Cuma, Eylül 4, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Büyüdükçe Arkadaşlıklarımız Neden Değişiyor?

# Büyüdükçe Arkadaşlıklarımız Neden Değişiyor?

Bir zamanlar her gün konuştuğun ama şimdi hayatında neler olduğunu bile bilmediğin bir arkadaşın var mı? Bir dönem onsuz hiçbir plan yapmazken, bugün doğum gününü sosyal medyadan hatırladığın biri… Belki aranızda büyük bir kavga olmadı, kimse kimseyi kırmadı, hatta karşılaşsanız hâlâ sarılıp eski günlerden konuşabilirsiniz. Ama bir noktada hayatlarınız birbirinden uzaklaştı. Mesajlar seyrekleşti, buluşmalar “bir ara kesin yapalım”larda kaldı ve farkına bile varmadan bir zamanlar hayatının merkezinde olan biri, geçmişinin güzel bir parçasına dönüştü.

Büyümek biraz da böyle bir şey galiba. Sadece kendimiz değişmiyoruz; ilişkilerimiz, ihtiyaçlarımız ve insanlarla kurduğumuz bağlar da bizimle birlikte değişiyor. Ve bazı arkadaşlıklar, bitmek için büyük bir vedaya ihtiyaç duymuyor.

## Arkadaşlıklar Neden Değişir?

Çocuklukta ve gençlikte arkadaşlıklarımızın büyük bir kısmı ortak bir hayatın içinde kurulur. Aynı okulda olmak, her gün aynı sınıfa girmek, aynı mahallede yaşamak ya da benzer hayat dönemlerinden geçmek yakınlığı doğal olarak besler. Görüşmek için takvimlere bakmak gerekmez; hayat zaten sizi sürekli yan yana getirir.

Yetişkinlikte ise işler biraz değişir. Üniversiteler biter, işler başlar, şehirler değişir, ilişkiler kurulur, evlilikler olur, sorumluluklar artar. Bir zamanlar birbirine çok benzeyen iki hayat, zamanla tamamen farklı yönlere gidebilir.

Bu noktada arkadaşlığın değişmesi her zaman sevginin azaldığı anlamına gelmez. Bazen yalnızca hayatın ritmi değişmiştir. Birini hâlâ çok sevebilir ama artık onunla eskisi kadar ortak bir hayat paylaşmıyor olabilirsin.

## Her Uzaklaşmanın Bir Suçlusu Olmak Zorunda mı?

Bir arkadaşlık değiştiğinde çoğu zaman nedenini bulmaya çalışırız. *“Ben mi bir şey yaptım?”, “O neden artık eskisi gibi değil?”, “Beni önemsemiyor mu?”* diye düşünürüz. Çünkü ilişkilerin değişmesini genellikle bir problem olduğunun işareti olarak görmeye alışığız.

Oysa bazen ortada suçlanacak kimse yoktur.

İnsanlar büyürken yalnızca hayat koşulları değil, duygusal ihtiyaçları da değişir. Yirmi yaşında seni birine yakınlaştıran şey, otuz yaşında aynı anlamı taşımayabilir. Bir dönem saatlerce konuşabildiğin konular artık ilgini çekmeyebilir; eskiden görmezden geldiğin bazı davranışlar bugün sınırlarının dışında kalabilir.

Bu, geçmişte kurulan bağın sahte olduğu anlamına gelmez. O arkadaşlık, o dönemde gerçekten değerliydi. Sadece her değerli şeyin hayatımızda aynı biçimde ve sonsuza kadar kalması gerekmiyor.

## Arkadaşlıkların da Yası Olur mu?

Ayrılıklar denildiğinde aklımıza çoğunlukla romantik ilişkiler gelir. Bir sevgiliden ayrıldığımızda üzülmemiz, özlememiz ve yas tutmamız anlaşılır bulunur. Ancak arkadaşlıkların bitişi için aynı alanı her zaman açmayız.

Oysa yıllarca hayatını paylaştığın bir arkadaşından uzaklaşmak da gerçek bir kayıptır.

Üstelik arkadaşlık yasının zor taraflarından biri, çoğu zaman net bir sonunun olmamasıdır. Büyük bir kavga yaşanmamıştır. Bir “ayrılık konuşması” yapılmamıştır. İnsan hâlâ bir yerlerde hayatına devam etmektedir. Sadece artık sen o hayatın içinde değilsindir.

Bazen eski bir fotoğraf karşına çıkar, yıllardır kullanmadığınız bir şakayı hatırlarsın ya da başına bir şey gelir ve ilk refleksin ona anlatmak olur. Sonra artık eskisi gibi olmadığınızı hatırlarsın. Belki de en çok o anlarda hissedilir arkadaşlığın yası: İnsan hâlâ vardır ama aranızdaki eski “biz” artık yoktur.

## Büyürken Arkadaşlıktan Beklediklerimiz de Değişiyor

Yaş aldıkça arkadaşlık anlayışımız da dönüşebilir. Gençken yakınlığı ne kadar sık görüştüğümüzle ölçerken, zamanla başka şeylerin daha önemli olduğunu fark edebiliriz. Aylarca konuşmadığımız ama ihtiyaç duyduğumuzda yanımızda olacağını bildiğimiz insanlar hayatımızda daha güvenli bir yere oturabilir.

Aynı zamanda arkadaşlıklarımızda sınırlarımız da belirginleşebilir. Sürekli veren taraf olmak, her problemi çözmeye çalışmak ya da yalnızca karşı taraf ihtiyaç duyduğunda hatırlanmak eskisi kadar kabul edilebilir gelmeyebilir.

Belki de büyümek, daha az arkadaşımız olması değil; hangi ilişkilerin bize gerçekten iyi geldiğini daha iyi anlayabilmektir.

## Her Arkadaşlığı Kurtarmak Zorunda mıyız?

Bir ilişkinin eskisi gibi olmadığını fark ettiğimizde ilk dürtümüz onu düzeltmeye çalışmak olabilir. Bazen buna gerçekten değer. Özellikle hayatın yoğunluğu nedeniyle uzaklaşılan ama karşılıklı sevginin ve isteğin devam ettiği arkadaşlıklar yeniden yakınlaşabilir.

Ama her arkadaşlığı eski hâline döndürmek zorunda değiliz.

Bazı insanlar hayatımıza bir dönem eşlik eder. Bize bir şey öğretir, bizimle büyür, en güzel ya da en zor zamanlarımızdan bazılarına tanıklık eder ve sonra yollarımız ayrılır. Bir ilişkinin sona ermiş olması, onun değersiz olduğu anlamına gelmez.

## Gidenlere de Kalanlara da Yer Açmak

Belki yetişkinlikte arkadaşlıklarla ilgili öğrenmemiz gereken en zor şeylerden biri budur: Bazı insanları severek de geride bırakabiliriz.

Birini özlemek, mutlaka hayatına geri alman gerektiği anlamına gelmez. Eski günleri güzel hatırlamak, bugünkü uzaklığın yanlış olduğu anlamına da gelmez. Bazı arkadaşlıklar hayatımızda kalır, bazıları şekil değiştirir, bazılarıysa bize yalnızca bir dönemde eşlik eder.

Ve belki büyümek, kimlerin gittiğini saymaktan çok, hayatımızda kalan bağların kıymetini fark etmeyi öğrenmektir.

Çünkü bazı insanlar hikâyemizin sonuna kadar gelmez ama birkaç bölümünü öylesine güzelleştirir ki onları hep sevgiyle hatırlarız. Her arkadaşlığın sonsuza kadar sürmesi gerekmez. Bazen bir bağın değerini belirleyen şey ne kadar uzun sürdüğü değil, hayatımızın bir döneminde bize ne kadar gerçek bir şekilde eşlik ettiğidir.

Ezgi Acar
Ezgi Acar
Ezgi Acar, 1998 yılında İstanbul’da doğmuştur. Lisans eğitimini Koç Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamlayan Acar, aynı zamanda İşletme alanında çift anadal yaparak İnsan Kaynakları Yönetimi alanında uzmanlaşmıştır. Acar, eğitimine Bahçeşehir Üniversitesi Klinik Psikoloji (tezli) yüksek lisans programında devam etmekte olup, uzmanlık alanı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) üzerine yoğunlaşmaktadır. Mesleki gelişimine üniversite yıllarından itibaren önem veren Acar, Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Lape Hastanesi gibi kurumlarda staj yaparak farklı klinik ortamlarda deneyim kazanmıştır. Ayrıca klinik uygulamalarını güçlendirmek amacıyla Bilişsel Davranışçı Terapi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi, Mindfulness Temelli Terapi, Sanat Terapisi, Spor Psikolojisi gibi farklı terapi yaklaşımlarına yönelik eğitimler almış; MMPI, MOXO Dikkat Testi ve CNS Vital Signs gibi psikometrik testlerin uygulama ve raporlama yetkinliklerini kazanmıştır. Bunun yanı sıra travma, anksiyete, depresyon, psikotik bozukluklar, kişilik bozuklukları, yeme bozuklukları, bağımlılık, şema terapi, çift-aile terapisi ve psikodinamik yaklaşımlar gibi konularda birçok seminer ve vaka sunumuna katılmıştır. Araştırma ve ilgi alanları arasında travmalar, yeme bozuklukları, duygusal yeme, psikoonkoloji ve hastalıkların psikolojisi yer alan Acar, bu konularda bilimsel bilgi ile klinik deneyimi bütünleştirmeyi amaçlamaktadır. Psikoloji alanındaki bilgi birikimini toplumla paylaşma motivasyonuyla yazarlık yapan Acar, Psychology Times Türkiye’de ruh sağlığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen, anlaşılır ve erişilebilir içerikler kaleme almaktadır. Akademik ve mesleki gelişimini sürdürürken, gelecekte klinik psikoloji alanında uzmanlaşmayı ve kitap yazarak hem bilimsel hem de edebi üretimlerini geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar