Son dönemde haberlerde, dizilerde, sosyal medyada aynı cümleyle sık sık karşılaşıyoruz: “Bir kereden bir şey olmaz.” Madde bağımlılığı çoğu zaman tam da bu cümleyle başlıyor. Ne karanlık sokaklar ne de “uç” hayatlar… Aksine; bir eğlencede, arkadaş ortamında, bazen de yalnız bir akşamda.
Madde bağımlılığı bugün yalnızca marjinal bir sorun değil; gündelik hayatın içine sızmış, normalleşmiş ve çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen bir ruh sağlığı problemi.
“Bağımlı” Dediğimiz Kim?
Toplumda bağımlılık hâlâ belirli bir kalıpla düşünülüyor: işini kaybetmiş, sokakta yaşayan, kontrolünü tamamen yitirmiş biri. Oysa klinik pratikte gördüğümüz tablo çok daha farklı. Sabah işe giden, akşam ailesiyle yemek yiyen, sosyal hayatı olan pek çok kişi madde kullanımıyla ilgili ciddi bir risk altında. Çünkü bağımlılık, kişinin kim olduğu ile değil; maddeyle kurduğu ilişkiyle ilgilidir.
Bir danışanın şu cümlesi bunu çok iyi özetler: “Bağımlı gibi görünmüyordum çünkü hâlâ işime gidiyordum. O yüzden sorunum olduğunu da kabul etmiyordum.”
Bağımlılık Nasıl Sessizce İlerler?
Bağımlılık genellikle ani bir çöküşle değil, yavaş bir alışmayla gelişir:
-
İlk kullanım genellikle merak ya da ait olma ihtiyacıyla olur.
-
Madde, rahatlatıcı veya yükseltici (türüne göre) bir işlev görmeye başlar.
-
Zor duygularla baş etmenin ana yolu haline gelir.
-
Kontrol duygusu giderek zayıflar.
Burada kritik nokta şudur: Madde, kişiye sadece keyif vermez; aynı zamanda acıdan kaçış sağlar. Psikodinamik açıdan bakıldığında, madde çoğu zaman kişinin taşıyamadığı duyguların yerine geçer.
Psikodinamik Bir Pencereden Bağımlılık
Psikodinamik kuram, bağımlılığı sadece davranışsal bir sorun olarak değil, ruhsal bir düzenleme çabası olarak ele alır. Madde, kişinin iç dünyasında eksik kalan bir işlevi üstlenir. Donald Winnicott’un “geçiş nesnesi” kavramı burada anlamlıdır. Nasıl ki çocuk, anneden ayrışırken bir nesneye tutunur; bazı yetişkinler de ayrılık, boşluk, değersizlik ya da yalnızlık duygularıyla baş edebilmek için maddeye tutunur.
Bir danışanın sözleri bunu çarpıcı biçimde anlatır: “Kullandığımda sanki içimdeki boşluk bir süreliğine doluyordu.”
Madde burada bir keyif aracından çok, ruhsal bir tampon işlevi görür.
Gündelik Hayattan Örnekler
-
Üniversite öğrencisi, sınav kaygısını bastırmak için uyarıcı madde kullanmaya başlar. İlk başta “ders için”dir, sonra onsuz odaklanamaz hale gelir.
-
Yoğun çalışan bir beyaz yakalı, akşamları rahatlamak için maddeye yönelir. Zamanla bu, günün tek rahatlama yolu olur.
-
Sosyal ortamlarda kendini yetersiz hisseden biri, maddeyi “daha özgüvenli olmak” için kullanır.
Bu örneklerin ortak noktası şudur: Madde, kişinin duygusal ihtiyacını karşılamaktadır.
Neden Bırakmak Bu Kadar Zor?
Bağımlılık yalnızca fizyolojik değil, aynı zamanda duygusal bir bağdır. Madde; sakinleştirir, bastırır, uyuşturur, bazen de “iyi hissettirir”. Bu nedenle bırakmak, sadece bir alışkanlıktan vazgeçmek değil; bir düzenleyiciden ayrılmaktır.
Otto Kernberg’in de vurguladığı gibi, kişi bir nesneye yoğun bir duygusal yatırım yaptığında, ondan vazgeçmek ciddi bir kayıp duygusu yaratır. Bu yüzden “istemek” çoğu zaman yeterli olmaz.
Toplumda Normalleşme Tehlikesi
Bugün madde kullanımının espri konusu yapılması, dizilerde romantize edilmesi ya da sosyal medyada “özgürlük” simgesi gibi sunulması önemli bir risk yaratıyor. Bu normalleşme, sorunun fark edilmesini geciktiriyor.
“Herkes yapıyor” düşüncesi, bağımlılığın en tehlikeli farkındalık zeminlerinden biridir.
Tedavi ve Umut
Madde bağımlılığı tedavi edilebilir bir ruh sağlığı problemidir. Ancak tedavinin sadece maddeyi bırakmaya değil, maddeye neden ihtiyaç duyulduğunu anlamaya odaklanması gerekir.
Psikoterapi sürecinde kişinin:
-
Hangi duygulardan kaçtığı,
-
Maddeyle neyi düzenlediği,
-
Hayatında hangi boşlukları doldurduğu çalışılır.
Çünkü madde ortadan kalktığında, o boşluk hâlâ oradaysa, iyileşme süreci risk altında kalmaya devam eder.
Madde bağımlılığı bir “irade sorunu” değil, çoğu zaman bir dayanma çabasıdır. Kişi, elindeki en ulaşılabilir araçla hayatta kalmaya çalışır. Belki de bugün sormamız gereken soru şudur: “Bu madde neyin yerini tutuyor?” Cevap, bağımlılığı anlamanın ve iyileşmenin anahtarlarındandır.


