Hiç bilmediğiniz bir yolda ilerlediğinizi düşünün. Bir anda yanlış bir sokağa girdiniz. Navigasyon size dönüp “Nasıl böyle bir hata yaptın?” demez; “Bu yolu da mı bulamadın?” diye eleştirmez. Sadece bulunduğunuz konumu yeniden değerlendirir ve sakince “Rota yeniden oluşturuluyor.” der.
Peki biz neden kendimizle aynı anlayışla yaklaşamıyoruz? Kendimize kullandığımız dil ile sevdiğimiz bir insana kullandığımız dil neden farklı? İşte bu yazımız tam da kendine öz-şefkatı az gösterenlere…
Hayatta bazen yanlış kararlar verir, beklediğimiz gibi davranmaz, başarısız olur ya da kendimizi ulaşmak istediğimiz yerden uzakta buluruz. Böyle anlarda zihnimiz çoğu zaman çözüm aramadan önce eleştiriye yönelir: “Bunu nasıl yaptım?”, “Yine beceremedim.”, “Daha dikkatli olmalıydım.” Oysa yanlış bir dönüş, yolculuğun sona erdiği anlamına gelmez; yalnızca mevcut rotanın bizi hedefimize götürmediğini gösterir.
Psikolojide öz-şefkat, kişinin zorlandığı, hata yaptığı veya yetersizlik hissettiği anlarda kendisine anlayışlı ve destekleyici bir tutumla yaklaşmasıdır. Kristin Neff’e göre öz-şefkat üç temel bileşenden oluşur: öz-nezaket, ortak insanlık deneyimi ve bilinçli farkındalık. Bu yaklaşım, kusurlarımızı inkâr etmeyi değil; onları daha dengeli ve gerçekçi biçimde değerlendirebilmeyi amaçlar.
Öz-şefkat, “Yaptığım her şey doğru.” demek değildir. Sorumluluktan kaçmak ya da hataları görmezden gelmek de değildir. Tam tersine, şu soruyu sorabilmektir: “Burada ne oldu, bundan ne öğrenebilirim ve şimdi ne yapabilirim?” İşte gelişim tam da bu noktada başlar.
Yapılan araştırmalar, yoğun öz-eleştirinin utanç, suçluluk ve yetersizlik duygularını artırabildiğini; öz-şefkatin ise psikolojik dayanıklılığı, duygusal düzenlemeyi ve problem çözme becerisini desteklediğini göstermektedir. Kendimize nazik davranmak motivasyonu azaltmaz; aksine yeniden denemek için gerekli içsel güveni güçlendirir. Çünkü insan, kendisini sürekli yargıladığı bir iç sesle ilerlemek yerine, hatalarını kabul eden fakat onları değişimin başlangıç noktası olarak gören bir yaklaşımla daha sağlıklı ilerleyebilir.
Bir navigasyon yanlış yola girdiğinizde sistemi kapatmaz. Önce bulunduğunuz konumu belirler, ardından yeni bir rota oluşturur ve sizi yolculuğunuza devam ettirir. Belki bizim de ihtiyacımız olan tam olarak budur. Sistemi kapatmadan değerlerimiz doğrultusunda ilerleyebilmek ve kendini eleştirmekten ziyade mevcut koşullarda kendi potansiyelini fark edip ortaya çıkarabilmek için çabalamaktır.
“Yanlış yaptım.” yerine “Şu an bulunduğum yeri fark ettim.”; “Her şeyi mahvettim.” yerine “Rotamı yeniden oluşturabilirim.”; “Neden böyle yaptım?” yerine “Buradan ne öğrenebilirim?” diyebiliriz. Gerçek öz-şefkat, tıpkı sevdiğimiz bir insana yaklaşır gibi kendimize de aynı nezaketle yaklaşabilmekten geçer…
Hayat kusursuz ve kesintisiz bir rota değildir. Bazen yol kapanır, bazen yanlış bir dönüş yapar, bazen de bilinene hedeflerimiz değişir. Önemli olan hiç hata yapmamak değil; hata yaptığımızda kendimize nasıl davrandığımızdır. Kendinize bir navigasyon gibi yaklaşın: Konumunuzu yargılamadan belirleyin, hatanızı kabul edin, yeni bir rota oluşturun ve kendinize şu cümleyi söyleyin: “Devam edebilirim.”


