Kolonisinden ayrılıp tek başına dağlara doğru yol alan penguen neden bu kadar gündem oldu ve sosyal medyada romantize edildi? Penguen herkesin gözünde “özgürleşen”, “normlara karşı gelen”, “kendini seçen” bir figür olarak gündeme getirildi. Ve pekçok kişi de bu davranışı cesurca bulup takdir etti.
Ancak burada en dikkat çekici olan şey penguenin davranışı değil. Bu yazımda da görülmeyenlerden ya da görülmek istenmeyenlerden bahsedeceğim; çünkü asıl dikkat edici olan ve birazdan “çelişkili” olarak adlandıracağımız durumun insanlar tarafından nasıl yorumlandığıdır.
Çünkü aynı insanlar bir penguenin kolonisinden ayrılıp kendi yolunu çizmesini alkışlarken, gerçek hayatta benzer bir tercihi yapan bireylere aynı tepkiyi vermekte zorlanır. Buradaki “koloniyi”, toplumun dayattığı “ilişki normları” olarak özdeşleştirirsek, toplumun ortaya koymuş olduğu ilişki normları —evlenmemeyi seçenler, çocuk istemeyenler, tek çocuğun yeterli olduğunu düşünenler, evli bireylerin kök ailesinden önce kendi ailesini önceliklendirmeleri, evlenip boşananlar, ilişki içinde kişisel alana önem verenler, “her şeyi birlikte yapma” beklentisini reddedenler, geleneksel “erkek geçindirir” rolünü reddeden çiftler, mutsuz olduğu ilişkiyi sürdürmemeyi seçenler, ilişkiye verilen emeği ilişkinin sürdürülmesi için tek gerekçe olarak görmeyenler, değer görmediği yerde gitmeyi seçenler, cinsel ritmi toplumsal beklentilerden farklı olan çiftler— liste bu şekilde uzayıp giderken, hiçbiri penguenin davranışı gibi ayakta alkışlanmaz; aksine sorgulanır, yargılanır ve dışlanır.
“Vay efendim neden çocuk yapmıyorsunuz, çocuk aşkın meyvesidir”, “Eşinden önce annen vardı, nankörlük etme”, “İlişki yaşıyorsunuz, tabii ki hayatlarınız bir olacak”, “Saçmalama, o kadar emek verdin, kaç yıl olmuş, bitirilir mi?” … Takdirden ziyade eleştiriyle karşılık bulan cümlelerdir.
Bu noktada da yukarda bahsettiğim “çelişki” ortaya çıkıyor. Norm dışına çıkmak, başkasına ait bir hikâyede takdir toplayan ve özgürlük, cesurluk gibi kavramlarla anlamlı hâle getirilirken, bireyin kendi hayatı için aynı tercihi yapması eleştirilerin ve yargılamaların kurbanı oluyor.
Toplumsal kurguda “koloni”, bizlere nasıl bir ilişki yaşamamız gerektiğine, nasıl ve nasıl kişileri sevmemiz gerektiğine, aynı zamanda nasıl kişilerle evlenmemiz gerektiğine, nasıl bir eş olmamız gerektiğine dair yazılı olmayan kurallar bütünü sunar. Biz de bunların hiçbirini sorgulamaz, uygular; sorgulayanı da yargılarız. Oysa yaşanacak ilişkiler, kurulacak birliktelikler kişilerin ya da toplumun “ne söylediğinden çok”, çiftlerin birlikte uyumuyla beraber meydana getirdiği saygı temelli güvenli bağlılıklardan oluşmalıdır.
Başkasına Ait Bir Hikayede Cesaret
Koloninin dışına çıkan birey “kendi seçimlerini gerçekleştiren özgür birey” olarak değil de “sorunlu” olarak etikete maruz kalırken, penguen neden koloniden ayrılıp kendi yolunu seçtiği için takdir edildi, neden kimse “yaşamı için kolonisine bağlı kalmalı” demedi? Çünkü aslında bir başkasının hikâyesinde cesaret edilen şey, kişinin kendi hayatında cesaret edemediği bir durumu temsil eder. Bu yüzden de penguen romantize edilirken birey sorgulanır, eleştirilir.
“Biz çocuk düşünmüyoruz” demek aile olamamak demek, “Emek verdiğin bir ilişkiyi sırf sana zarar verdiği için” bitirmek bencillik demek, “Eşim ve çocuklarım her zaman daha önceliklidir, çünkü onlar benim ailem” demek kök aileye nankörlük etmek demek, “evlilik bana göre değil, evlenmeyi düşünmüyorum” demek evde kaldın demek…
Nihilist Penguen ve Toplumsal Çelişki
Şimdi bir düşünelim; belki de bu nihilist penguen olayı bize toplumun ilişkilere ve yalnızlığa dair çelişkili tutumunu anlatıyordur. Normlara uymayan davranışlara hayranlık duymak, gündem hâline getirmek kolaydır; asıl zor olansa aynı anlayışı ve takdiri bireyin kendi yaşam ve ilişki tercihlerine de gösterebilmektir.
Maalesef birçok ilişki üçüncü kişilerin yorumuyla, dayatmalarıyla içselleştirilmiş hâle gelerek anlaşmazlığa ve krize neden oluyor. Oysa her bireyin ve her çiftin tercihi kendi ilişki dinamikleri çerçevesinde oluşur. Çocuk sahibi olmak istemeyen bir çift bu sorumluluğu alamayacağından dolayı istemiyordur ve asıl takdir edilmesi gereken nokta da budur: “bilinçli bir çift” olmaları. Mutsuz olduğu bir ilişkiyi sürdürmemeyi seçenler, zorluğa dayanamayan ya da çaba harcamayan kişiler değildir; özünde kendisini önemseyen, kendine değer veren ve kendine mutlu, kaygısız bir ilişkiyi hak gören kişilerdir; tıpkı her bireyin böyle bir ilişki dinamiğini hak etmesi gibi.
Sağlıklı Birlikteliklerin Temeli Olarak Sınırlar
Gerek hayatımızda gerekse ilişkilerimizde nihilist penguen olmak zorlayıcı olsa da aslında sağlıklı birlikteliklerin kendisidir. Çünkü ilişki normları demek sınırlı ilişkiler demek, bağ kurulamayan ilişkiler demek, kontrolcü ilişkiler demek, konuşulmayanların üstünü örtmek demek… Bu tür ilişki örüntüleri de kaygının ve krizin temel oluşturduğu ilişkileri meydana getirir. Kendi tercihlerini yansıtan birey, aslında ilişkide öz saygı temellerini güçlendiren kişidir.


