Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bed Rotting (Yatakta Çürümek): Dinlenme Trendi mi, Sessiz Bir Psikolojik Alarm mı?

Son zamanlarda sosyal medyada karşımıza çıkan kavramlardan biri bed rotting oldu. Direkt Türkçe’ye çevrildiğinde kulağa sert gelen bu ifade, bireyin yatakta uzun süre boyunca hiçbir şey yapmadan vakit geçirmesini anlatıyor. Scrolling (telefonda kaydırma yapmak), uyuklamak, dizi-film izlemek ve dış dünyadan uzaklaşmak bu davranışın örneklerindendir. Buna benzer şekilde kullanılan bir diğer terim ise “hurkle-durkle”dır. Bu kavram daha eskidir ve sabah kalkmak yerine yatakta oyalanmayı ifade eder. Peki bu davranışlar gerçekten birer öz-bakım yöntemi midir, yoksa ruhsal bir kaçış mıdır? Bu yazıda bed rotting ve hurkle-durkle davranışlarını psikolojik yönden ele alarak, hem olası işlevlerini hem de risklerini ele alacağız.

Bed Rotting Nedir?

Bed rotting, bireyin fiziksel olarak hasta olmadığı halde gün içinde saatlerce yatakta kalması durumunu ifade eder (Brincat, 2025). Bu saatler bazen birkaç saatle sınırlıyken, bazı durumlarda tüm gün boyunca yatakta kalmaya kadar uzanabilir. Bu davranış çoğu zaman sosyal medyada “kendine zaman ayırma” ya da “öz bakım” olarak sunulmaktadır. Hurkle-durkle ise benzer bir şekilde, özellikle de sabahları yataktan çıkmayı geciktirme ve yatakta bilinçli olarak oyalanma davranışını ifade eder. Kavramsal olarak bed rotting’e göre daha hafif ve geçici bir durumu çağrıştırsa da, işlevsel olarak benzer psikolojik süreçleri barındırır.

Bu Davranışlar Neden Artıyor?

Bed rotting’in son yıllarda bu kadar yaşanır olmasının nedeni tesadüf değildir. Günümüz modern hayatın temposu, sürekli hareketli ve üretken olma beklentisi, “hustle culture” olarak adlandırılan başarı baskısı kişilerde önemli ölçüde duygusal ve zihinsel yük oluşturuyor. Özellikle genç yetişkinler ve üniversite öğrencileri gelecek kaygısı, akademik başarı ve sosyal karşılaştırma nedeniyle kronik stres yaşayabiliyor. Bu noktada yatakta kalmak, kişi için bir tür kaçış alanı haline gelebiliyor. Yatak, güvenli bir alan ve dış dünyanın korkutucu yaşantısından geçici olarak uzaklaşılabilen bir yer. Psikolojik açıdan ele alındığında bu durum, kaçınma baş etme stratejisi (avoidant coping) olarak değerlendirilebilir. Bu durum, kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede sorunları çözmek yerine erteleme davranışına neden olur.

Her Bed Rotting Zararlı Mı?

Bu noktada önemli bir ayrım gerekir. Her yatakta kalma davranışı patolojik bir durum değildir. Duygusal veya zihinsel olarak yoğun geçen bir haftanın sonunda birkaç saat bilinçli olarak dinlenmek, bireyin sinir sistemini regüle etmesine yardımcı olabilir. Psikolojide dinlenme, kendine alan açma ve öz şefkat kavramları ruh sağlığı açısından kritiktir. Asıl sorun, bed rotting’in sürekli hale gelmesi ve kişinin yaşam işlevselliğini bozmaya başlamasıdır. Eğer birey, sorumluluklarından kaçmak amacıyla sürekli yatakta kalmayı seçiyorsa, sosyal ilişkilerinden uzaklaşıyorsa ve günlerinin büyük bir kısmını bu şekilde geçiriyorsa bu artık bir öz bakım değil, psikolojik bir alarm olabilir.

Olası Psikolojik Riskler

Sık tekrar eden ve uzun süreli bed rotting davranışının bazı riskleri vardır. Bunlardan biri depresif döngüdür. Depresyonda görülen temel belirtilerden biri enerji kaybı ve davranışsal geri çekilmedir. Kişi hareket etmedikçe daha az enerji hisseder, daha az enerji hissettikçe daha çok yatakta kalır. Bu da kısır bir döngü oluşturur. Ek olarak yatakta uzun süreler boyunca pasif şekilde kalmak, uyku-uyanıklık döngüsünü (sirkadiyen ritmi) bozmaya neden olabilir. Yatak sadece uyku için değil, gün içinde uyanıkken de kullanıldığında beyin yatak-uyku bağlantısını yok edebilir. Bu durum zaman geçtikçe uyku kalitesini düşürmeye neden olabilir. Sosyal açıdan ele alındığında ise, devamlı içe çekilme ve izolasyon eğilimi sosyal bağları zayıflatabilir. Oysa psikolojik dayanıklılığın en kuvvetli kaynaklarından biri sosyal destek sistemidir.

Ne Zaman Denge Sağlıklıdır?

Bed rotting’i tamamen iyi ya da kötü olarak değerlendirmek yerine, süre ve amaç üzerinden değerlendirmek daha sağlıklı bir yol olacaktır. Şu sorular ayırt edici nitelikte olabilir:

  • Yatakta kalmak beni gerçekten dinlendiriyor mu?

  • Günlük hayatım (derslerim, ilişkilerim, sorumluluklarım) etkileniyor mu?

  • Yoksa yapmam gereken sorumluluklardan kaçmak için mi yatakta kalıyorum?

Eğer bed rotting kısa süreli bir dinlenme alanıysa sorun teşkil etmez. Fakat duygusal kaçışın temel yolu halinde geldiyse, altta yatan kaygı, stres veya depresif tüm belirtiler ele alınmalıdır. Bed rotting ve hurkle-durkle modern çağın ruh halini gösteren davranış biçimleri olarak gözler önüne seriliyor. Bir yandan dinlenme ihtiyacını görünür kılmaları açısından anlaşılırken, diğer yandan uzun vadede ruh sağlığı açısından riskli bir kaçış mekanizmasına dönüşme potansiyeli taşıyorlar. Asıl olay, kişinin yatakta ne kadar kaldığından ziyade neden kaldığıdır. Bireyin kendisini dinlemesi, içsel motivasyonunu fark etmesi ve gerekirse profesyonel destek alması, bu davranışın sağlıklı sınırlar içinde kalmasını sağlayabilir.

Kaynakça

Brincat, C. (2025, August 26). Bed rotting: What it is and why people do it. WebMD. https://www.webmd.com/balance/bed-rotting

Melek yeşilyurt
Melek yeşilyurt
Melek Yeşilyurt, Ankara’da yaşamaktadır ve TED Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) bölümünde lisans eğitimine devam etmektedir. Psikolojiye olan ilgisi, insan davranışlarını yalnızca gözlemlenebilir yönleriyle değil; düşünsel, duygusal ve içsel süreçleriyle birlikte anlamaya yönelik bir arayıştan doğmuştur. Eğitim hayatı boyunca özellikle klinik psikoloji (clinical psychology), kaygı bozuklukları (anxiety disorders), obsesif-kompulsif bozukluk (Obsessive-Compulsive Disorder – OCD) ve duygusal düzenleme (emotion regulation) konularına ilgi duymuştur. Akademik bilgisini, bireysel deneyimlerle ve günlük yaşamın içinden örneklerle birleştirerek psikolojik kavramları daha erişilebilir hâle getirmeyi amaçlamaktadır. Sosyal sorumluluk ve çocuk odaklı çalışmalarla da ilgilenen Yeşilyurt, “Nature Friendly Kids” adlı proje kapsamında çocuklarla birlikte çevre bilinci ve sürdürülebilirlik temelli etkinlikler yürütmüş; psikolojinin yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde de dönüştürücü bir gücü olduğuna inanmıştır. Yazılarında, insan zihninin karmaşıklığını yargılayıcı olmayan bir dille ele almayı; psikolojik süreçlere dair farkındalık yaratmayı ve okuyucunun kendi iç dünyasıyla temas kurmasına alan açmayı hedefler. Psychology Times bünyesinde, psikolojiye dair düşünsel, eleştirel ve farkındalık odaklı yazılar kaleme almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar