Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Acemice Sevmek: Kendini Kandırmanın Sarhoşluğu

Acemi bir sevgiden tamamlanmamış bir aşk çıkıyor. Çünkü aşk böyle değildir. Sonu gelecek olan bütün mevcudiyetin hem halleriyle adeta bu işte cebelleşen ve olması için ısrar eden bir bilincin sonucunda aşk da “ben buradayım der” ve de diyecektir. İşte orada kendine yuva bulan aşk, iki kişinin ilelebet mevcudiyetinde sadık kalmaya hazırdır. Bunda da tekerrür edecek şekilde mukabil olur. Zapt edilen her hissin dirilmesi sonucunda aşkı bulmuş iki kişi her daim birbirine bütün hisleriyle adeta “ben sana hazırım” demeye uyumludur. Bütün bunlar eksik ise acemice seviyoruz demektir. İşte asıl mesele de budur zaten! Ya iki kişiden birinin ısrarı sonucunda birinin sevgisine maruz kalıyorsak! Ve bunda kendimizi zan altında bırakıyorsak! Buna ne diyebiliriz ve bunu nasıl kanıtlayabiliriz? Birinin gidişinde birinin kalışında ve birinin kararsızlığında ya da birinin belirsizliğinde acemice sevdiğimizin tüm kanıtları ortadadır, ancak bireyler görmezden geliyor. Neden mi? Çünkü bireyler sadece tahammül edilemeyen duygulara yeniliyor. Tüm duygular olumlu değildir ve tüm olumlu geliyor hissine yönelten düşünceler de psikolojik olarak sağlıklı değildir. Kısacık bir duygunun yaşanması ve buna kapılmak bireylerin tüm hayatına mal olabiliyor. İşte bu kavramlara dikkat edelim.

Birinin Sevgisi İstemeyen Bir Diğerine Zorunlu Sevgi Olur!

Bilhassa biri kalıyor, diğeri gitmek için çabalıyorsa ve biri, bir diğerini zorla tutuyor demektir. O halde buna aşk, sevgi veya sevmek denilir mi hiç? Ya da yukarıda saydıklarıma benzer olanın tıpkısı; senin sevgin birini zan altında bırakması demek değil midir? Peki ya sevdiğin birinin sana karşı adil olmasını sevgiyle karıştırıyorsan, ama gerçekte sana karşı sevgisinin olmadığını bilmiyorsan ve yine de yanında ister misin? Ve evet, yine de bireyler karşı tarafın duygularına, hislerine ya da fikirlerine saygılı davranmadan, karşı istemediği halde o istiyor ve hem de bunda ısrarcı davranıyor. İşte o birini gerçekten sadece sen istediğin için onun istemediği bir kalışıyla onu mecbur ediyorsun! Bu karşı tarafın ruhuna, duygularına, hislerine, düşüncelerine bir tecavüz değil midir? Buna da sevmek mi demeliyiz? Ya öylesine beğenmişse seni, ancak duygusal bağlamda sevmemişse? Ya kalmak istiyorsa seninle, ancak sevmiyorsa seni? Ya kimseye güvenmeyip algısı sadece sana açık olmuşsa, ancak gerçekte seni sevmiyorsa? Yine de ister misin yanında? Bireyler yine de tüm bunlara rağmen istiyor mudur? Evet, bireyler karşı tarafın duygularını, hislerini ve düşüncelerini hiçe sayarak yine de kendisinin onun tarafından sevildiğini hissediyor. Ve başka bir şey; karşı tarafın bu bilinmez akıl karışıklığından, bu masum halinden yararlanmak sana adil geliyor mu? Sevmek gerçekte böyle midir? Sevmek bilinç istemez mi? Kalp ise yani duygular bu işlerde geride durur mu? Ve birbirini karşılıklı seven bireylerin ruhu buna zaten aşina değil midir? Bütün bunlar yoksa gerçekte acemice sevdiğini neden inkâr ediyorsun? Ve itiraf et; acemice seviyorsun! Acemice seviyorlar!

Acemice Sevmenin Akıbeti

Hissederek sevmiyorsan bu işte başka bir iş vardır. Titremiyorsa kalbin, sandığın kadar aşkın için mücadele edemezsin ve tek bir insan için ömrün boyunca kendini adayamazsın! Tutamazsın gözlerini; kayar. Arzularına sahip çıkamazsın; peşinden gidersin güzelliklerin, renklerin ve cıvıldayan tonların. Flört etmek isteyeceksin; gösterişin, güzelliğin, yakışıklılığın ve bütün dışa dönük mevcudiyetin başkalarına hasıl olacaktır. Başkalarına münhasırdır acemice seven insan! Şimdi bütün bunlara mukabil acemice sevip sevmediğimizi bilebilir miyiz? Şimdi değerlendirebilir miyiz gerçekte hangi karakterimizden gem vururuz, vurabiliriz? Hangimiz hangi sevenlere karşı sevmek konusunda daha adiliz ya da daha tutumluyuz? Ve hatta hangimiz aşk konusunda daha edepliyiz? Hangimiz aşk konusunda daha etik davranabiliyoruz? Birbirimiz için mi var olmalıyız? Yoksa birimiz bizi sevmeyen birine mi var olmalıdır? Ve sizce de diğeri başka birini sevecek olana var olmaya arayış içinde değil midir? Hangi sevende arayış olmalı halen? Acemice seven arayıştadır belki de hep! Ve sen bunu doyurabilir misin sevginle ya da edebilme veya tutumunla?

Acemice Değil, Gerçekten Sevmenin Olabilirliği

Renkleri anlayacak olan insan, renkleri seveninde görüyor. Seveni ise renkleri sevdiğinde dile getiriyor ve renkler birbirini seven insanda çoğalıyor. Acemice seven renklerin dilinden anlar mı ya da renkleri birbirinin üzerinden konuşturur mu? Anlamlar gerçekte sevenler için vardır ve bu yüzden iki kişi başka herkes tarafından bir bütün dünyadır parçalanmayan… Acemice seven birbirinden iki kutuplaşmış dünya değil midir? Acemice sevenler mi yoksa gerçekten sevenler mi birbirinden daha yoksuldur? Hangilerinin dünyası daha renklidir ve daha berrak ve daha bereketlidir? Hangisinin dünyasında sular ışıltılı, çiçekler taptaze, nimetler bereketli olur? Hangisinin dünyasında ruhlar birbirine aşina olur?

Acemice Seven mi? Gerçekten Seven mi?

Hangisi sevmek? Acemice sevip kalan mı seviyor yoksa gerçekten sevip gitmek mi sevmek? Hangi sevmekten bahsedebiliriz şu durumda? Bütün bilinç, bütün kalp ve bütün ruh sevmeye açık olmuyor mu gerçekten seven için? Yoksa acemice sevende ne eksiktir ki illa gitmek için nedenler bulacaktır? Acemide sevende ne eksiktir ki sevdiğinin yanında başka birinin gönlüne kayar kalbi? Yoksa belli değil midir gerçekten sevenin hali? Oysa acemice seven bize göstermiyor mu gerçekte sevenin yanında kendindeki kusurlarını? Bu karşılaştırma her şeyi anlatmıyor mu? Yoksa kulağa gelmiyor mu, gözler görmüyor mu ve kalpler hissetmiyor mu sevmeyenin kalpsizliğini? Yoksa acemice seven toplumda belli değil midir? Halbuki gidende değil midir bu acemice tutum ve kandıranda değil midir bu tutum? Maske takanda değil midir acemice sevmenin tutumları? Yoksa hayal kırıklığına uğratanda değil midir acemice sevmenin tutumu? Toplumda dışlanmıyorsa gerçek, sevenin kalbinde gözlerinde ve bütün hissiyatlarından dışlanmıyorsa acemice seven, gerçek seven anlayamıyor mu sahtekâr sevgi tutumlarını? Acemice seven sevgisini gizler mi? Çünkü gerçek sevenler saklamaz sevgisini, gerçekten sevenler sevgisini esirgemez ve gerçekten sevenler sahtekârca tutumlar sergilemez, değil mi? Hâlbuki gerçekten seven kimden sakınabilir ki? Ve gerçekten seven, karşılığını bulduğunda tuttuğu hayat dalını seveninde bulur ve haykırmak istemez mi? İçindeki coşkuyu, heyecanını saklar mı? Gerçekten paylaşmaz mı gerçekte seven? Peki ya acemice seven, sevgisini hiç dile getirir mi? Acemice seven sevgisini hiç haykırır mı? Acemice seven korkak değil midir? Sevgisini, heyecanını, güzel umutlarını ve sevgiye dair sevgiyle anlatılan ifadelerini erteler mi? En güzel anıların içinde bir kara leke bulmuyor mu acemice seven? Şimdi gerçekten seven ile acemice seveni ayırt etmenin zamanı gelmedi mi? Şimdi hangisi seni gerçekte seviyor? Hangisi senden gerçekten uzak kalıyor veya gerçekten seni zorla yanında tutuyor? O istemediğin sevgiye maruz kaldığını ayırt etmenin zamanı gelmedi mi? Şimdi hangisi seninle hayata ruh verir? Hangisi senin ruhunu bozar, ruhunu bu hayattan parçalar? Ruhu bulan gerçekten seven değil midir veya gerçekten senin ruhuna aşina olan, senin ruhunu okşayan ve seninle aynı senin gibi seven, senin gerçek sevenin değil midir? Gerçekten acemice sevene mi gitmek istersin yoksa gerçekten senin gibi seni istemeyenin yanında mı durmak istersin? Şimdi acemice sevmek mi yoksa gerçekten sevmek mi?

Mücahit Özcanan
Mücahit Özcanan
Hakkâri, Yüksekova ilçesinin Beşpınar köyünde 5 Mart 1992 tarihinde dünyaya gelmiştir. İlköğrenimini kendi doğduğu köyünde tamamlayarak ortaöğretimini ise taşımalı sistemde olan bağlı köylerde bulunun Vezirli Köyü Mehmetçik Ortaokulunda tamamlamıştır. Liseyi yıllarını da Yüksekova Cumhuriyet mahallesinde bulunan Atatürk Anadolu Lisesinde tamamlamıştır. 2015’te tercih ettiği felsefe bölümünü Çankırı Karatekin Üniversitesinde 2019 yılında mezun olarak bitirmiştir. Felsefe bölümünün yanı sıra psikoloji, sosyoloji ve dini ilimler ile ilgili denemeler yazmıştır. Bu alanda kendini geliştirerek felsefe alanında bir yıllık yüksek lisans sürecini tamamlamıştır. İlimle uğraşmış ve bu konuda ilk kitabı olan "Felsefi Lisanla Varoluşa Dair"adlı eserin 1 Ocak 2021 tarihinde bastırmıştır. Bu kitaptan oldukça etki altında kalan yazar bütün insanların aslında ilgilenmek istediği en derin konularla bütün kesime hitap etmektedir. Hemen ardından ikinci kitabı olan "Ben Susamam İtiraf Ediyorum" u bastırmıştır. Bu kitap ise bir araştırma, inceleme ve aynı zamanda belki de bir ilk olan bütün diğer kitap türlerinin; romanın, hikâyenin, günlüğün, otobiyografinin, biyografinin ve sosyobilimin, denemenin, incelemenin ve psikolojinin içinde harmanlandığı özgün bir lisanla yazılmıştır. Bunun en büyük amacı veya yazarın vermek istediği en büyük mesajın kendisinin de belirtmiş olduğu "ben, belki de bir ilki gerçekleştiriyorum; çünkü ben, bütün kitap türlerinin içinde harmanlandığı bir kitabı bastırıyorum" ifadeleriyle özgün bir lisandan bahsedilmiştir. Aynı zamanda blog yazarı olan yazarımız bir şair olarak da biliniyor. 2023 yılının başında ‘Gök Kubbeden Şiirler’ adlı şiir kitabını da bastırmıştır. Poland Development University’de klinik psikolog yüksek lisans sürecini tamamlamaktadır. Başkent Psikolojik Akademisi’nde yaşam koçluğu, aile çift terapi ve NLP eğitimini de tamamlamıştır. Şimdilerde sosyolojik, psikolojik ve felsefik tarzda iki kendi kitabını tamamlamak üzere çalışmalar yürütmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar