Çevremizde zaman zaman bedenindeki küçük belirtileri bile büyük bir rahatsızlıkmış gibi anlatan, “o kadar doktora gittim hiçbir doktor şu ağrılarımın nedenini bulamadı” gibi ifadelerle yakınan insanlarla denk gelmişizdir. Bu insanlar bu tarz bedensel belirtileri için yıl içerisinde çok kez doktor ve acil servislere uğrar. İşte halk arasında hastalık hastalığı olarak adlandırdığımız hastalık kaygısı bozukluğu, temelde bireyin bedensel bir rahatsızlığı olduğuna dair aşırı zihinsel bir meşguliyet sergilemesiyle ortaya çıkar. Birey vücut belirtilerini yanlış yorumlayarak ciddi bir rahatsızlığı olduğunu ya da olacağını düşünerek doktora başvurur. Ancak doktorlar bu hastaları bilgilendirse bile hastanın sağlığıyla ilgili kaygısı azalmaz, aksine “ben hastayım ama kimse görmüyor” diyerek farklı belirtilerle farklı doktorlara giderek farklı tetkikler yaptırırlar. Peki tüm bunlar değerlendirildiğinde hastalık kaygısı bozukluğu nedir?
Hastalık Kaygısı Bozukluğu Nedir?
Hastalık kaygısı bozukluğu, halk arasında hastalık hastalığı olarak bilinmektedir. Belirli bir tıbbi dayanağı olmadan, ciddi bir hastalığı olduğuna dair kişinin aşırı korku ve uğraşlarla ilerlettiği, gerçek olmayan bedensel belirtileri ya da hisleri yanlış algılamasından kaynaklanmaktadır. Bu süreçte bireyin bedensel belirtiler üzerine yoğunlaşması, zihinsel yükünü artırarak günlük işlevselliğini de olumsuz etkileyebilir.
Tarihsel Gelişimi ve Farklı Yaklaşımlar
Tarihsel perspektif incelendiğinde DSM-IV’te Somatoform Bozukluklar kategorisinin altında yer alırken, DSM-5’te yeni bir tanı olarak ele alınmaktadır. Farklı yaklaşımlar açısından değerlendirildiğinde psikanalitik yaklaşım; bilinçdışı çatışmalar, erken yaşam deneyimleri ve savunma mekanizmalarını; bilişsel davranışçı yaklaşım; bilişsel süreçleri ve inançları; kişilerarası yaklaşım ise onay arayıcılık ve bağlanma stillerini ele alarak değerlendirme yapmaktadır.
Etiyoloji
Psikolojik
Fiziksel semptomların ve tıbbi bilgilerin gerçekte olduğundan daha fazla tehlikeli olduğunu anlama eğilimi vardır. Fiziksel semptomların anlamı ile ilgili fazla meşguliyet içinde olmak ve amaçsız olan fikir ve inançlar hastalık kaygısı olan bireyler için daha fazla risk yaratır. Psikopatolojik hastalıkların ortaya çıkmasındaki büyük etkenlerden biri de psikolojik olarak bireyin zorlayıcı fikirler içerisinde olmasıdır (Meriç, 2022).
Biyolojik
Hastalık kaygısı olan kişilerin frontal korteks ve hipofiz bezi ağırlıklarında azalma, talamus ağırlığında ise artış olduğu görülmektedir (Ilıcak, 2020).
Çevresel
Ailesinde veya çevresinde hipokondriyazis bozukluğu olan bireylerin sosyal öğrenme yoluyla hasta rolünü benimseyebildiği ve bu şekilde davranış sergiledikleri görülmektedir.
Semptomlar
• Aşırı terleme, kalp çarpıntısı, öksürme, karın ağrısı, göğüs ağrısı, sırt ve bel ağrısı
• Fiziksel belirtiler genellikle günlük yaşamda normal karşılanabilecek ve tehlikeli olmayan belirtilerdir. Hastalık kaygısı olan bireylerde hastalığa olan inanç tamdır; doktor doktor gezmelerine rağmen ikna olmazlar (Ilıcak, 2020).
Tüm bunlar günlük yaşamda normal karşılanabilecek ve tehlike içermeyen belirtiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireyler aşırı korku ile internet ortamında edindiği bilgileri gerekçe göstererek doktor ve acil servislere başvurmaktadırlar. Doktorların bilgilendirmesi bu bireylerin kaygılarını azaltmamakla birlikte, aksine farklı belirtiler geliştirerek farklı doktorlara giderek farklı tahliller yaptırmalarına neden olmaktadır.
Komorbidite
Eş tanılı bozukluklara baktığımızda bu bireylerde sağlıklarıyla ilgili duydukları Yaygın Kaygı Bozukluğu’nun yanında Depresyon, Obsesif-Kompulsif Bozukluklar, Özgül Fobi ve Anksiyete Bozuklukları eşlik etmektedir.
Epidemiyoloji
• Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada hastalık kaygısı bozukluğunun yaşam boyu sıklığının %4 ile %14 arasında olduğu sonucuna varılmıştır (Ford, 2000).
• İtalya’da genel popülasyonda yapılan farklı bir çalışmada ise hastalık kaygısı bozukluğunun yıllık prevalansının %4.5 olduğu görülmüştür (Faravelli, 1997).
• Ülkemizde yapılan bir çalışmada ise yaşam boyu sıklığı genel popülasyonda %0.6 olarak belirlenmiştir (Ilıcak, 2020).
Hastalık kaygısı bozukluğu belirtileri herhangi bir yaşta kendini gösterebilmekle birlikte, bu hastalığın en fazla 20’li ve 30’lu yaşlarda ortaya çıktığı bilinmektedir (Hocaoğlu, 2015). Hastalık kaygısı bozukluğunun yaşam boyu sıklığının cinsiyete göre farklılık gösterdiğini ortaya koyan çalışmalar mevcuttur. Ülkemizde yapılan bir çalışmada yıllık prevalansın kadınlarda %0.8, erkeklerde ise %0.3 olduğu sonucuna varılmıştır (Ilıcak, 2020).
Wright ve Asmundson (2003), hastalık kaygısının çocuk ve ergen alanında ihmal edilmesinde, bu yaş grubuna yönelik değerlendirme araçlarının eksikliğini fark ederek Çocukluk Çağı Hastalık Tutum Ölçeği’ni geliştirmişlerdir.
Güncel Araştırmalar ve Covid-19
Güncel araştırmalar içerisinde COVID-19 salgını ile artan teknoloji kullanımıyla birlikte sağlık bilgisi arayan bireylerde siberkondri, bir diğer anlamıyla çevrimiçi sağlık bilgisi arama davranışının bu kişilerin refahına zarar verdiği görülmektedir. Araştırmalar siberkondrinin artan hastalık kaygısı, obsesif kompulsif semptomlar ve belirsizliğe tahammülsüzlük ile ilişkili olduğunu göstermiştir (Poel ve ark., 2016; Bajcar ve Babiak, 2019; Starcevic ve ark., 2020; Khazaal ve ark., 2020). Ek olarak araştırmalar, COVID-19 salgını ile birlikte siberkondrinin alevlendiğini ortaya koymuştur (Starcevic ve ark., 2020). Siberkondrinin orta ila yüksek düzeyde hastalık kaygısı olan bireyler üzerindeki zararlı etkileri kaydedilmiştir (McMullan ve ark., 2019).
Tedavi Yöntemleri
Hastalık kaygısı bozukluğunun güncel tedavi yöntemleri arasında:
• Bilişsel Davranışçı Terapi
• İlaç tedavileri
• Farkındalık ve gevşeme teknikleri
• İnternet ve sağlık bilgisi kullanımını sınırlandırma
• Aile ve çevre desteği
yer almaktadır.
Kaynakça
• Atmaca, M. Somatoform Bozukluklarda Nörogörüntüleme: Bir Gözden Geçirme. Türk Psikiyatri Dergisi 2012;23.
• DSM-5 El Kitabı.
• Durak, D., Karaaziz, M. Hipokondriyazis Bozukluğunun Bilişsel Davranışçı Terapi Yöntemi ile Tedavisinin İncelenmesi Üzerine Bir Derleme. Uluslararası Sosyoloji ve Ekonomi Dergisi. 1086-1099.
• Üstün, Ç. & Özçiftçi, S. (2020). Covid-19 Pandemisi ile Gelişen Farklı Tablolar: Hipokondriyazis, Obsesif-Kompulsif, Anomik Bir Dönem Endişesi. Premium e-Journal of Social Sciences (PEJOSS), 4(8), 312-313.
• Yıldırım, E. A. Hipokondriazis. Sağlık Bilimler Üniversitesi Hamidiye Tıp Fakültesi Öğrenci Ders Notları. 45-48.
• Yılmaz, İ. S. Annenin Hastalık Kaygısı ile Çocuğun Hastalık Kaygısı Arasındaki İlişkide Çocuğun Bilinçli Farkındalık Düzeyinin Aracı Rolü. Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı, 2024.


