Pazar, Haziran 14, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kaçan ve Yüzleşen: İlişkilerde İki Zıt İletişim Biçiminin Terapötik Dönüşümü

İlişkilerde her çiftin kendine özgü bir iletişim dili vardır. Bazı çiftler sorunlarla yüzleşmeyi tercih ederken, bazıları ise duygusal gerilimden kaçınmayı seçer. Bu farklılıklar, günlük çatışmaların ötesinde, ilişkinin dinamiğini derinden etkileyen kalıplara dönüşebilir. Danışmanlık süreçlerinde sıklıkla karşılaşılan bu örüntü, bir tarafın sorunlardan uzak durmaya çalıştığı, diğer tarafın ise çözüm için ısrarcı davrandığı bir döngüdür.

Kaçan Tarafın Dinamiği

Kaçınan taraf çoğu zaman tartışma değil, yoğun duygulardan uzak durmaya çalışır. Bu, geçmiş bağlanma deneyimlerinden ya da çocuklukta öğrenilmiş ilişki kalıplarından kaynaklanabilir. Duygusal yoğunlukla baş edemeyen birey, geri çekilerek kendini korumaya çalışır. Fakat bu durum, partner tarafından ilgisizlik ya da kayıtsızlık gibi algılanabilir.

Yüzleşen Tarafın Dinamiği

Tam tersine, yüzleşen taraf ise ilişkideki sorunların üstünü örtmenin bir çözüm getirmeyeceğine inanır. Bu nedenle konuşmayı, açıklık getirmeyi ve sorunu çözmeyi hedefler. Ancak bu çaba bazen karşı taraf tarafından baskı olarak algılanabilir.

Kaçma-Yüzleşme Döngüsünün İlişkiye Etkisi

Bu iki zıt tutum bir araya geldiğinde, çiftin arasında bir iletişim tıkanıklığı oluşur. Kaçan taraf sessizleşir, geri çekilir, belki de ortamdan uzaklaşır. Yüzleşen taraf ise artan bir ısrarla iletişim kurmaya çalışır. Bu döngü tekrarlandıkça taraflar birbirlerini daha az anlar, daha çok yorulur. Zamanla bu durum yalnızca çatışma anlarını değil, ilişkinin genel yapısını zedelemeye başlar. Duygusal yakınlık azalır, taraflar kendilerini yalnız ve anlaşılmamış hisseder.

Danışmanlık Sürecinde İletişim Döngüsünün Görünür Kılınması

Danışmanlık süreci bu döngünün görünür kılındığı yerdir. Çiftin bu iletişim örüntüsünü fark etmesi, değişim için önemli bir başlangıç noktasıdır. Her iki taraf da aslında kendi ihtiyaçları doğrultusunda hareket ettiğini anladığında, karşı tarafı suçlamak yerine anlamaya yönelir. Kaçınan kişinin uzaklaşması, çoğu zaman başa çıkamadığı duygusal baskıdan korunma çabasıdır. Yüzleşen kişinin ısrarı ise genellikle terk edilme ya da duyulmama korkusundan beslenir. Bu farkındalık sağlandığında, çiftin birbirine daha şefkatli ve empatik yaklaşması mümkün hale gelir.

İletişim Kalıplarının Terapötik Dönüşümü

Bu dönüşüm elbette bir anda gerçekleşmez. Terapi sürecinde önce bu kalıpların tanımlanması, sonra da yavaş yavaş değiştirilmesi için alan açılır. Danışman olarak çiftin iletişimde daha işlevsel yollar denemesini destekleriz. Örneğin, kaçınan tarafın geri çekilmek yerine “şu an konuşmaya hazır değilim ama birazdan paylaşmak isterim” demesi, duygusal kopukluğu önleyebilir. Aynı şekilde yüzleşen tarafın ısrarcı bir şekilde yüklenmek yerine “bu konu senin için zor olabilir, ne zaman konuşmak istersin?” gibi bir yaklaşım geliştirmesi, ilişkinin daha güvenli bir zeminde ilerlemesine katkı sağlar.

Vaka Örneği ile Dönüşüm

Danışmanlık sürecinde çalıştığım bir çiftte bu iletişim kalıbı çok belirgindi. Bir taraf, birlikte alacakları büyük bir karar konusunda sürekli konuşmak isterken; diğer taraf bu konuşmalardan kaçıyor, konuyu değiştirmeye çalışıyor, hatta fiziksel olarak uzaklaşıyordu. Seanslarda tarafların bu davranışlarının altında yatan duygulara ulaştıkça, iletişim dili de değişmeye başladı. Kaçınan taraf, partnerinin baskı yaptığını değil, aslında onunla bağ kurmak istediğini fark etti. Diğer taraf ise partnerinin uzaklaşmasının ilgisizlik değil, kaygıdan kaynaklandığını anladı. Sürecin sonunda aralarındaki gerginlik azaldı, birbirlerine duydukları güven arttı.

Sonuç: Farkındalıkla İyileşen İlişkiler

Bu örnek, birçok ilişkide karşımıza çıkabilecek dinamiklerden biri. İlişkideki çatışmalar her zaman bir tarafın hatası ya da iletişimsizlikten ibaret değildir. Bazen iletişimin fazla olması da sorun yaratabilir. Önemli olan tarafların birbirlerini duymaya, anlamaya ve farklılıklarını kabul etmeye istekli olmalarıdır.

Sonuç olarak, kaçan-yüzleşen iletişim döngüsü çiftlerin duygusal bağını zorlayan ama farkındalıkla dönüştürülebilecek bir örüntüdür. Bu tür iletişim kalıplarının görünür kılınması, terapötik sürecin en önemli aşamasıdır. Çiftlerin karşılıklı anlayışla yeni bir iletişim dili geliştirmesi, ilişkide hem bireysel hem de ortak iyilik hâlini güçlendirir.

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. New York: Basic Books.

  • Gottman, J. M., & Silver, N. (1999). The seven principles for making marriage work. New York: Crown Publishers.

  • Johnson, S. M. (2004). The practice of emotionally focused couple therapy: Creating connection. New York: Brunner-Routledge.

Kevser Kabakcı
Kevser Kabakcı
Kevser Kabakcı, Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu olup, aile danışmanlığı, ilişki ve evlilik danışmanlığı ile özel eğitimde aile eğitimi gibi alanlarda sertifikalara sahiptir. Aile içi bağların güçlendirilmesi ve sağlıklı ilişkilerin kurulması için rehberlik sunmakta, bireylerin ve ailelerin yaşamlarındaki iletişim sorunları, çatışmalar ve kişisel gelişim engelleriyle baş etmelerine destek olmaktadır. Danışmanlık süreçlerinde, her ailenin ve bireyin ihtiyaçlarına uygun, güvenli ve çözüm odaklı bir ortam yaratmaya özen göstermektedir. Ayrıca eğitim koçluğu, oyun terapisi, sanat terapisi, filial terapi ve kum terapisi gibi alanlarda da sertifikaları bulunan Kevser Kabakcı, çocukların duygusal ve psikolojik gelişimlerine destek vermekte; eğitim koçluğu ile bireylerin öğrenme süreçlerinde daha verimli olmalarını ve hedeflerine odaklanmalarını sağlamaktadır. Danışmanlık yaklaşımında, her bireyin değerli ve farklı olduğu kabul edilerek, kişiye özel çözümler geliştirilmekte ve danışanların kendilerini daha iyi tanımaları, sağlıklı ilişkiler kurmaları ve duygusal açıdan dengeli bir yaşam sürmeleri hedeflenmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar