Pazartesi, Nisan 13, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Acaba Duyguların Dili Olsa Ne Derdi?: Biraz da Duygularımızın Gözünden

Bazen hayat rutinde akar gider. Bazen ise o kadar hızlı gelişir ki olaylar, onları yakalamaya çalışırken bir bakarsınız ki uçmuş gitmişler. Ancak her ikisinin de bir ortak noktası vardır; her ne olursa olsun bir tepki olarak gelişen, bazen işimize yarayan, bazen de süründüren o duygular. Duygular aslında dilimize pelesenk olmuş bir kavramdır ama durup düşünmeyiz çoğunlukla bu kavram içinde neleri barındırıyor acaba?

Duyguların Zıtlıklarla Dansı

Tıpkı hayatın her alanında olduğu gibi duygular da zıtlıklardan meydana gelmektedir. Bu zıtlıklar içerisinde bir düzen vardır ve bu düzen bizi bazen yorar, soluk aldırmaz; bazen de rahatlatır, derin bir nefes aldırır. İşte bu düzen, olaylar karşısında vücudumuzda oluşan tepkimelerdir. Her duygu farklı bir hormonla birlikte gelir. Bu hormonel değişimle birlikte vereceğimiz tepkileri şekillendirir ve bununla birlikte sürekli devam eden bir döngüyle ilerleriz.

Bu hormonel değişimler bizi rahatlatan, soluk aldıran tarafta olduğu müddetçe bizi rahatsız etmez ve üstüne düşünmeyiz bile. Ama bazı zamanlar vardır ki yedirmez, uyutmaz, nefes aldırmaz. İşte o anda o tepkimeden, o duygudan kurtulmak isteriz. Bu bazen üzüntü olur, bazen kaygı, bazen suçluluk, hayal kırıklığı, pişmanlık… liste böyle uzayıp gider.

Duyguyla Kalmak ve Anlamak

İşte o anlarda duyguyla kalmak ve neden vücudumuz o duyguyu öne çıkarmış, o kimyasal tepkimeyi gerçekleştirmiş bir bakmak ve onu anlamaya çalışmak nefes alabilmek için güzel bir başlangıçtır.

Her ne kadar bilimsel bir dayanağım olmasa da gözlemlerime göre hepimizin özellikle zorlandığı bir duygu var. Ve bu duygu her bizi zorlayan olay karşısında hemen yanı başımızda beliriyor. Benim için bu ‘suçlulukduygusu nedense. Ne zaman zorlandığım bir olay olsa bir bakıyorum ki bu suçluluk duygusu hemen yanı başımda. Bu duygu, o kadar uzun zamandır benimle ki olmadığı zaman kendimi eksik hissettiğim bir konumda artık. Ve bu eksikliği hissettiğim anda tekrardan o duyguyu ziyaret edebileceğim alanlar arayışına girdiğimi fark ediyorum.

Çünkü artık iyi ya da kötü, işime yarayan bir tarafta ya da değil hiç fark etmiyor; o duygu benim sırdaşım. O kadar uzun zamandır benimle ki varlığı gibi yokluğu da bir dert. Onu aramaya başladığımı fark ettiğimde, sırdaşım olduğunu anladığımda hep onun beni dinlediğini fark ettim. Ve biraz da ben onu dinlemeye karar verdim.

Zihinsel Sağlık ve Sırdaş Duygular

Çünkü o beni ziyarete geldiyse, vücudum, zihnim onu bana arkadaş olarak getirdiyse bir bildikleri vardır ve bir kulak kabartmaktan zarar gelmez diye düşündüm. Çünkü vücudumuz, zihnimiz bize karşı çalışmaz ve tek bir amaçları vardır: bizi hem fiziksel hem ruhsal tehditlerden korumak.

İşte tam da bu sebeple hepimizin sırdaşı olan, yanımızdan hiç ayrılmayan o zorlayıcı duygu ortaya çıkar. Bu bazen bende olduğu gibi suçluluk olur, bazen hayal kırıklığı, bazen pişmanlık, üzüntü, kaygı, korku… o duygular o kadar uzun zamandır sırdaşımızdır ki bazen bizim bile unuttuğumuz anların hatırlatıcıları olurlar. Hiç beklemediğimiz bir anda önümüze o anıyı getirirler ve derler ki: hatırla. Unutma. Unutma ki bu tecrübenden aldığın dersleri bir daha aynı hataya düşme. Ve incinme, yeniden yara alma.

Baktığımız zaman amaçları temelde bizi korumaktır. Zihnimiz bu sebeple o duyguyu öne çıkarır çünkü o bizim için bir kalkan görevi görür. Bizi olumsuz olaylardan korumaya çalışır. Ama zihnimizin farkında olmadığı bir şey vardır: bu sırdaş bazen o kadar korumacıdır ki bizi dış etkenlerden korumaya çalışırken kendisi daha çok zarar verir, yorar.

Çünkü zihnimiz için tek bir doğru ya da tek bir yanlış vardır. Ya evettir onun için ya hayır. Ya siyah ya da beyaz. O birlerle, sıfırlarla çalışır. Öğrendiklerini kodlar ve o kodlarla ilerler. Onun için o kodların dışında bir ihtimal yoktur. O bir ve sıfır rakamı dışında bir rakam, siyah ya da beyaz dışında bir renk ya da evet ve hayır arasında bir belki… işte tam da o noktada zihnimize ve getirdiği sırdaşımız olan o duyguya bir dur demek, “Ben seni dinliyorum ve anlıyorum” diyerek ilerlemek, ona o belkileri, diğer renkleri ve rakamları göstermek için güzel bir başlangıçtır.

Çünkü o uzun zamandır bize destek olurken yorulmuş ve diğer hiçbir ihtimali görebilecek enerjisi kalmamıştır. Zihnimizin bize gösterdiği desteğe karşılık vermek, onu anlamaya çalışmak hem bize hem de ona derin bir nefes aldırır. Bu derin bir nefesle birlikte başımıza gelen bütün olaylarla, duygularla başa çıkabilecek enerjiyi toplarız. Ve aslında zihnimizle birlikte çalıştığımız zaman ne kadar da güçlü olduğumuzu fark ederiz. Dönüp baktığımız zaman aradığımız o enerjinin ve gücün aslında en başından beri yanı başımızda olan o sırdaşımız olduğunu görürüz.

Zeynep Merve Uzbaş
Zeynep Merve Uzbaş
Zeynep Merve Uzbaş, psikolog ve yazar olarak psikolojik danışmanlık alanında akademik araştırmalarıyla kendini geliştirmiştir. Bilgilerini ve tecrübelerini daha geniş kitlelere ulaştırmaya önem veren yazar kendini geliştirme sürecine aktif olarak devam etmektedir .Lisans eğitimini psikoloji üzerine tamamlamıştır. Şu anda bireysel terapi alanında çalışmalarını ilerletmektedir. Uluslararası platformlarda psikoloji alanında çalışması bulunan Uzbaş, yeni yazılarını paylaşmayı sizlerle birlikte sürdürecektir . Psikolojiyi ve psikolojik iyi oluşu kendi deneyimlerinden faydalanarak geniş kitlelere ulaştırmayı hedefleyen yazar ruh sağlığı alanında çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar