Çocukluk ve ergenlik dönemi, bireyin duygusal gelişimi için kritik bir dönemdir. Bu dönemde çocuklar ve ergenler; kaygı, üzüntü, hayal kırıklığı ve yoğun öfke ile başa çıkmakta zorlanabilirler. Özellikle çocuklarda duyguların tanınmaması ya da doğru şekilde tanımlanmaması, ileride akademik uyum sorunlarına, akran ilişkilerinde sorunlara ve çatışmalara, psikolojik bazı sorunların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bu nedenle ruh sağlığını güçlendirici ve koruyucu bir faktör olarak duygu düzenleme becerilerinin geliştirilmesi gerektiği savunulur. Psikolojik danışma süreçlerinde, çocuk ve ergenlerin duygu düzenleme becerilerini geliştirmede Bilişsel Davranışçı Yaklaşım (BDT) etkili bir sonuç vermektedir.
Duygu Düzenleme Kavramı
Çocuklar duygularını yönetme becerisini zamanla öğrenir, doğuştan gelen bir beceri değildir. Duygu düzenleme, bireyin yaşadığı duyguları fark etmesi, anlamlandırması ve herhangi bir duruma uygun şekilde ifade edebilmesidir. Aile ortamı, okul deneyimleri ve sosyal ilişkiler ve ebeveyn tutumları bu öğrenme sürecinde önemli rol oynar.
Ergenlik döneminde ise kimlik arayışı, fiziksel değişimler, artan sosyal beklentiler, hormonsal değişimler duygusal tepkilerin daha yoğun yaşanmasına sebep olabilir. Bu süreç içerisinde sağlıklı, doğru duygu düzenleme becerileri geliştirememiş ergenlerde içe dönüklük, öfke patlamaları ve yoğun kaygı görülebilir.
Bilişsel Davranışçı Yaklaşımın Temel Varsayımları
Bu modele göre olayların kendisi değil, olaylara yüklenen anlamlar bireyin duygusal tepkilerini belirler. Bireyin yaşadığı duyguların ve davranışların temelinde düşüncelerin yer aldığını savunur.
Örneğin; ergenlik dönemindeki bir bireyin, arkadaş grubunda mesajına geç cevap verildiğinde “Kimse beni önemsemiyor, kesin benden sıkıldılar.” Şeklinde bir düşünce geliştirmesi kişinin kendini dışlanmış, değersiz ve üzgün hissetmesine sebep olabilir. Oysaki aynı durum “Herkesin yoğun olduğu bir zamana denk gelmiş olabilir, benimle bir ilgisi yoktur.” Şeklinde düşünüldüğünde duygusal tepkisi daha kontrol edilebilir olur.
BDT’ye göre bu durumda belirleyici olan, mesajın geç gelmesi değil, bireyin duruma nasıl bir anlam yüklediğidir. Terapi sürecinde de amaçlanan bu tür işlevsel olmayan düşünceler fark ettirilmesi ve daha işlevsel düşüncelerle yeniden yapılandırılmasıdır.
Çocuk ve Ergenlerle Çalışmada Kullanılan BDT Teknikleri
Teknikler genelde çocuk ve ergen düzeyine uygun olarak somut, görsel ve yapılandırılmıştır.
Duyguların Tanınması ve Farkındalık Kazandırılması: Duygu kartları, yüz ifadeleri ve hikayeler somutlaştırılarak duygusal farkındalık kazandırılması sağlanır. Bu teknikte çocuk “Ne hissediyorum” sorusuna cevap bulup sözel olarak ifade edebilmesine yardımcı olur.
Otomatik Düşüncelerin Belirlenmesi: Bir durum karşısında çocuğun nasıl düşünceler geliştirdiği ve bu düşüncenin altında yatan duygunun çocuğun davranışlarını nasıl etkilediğini belirlemede yardımcı olur.
Bilişsel Yeniden Yapılandırma: Bir durum karşısında çocuğun nasıl bir düşünce geliştirdiği ve bu düşüncenin altında yatan duyguların olumsuz olması durumunda alternatif bir düşünce ile çocuğun duygularının daha düzenlenebilir hale getirilmesine ve özgüven sorunlarının, sosyal kaygının en aza indirilmesine yardımcı olur.
Duygu-Düşünce-Davranış Bağlantısının Öğretilmesi: Çocuk veya ergen bireye yaşadıkları bir olayın düşünceleriyle duygularını ve davranışlarını nasıl etkilediği somut olarak gösterilmesi amaçlanır. ABCD (A: Activating Event/Olay, B: Belief/İnanç, C: Consequence/Sonuç, D: Disputation/Tartışma) modeli kullanılarak bireyin kendi duygu durumunu düzenlemesine ve bu süreci farkına varması sağlanır. Farkındalık bireyin duyguları üzerinde kontrol sahibi olmasına yardımcı olur.
Davranışsal ve Fizyolojik Düzenleme Teknikleri: Yalnızca bilişsel değil davranışsal düzeyde de nefes egzersizleri, gevşeme çalışmaları yapılır. Özellikle yoğun öfke, kaygı yaşayan çocuk ve ergenlerde yoğunluğun azalmasına yardımcı olur.
Psikolojik Danışman ve Ailenin Rolü
Psikolojik danışman, bu süreçte yargılayıcı olmayan, güvenilir, kabul edici bir rol oynar. Çocuğun ya da ergenin sürece aktif katılımını sağlayacak bir ilişki kurarak danışanın kendini en iyi şekilde ifade etmesine olanak tanır.
Ailenin sürece dahil olması çocuğun ya da ergenin duygularının küçümsenmediğini ve dinlendiğini hissetmesinde büyük rol oynar. Aile bireylerinin model olması danışma sürecinde kazanılacak becerilerin kalıcı hale gelmesine yardımcı olur.
Çocuk ve ergenlerde duygu düzenleme becerilerinin geliştirilmesi, psikolojik iyi oluş halinin temel yapısını oluşturan taşlardan birisidir. Duygu, düşünce ve davranışlar arasındaki ilişkiyi ele alarak çocuk ve ergen bireylerin içsel süreçlerini anlamlandırmada Bilişsel Davranışçı Yaklaşım yardımcı olur. Erken dönemde duygu düzenleme becerilerinin desteklenmesi ve geliştirilmesine yardımcı olunması bireyin yaşamı boyunca yaşayacağı zorluklarla sağlıklı şekilde baş etmesine yardımcı olur. Bu nedenle duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi psikolojik danışma süreçlerinde önemli bir hedef olarak ele alınmalıdır.


