu anlamaya çalıştığımızı ve onun yanında olduğumuzu anlasın. Bir diğer husus onun tepkilerini, sözlerini ve duygularını ona yansıtmalıyız. Yani kaşları çatılmış, elleri yumruk yapılmışsa bunları söylemeliyiz. Mesela bilgisayardan kalktığı için sinirliyse “oynamak istiyordun ama süren bittiği için kalktın. Bu yüzden çok sinirli ve üzgünsün. Yüzüne baktığımda bunu görebiliyorum ama sen de biliyorsun ki süremiz bitti. Yine de eğlenmek için yapabileceğimiz bir sürü şey var, listemize bakmak ister misin? Belki yeni şeyler aklımıza gelir, onları da yazarız. Ne dersin?”

Furkan Sadık Öz
Furkan Sadık Öz
Furkan Sadık Öz, lisanslı psikolojik danışman olarak 2022 yılından beri bir özel eğitim kurumunda rehber öğretmen olarak çalışmaktadır. Aldığı eğitimlerin büyük bir kısmı çocuk psikolojisiyle ilgili olmakla birlikte pozitif psikoloji, travma ve yas ve öz terapi üzerine de eğitim almıştır. Çeşitli dergilerde yazıları bulunan yazar, sıklıkla şu konular hakkında yazmaktadır: çocuk psikolojisi, kişisel gelişim, farkındalık, travmatik yaşantılar, ilişkiler ve psikolojik rahatsızlıklar. Yazarak insanlarda farkındalıklar oluşturabileceğini düşünen yazarın “Kızıl Gelincik” ve “Manil” isminde iki kitabı vardır. Ayrıca kendisini çocuklara adayan yazar, yine onlar için eğitici ve öğretici materyaller de tasarlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar