İlişkilerde her çiftin kendine özgü bir iletişim dili vardır. Bazı çiftler sorunlarla yüzleşmeyi tercih ederken, bazıları ise duygusal gerilimden kaçınmayı seçer. Bu farklılıklar, günlük çatışmaların ötesinde, ilişkinin dinamiğini derinden etkileyen kalıplara dönüşebilir. Danışmanlık süreçlerinde sıklıkla karşılaşılan bu örüntü, bir tarafın sorunlardan uzak durmaya çalıştığı, diğer tarafın ise çözüm için ısrarcı davrandığı bir döngüdür.
Kaçan Tarafın Dinamiği
Kaçınan taraf çoğu zaman tartışma değil, yoğun duygulardan uzak durmaya çalışır. Bu, geçmiş bağlanma deneyimlerinden ya da çocuklukta öğrenilmiş ilişki kalıplarından kaynaklanabilir. Duygusal yoğunlukla baş edemeyen birey, geri çekilerek kendini korumaya çalışır. Fakat bu durum, partner tarafından ilgisizlik ya da kayıtsızlık gibi algılanabilir.
Yüzleşen Tarafın Dinamiği
Tam tersine, yüzleşen taraf ise ilişkideki sorunların üstünü örtmenin bir çözüm getirmeyeceğine inanır. Bu nedenle konuşmayı, açıklık getirmeyi ve sorunu çözmeyi hedefler. Ancak bu çaba bazen karşı taraf tarafından baskı olarak algılanabilir.
Kaçma-Yüzleşme Döngüsünün İlişkiye Etkisi
Bu iki zıt tutum bir araya geldiğinde, çiftin arasında bir iletişim tıkanıklığı oluşur. Kaçan taraf sessizleşir, geri çekilir, belki de ortamdan uzaklaşır. Yüzleşen taraf ise artan bir ısrarla iletişim kurmaya çalışır. Bu döngü tekrarlandıkça taraflar birbirlerini daha az anlar, daha çok yorulur. Zamanla bu durum yalnızca çatışma anlarını değil, ilişkinin genel yapısını zedelemeye başlar. Duygusal yakınlık azalır, taraflar kendilerini yalnız ve anlaşılmamış hisseder.
Danışmanlık Sürecinde İletişim Döngüsünün Görünür Kılınması
Danışmanlık süreci bu döngünün görünür kılındığı yerdir. Çiftin bu iletişim örüntüsünü fark etmesi, değişim için önemli bir başlangıç noktasıdır. Her iki taraf da aslında kendi ihtiyaçları doğrultusunda hareket ettiğini anladığında, karşı tarafı suçlamak yerine anlamaya yönelir. Kaçınan kişinin uzaklaşması, çoğu zaman başa çıkamadığı duygusal baskıdan korunma çabasıdır. Yüzleşen kişinin ısrarı ise genellikle terk edilme ya da duyulmama korkusundan beslenir. Bu farkındalık sağlandığında, çiftin birbirine daha şefkatli ve empatik yaklaşması mümkün hale gelir.
İletişim Kalıplarının Terapötik Dönüşümü
Bu dönüşüm elbette bir anda gerçekleşmez. Terapi sürecinde önce bu kalıpların tanımlanması, sonra da yavaş yavaş değiştirilmesi için alan açılır. Danışman olarak çiftin iletişimde daha işlevsel yollar denemesini destekleriz. Örneğin, kaçınan tarafın geri çekilmek yerine “şu an konuşmaya hazır değilim ama birazdan paylaşmak isterim” demesi, duygusal kopukluğu önleyebilir. Aynı şekilde yüzleşen tarafın ısrarcı bir şekilde yüklenmek yerine “bu konu senin için zor olabilir, ne zaman konuşmak istersin?” gibi bir yaklaşım geliştirmesi, ilişkinin daha güvenli bir zeminde ilerlemesine katkı sağlar.
Vaka Örneği ile Dönüşüm
Danışmanlık sürecinde çalıştığım bir çiftte bu iletişim kalıbı çok belirgindi. Bir taraf, birlikte alacakları büyük bir karar konusunda sürekli konuşmak isterken; diğer taraf bu konuşmalardan kaçıyor, konuyu değiştirmeye çalışıyor, hatta fiziksel olarak uzaklaşıyordu. Seanslarda tarafların bu davranışlarının altında yatan duygulara ulaştıkça, iletişim dili de değişmeye başladı. Kaçınan taraf, partnerinin baskı yaptığını değil, aslında onunla bağ kurmak istediğini fark etti. Diğer taraf ise partnerinin uzaklaşmasının ilgisizlik değil, kaygıdan kaynaklandığını anladı. Sürecin sonunda aralarındaki gerginlik azaldı, birbirlerine duydukları güven arttı.
Sonuç: Farkındalıkla İyileşen İlişkiler
Bu örnek, birçok ilişkide karşımıza çıkabilecek dinamiklerden biri. İlişkideki çatışmalar her zaman bir tarafın hatası ya da iletişimsizlikten ibaret değildir. Bazen iletişimin fazla olması da sorun yaratabilir. Önemli olan tarafların birbirlerini duymaya, anlamaya ve farklılıklarını kabul etmeye istekli olmalarıdır.
Sonuç olarak, kaçan-yüzleşen iletişim döngüsü çiftlerin duygusal bağını zorlayan ama farkındalıkla dönüştürülebilecek bir örüntüdür. Bu tür iletişim kalıplarının görünür kılınması, terapötik sürecin en önemli aşamasıdır. Çiftlerin karşılıklı anlayışla yeni bir iletişim dili geliştirmesi, ilişkide hem bireysel hem de ortak iyilik hâlini güçlendirir.
Kaynakça
-
Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. New York: Basic Books.
-
Gottman, J. M., & Silver, N. (1999). The seven principles for making marriage work. New York: Crown Publishers.
-
Johnson, S. M. (2004). The practice of emotionally focused couple therapy: Creating connection. New York: Brunner-Routledge.


