Daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir hobiye özgüvenle başlayıp, sonrasında bu konuda yeterli olmadığınızı fark ettiğiniz oldu mu? Yarışlara, testlere, hobilere veya oyunlara başlamadan önce, gelecekteki performansımızı abartma ve kendimizi olduğumuzdan daha iyi gösterme eğiliminde oluruz. Ama gerçekten bulunduğumuz vaatleri yerine getirebilecek miyiz? Söylediğimiz kadar özgüvenli ve yetenekli miyiz? Eğer gerçekten öyleysek, sadece doğrular hakkında konuşmuş oluruz. Ama ya değilsek?
Türkçeye “bilmediğini bilmemek” olarak geçen bir sendromdan bahsedeceğiz: Dunning-Kruger sendromu. Bu sendrom, insanların bilgi ve becerilerini abartarak, gerçek performanslarına kıyasla yetkinliklerini bildirme konusunda aşırı özgüvenli olmalarına işaret eder (Mahmood, 2016). Bu sendromda kişiler, yeteneklerini abartarak, aslında başarabileceklerinden emin olmadıkları işlere fazla özgüvenle yaklaşır ve bunun temel sebebi sahip oldukları bilgi ve beceri eksikliğidir. Eğer insanların başarılı olduğu halde kendilerini başarısız hissettikleri imposter sendromunu duymuşsanız, Dunning-Kruger sendromu bunun tam tersidir. Kişi başarısız olduğu halde kendini başarılı olarak görür. Bilmiyor olmanın ne anlama geldiğini anlayamadığı için, bilmediğinin farkına dahi varamaz. Kısacası, bilmediğini bilemez.
Dunning-Kruger etkisinin çıkış noktası oldukça ilginçtir. Bazı kaynaklara göre bu etki, iki soyguncunun yüzüne limon suyu sürmesi ile araştırılmaya başlanmıştır. 1995 yılında Wheeler ve Johnson isimli iki adam, Pittsburgh’te iki bankayı soymak için anlaştılar. Bu soygun hakkındaki ilginç kısımlardan biri, iki soyguncunun da kendilerini gizlemek için hiçbir çaba sarf etmemiş olmasıydı. Maske takmıyorlardı, yüzlerini kapatmıyorlardı; tanınmamak için hiçbir şey yapmıyorlardı. Bu durum herkese çok garip gelmişti. Wheeler, yakalanıp karakola götürüldüğünde ona bankayı soyarken çekilmiş fotoğrafları gösterilir ve söylenenlere göre tepkisi “But I wore the lemon juice. I wore the lemon juice” şeklinde olmuştur. Şaşkınlıkla limon suyunu yüzüne sürdüğünü nasıl hala kamerada göründüğünü anlamadığını söylemiştir. Neden bunu yaptıkları sorulduğunda, Wheeler, Johnson’un ona eğer limon suyunu yüze sürerse kameralarda görünmeyeceğini anlattığını belirtmiştir. Bazı kaynaklara göre Johnson’un yüzüne limon suyu sürerek Polaroid kamerasından fotoğraf çektiğini ve yüzünün görünmediğini iddia ettiği de rapor edilmiştir. Bu haberi gazetelerde okuyan Dunning, “Eğer Wheeler banka soymak için fazlaca bilgisizse, belki de bilgisizliğini fark edemeyecek kadar da bilgisizdir” diye düşündü. Yani Wheeler’ın bilgi eksikliği, kendi yetersizliğini de fark etmesini engelliyordu. Bu olay üzerine, 1999 yılında bursiyeri Kruger ile birlikte çeşitli araştırmalar yürüterek kişilerin algıladıkları yeterlilik ile gerçek yeterlilikleri arasındaki farkları ölçmüşlerdir.
Dunning-Kruger sendromu, bu ismi alıp psikoloji literatürüne girmeden çok önce, kültürlere ve dile de konu olmuştur. Örneğin, halk arasında bu durumdaki kişiler için “cahil cesareti”, “az bilen çok konuşur”, “fos çıkan” gibi ifadeler kullanılmaktadır. Eğer televizyondan tamamen kopuk değilseniz, ucunda ödül olan yemek programları, bilgi yarışmaları ya da survivor gibi güçlü görünmenin gerektiği yarışmalarda insanların daha hiçbir şey başlamadan atıp tuttuklarını görmüşsünüzdür. Program için çekilen yarışmacı introları ve ilerleyen zamanlarda gelişen olaylar genellikle hiç bağlantılı olmaz. Bunun başlıca sebebi, ucunda ödül olan ve güç gösterisi yapılması gereken neredeyse her yerde insanoğlunun özgüvenli gözükerek kazanma çabasıdır. Kazanamayacağından emin dahi olsa, insanların performanslarını “şişirdikleri” görülmüştür. Bu tip insanlar çoğunlukla ödülü elde edemese de, bazıları özgüveni ile hatırlanmaya devam eder. Bazı araştırmalar, bir işe özgüven ile başlamanın, işi olumlu şekilde bitirebilmeyi etkilediğini gösterirken, bazıları ise özgüven ile başlama ve işi bitirme arasında doğrudan bir bağlantı olmadığını, yetenek, hırs, bilgi gibi belirleyicilerin olduğunu vurgulamaktadır.
Kısacası, Dunning-Kruger etkisi; kişinin, yeteneklerini olduğundan fazla değerlendirmesi ve bu nedenle yetersizliklerinin farkında olmaması durumudur. Başka bir ifadeyle, bilmediğini bilmemek bir çeşit öznel körlüktür.
KAYNAKÇA
Graban, M. (2026, January 15). “But I wore the juice”: The true story that inspired the Dunning–Kruger effect.
Mahmood, K. (2016). Do People Overestimate Their Information Literacy Skills? A Systematic Review of Empirical Evidence on the Dunning-Kruger Effect. Communications in Information Literacy, 10 (2), 199-213. https://doi.org/10.15760/comminfolit.2016.10.2.24


