Sıradan Bir Ses, Sıra Dışı Bir Tepki: Misofoni Sinemada yanınızda oturan kişi patlamış mısırını çiğniyor olabilir. Ya da aynı ofiste çalıştığınız biri kalemini durmadan tık tık tıklatıyordur. Çoğumuz için bu, hafif bir can sıkıntısı yaratır ama dürüst olmamız gerekirse, birkaç saniye sonra o kadar da dert etmeyip unuturuz.
Bazı insanlar içinse aynı ses, yoğun bir öfke, tiksinti, huzursuzluk ya da ortamdan uzaklaşma isteği yaratabilir. Ani bir öfke yükselir, mide bulanır, tek istedikleri oradan uzaklaşmaktır. Üstelik bu tepki çoğu zaman kişinin isteyerek verdiği bir tepki değildir.
Bu bir abartı ya da huysuzluk değil. "Misofoni" denen ve son on yılda nörobilimin en aktif araştırma alanlarından birine dönüşen, giderek daha fazla sayıda hakemli çalışmanın konusu olan gerçek bir durumdan bahsediyoruz. Misofoni Gerçekten Ne Anlama Geliyor?
Misofoni, Yunanca'daki misos (nefret) ve phone (ses) kelimelerinden geliyor. İşin ilginç tarafı, bu isimlendirme bile mecazi değil. Beyin görüntüleme çalışmaları, ortada gerçek bir nörolojik örüntü olduğunu gösteriyor.
Çiğneme, yudumlama, burun çekme, tıklama gibi tekrarlayan ve genelde insan kaynaklı seslere karşı gelişen bu tepki, sıradan bir "gürültüye duyarlılık" meselesi değil. Konunun dönüm noktası sayılan çalışmadan bahsetmesek olmaz. Newcastle Üniversitesi'nden nörobilimci Sukhbinder Kumar ve ekibinin 2017'de Current Biology dergisinde yayımladığı fMRI araştırması (Kumar et al., 2017).
Araştırma ekibi, misofonisi olan katılımcılarla sağlıklı kontrol grubuna nötr sesler, rahatsız edici ama tetikleyici olmayan sesler ve kişiye özel tetikleyici sesler dinletmiş. Tetikleyici sesler duyulduğunda, misofoni grubunda duygusal ve bedensel duyumların işlendiği anterior insular korteks bölgesinde kontrol grubuna kıyasla belirgin bir aşırı aktivasyon görülmüş. Bu fark, nötr ya da sadece "rahatsız edici" ses denemelerinde ortaya çıkmamış.
Aynı çalışmada, tetikleyici sesler sırasında kalp atış hızı ve deri iletkenliğinde de artış kaydedilmiş, yani tepki sadece beyinde değil, bedende de gözlenmiş. Kumar'ın ekibi 2021'de Journal of Neuroscience'da yayımladığı takip çalışmasında ise işi bir adım öteye taşımış. Bu kez dinlenme durumundaki beyin bağlantısına bakan araştırmacılar, misofonisi olan kişilerde işitsel korteks ile yüz, ağız ve boğaz hareketlerini kontrol eden motor bölgeler arasında normalden güçlü bir bağlantı tespit etmiş (Kumar et al., 2021).
Yani beyin, duyduğu çiğneme sesini âdeta kendi ağzıyla "taklit ediyor" gibi bir tepki vermiş. Araştırmacılar bu tepkiyi "aşırı hassaslaşmış bir bağlantı" olarak tanımlıyor. Bu veriler oldukça önemli, çünkü mevcut tedavilerin çoğu işitsel sisteme odaklanırken, asıl anahtarın motor sistemde de olabileceğini gösteriyor.
Bu Sesler Neden "Sinir Bozucu" Değil de "Tehlike" Gibi Hissettiriyor Misofoniyi sıradan bir rahatsızlıktan ayıran şey, tepkinin hızı, şiddeti ve istem dışı olması. Pek çok kişi, tetikleyici sesi duyar duymaz kalp atışının hızlandığını, terlemeye başladığını, kaslarının kasıldığını dile getiriyor. Bu, tam olarak "savaş ya da kaç" tepkisinin fizyolojik bir kanıtı.
Beyin, aslında zararsız bir sesi gerçek bir tehditmiş gibi işliyor. Bunun bir açıklaması, beynimizin sesleri "önemli" ve "önemsiz" diye ayıran süzgeciyle ilgili olabilir. Normalde tanıdık ve zararsız olduğunu öğrendiğimiz sesler zamanla arka plana çekilir.
Buna da habituasyon denir. Kumar ve ekibinin bulguları, misofonide bazı sesler için bu filtreleme mekanizmasının farklı çalıştığını bizlere söylüyor. Sesler sanki her seferinde ilk kez duyuluyormuş gibi tüm gücüyle işleniyor, etkisi hiç azalmıyor.
2020 yılında Scientific Reports dergisinde yayımlanan bir EEG çalışması da bu tabloyu doğruluyor. Misofonisi olan katılımcılarda otomatik işitsel işlemleme sisteminde sapmalar tespit edilmiş, bu da beynin tetikleyici sesleri daha en baştan, bilinçli farkındalık devreye girmeden farklı şekilde kodladığına işaret ediyor (Jager et al., 2020). Sanıldığından Çok Daha Yaygın Uzun süre nadir görülen, tuhaf bir tepki olarak algılanan misofoni, son yıllardaki geniş ölçekli anket çalışmalarıyla birlikte çok daha yaygın bir tablo çiziyor.
2013'te PLOS ONE'da yayımlanan ve ABD'yi temsil eden 4.005 kişilik ulusal bir örneklemi tarayan çalışmaya göre, katılımcıların %78,5'i belirli seslerden zaman zaman rahatsız olduğunu bildirmiş, %4,6'sı ise klinik düzeyde misofoni ölçütlerini karşılıyor (Schröder et al., 2013). Aynı çalışma, semptomların çoğunlukla çocukluk ya da ergenlik döneminde başladığını ve en sık ilk tetikleyicinin yemek yeme sesleri olduğunu ortaya koyuyor. Farklı ülkelerden üniversite öğrencisi örneklemlerinde oranlar daha da yüksek çıkabiliyor.
Çin'de %20, Hindistan'da %23'e varan rakamlar bildirilmiş. Bu farklılıklar büyük ölçüde kullanılan ölçüm aracına ve örneklem türüne bağlı, ama ortak sonuç bariz. Misofoni, nüfusun önemli bir kesiminin en azından hafif düzeyde deneyimlediği bir spektrum.
Hassasiyetin Ötesinde Misofonisi olan insanlar genelde yıllarca "çok hassassın", "abartıyorsun", "kendini tut" gibi yorumlar duyarak büyüyor. Oysa yukarıdaki nörogörüntüleme bulguları, bu tepkinin bilinçli bir tercih olmadığını, büyük ölçüde otomatik ve istem dışı geliştiğini gösteriyor. 2022'de alanın önde gelen araştırmacılarının katıldığı bir Delphi çalışması, misofoni için ilk kez üzerinde geniş mutabakat sağlanan bir tanım ortaya koydu (Swedo et al., 2022).
Resmi tanı kılavuzlarında (DSM-5 gibi) henüz ayrı bir başlık olarak yer almasa da, misofoninin anksiyete bozukluklarına ya da obsesif-kompulsif spektruma yakın, kendine has bir durum olup olmadığı tartışması bilimsel literatürde hala sürüyor. Tedavi Konusunda Elimizde Ne Var Misofoni için henüz FDA ya da benzeri bir kurum tarafından onaylanmış bir ilaç ya da standart tedavi yok, ama kanıt temelli girişimler hızla birikiyor. Bu alandaki en sağlam veri, Amsterdam Üniversitesi Tıp Merkezi'nden Jager ve ekibinin 2021'de Depression and Anxiety dergisinde yayımladığı, misofoni için yapılmış kontrollü çalışmadan geliyor (Jager et al., 2020).
Araştırmacılar 54 hastayı ya sekiz haftalık grup bilişsel davranışçı terapiye (BDT) ya da bekleme listesine rastgele atamış. BDT alan grupta belirti şiddeti bekleme listesindeki gruba kıyasla anlamlı ölçüde azalmış ve katılımcıların %37'si klinik olarak "çok" ya da "büyük ölçüde" iyileştiğini bildirirken, bekleme listesinde bu oran %0 kalmış. Bu iyileşme bir yıl sonraki takipte de büyük ölçüde korunmuş.
Kullanılan BDT protokolü, göreve odaklanma ve uyarılmayı azaltma tekniklerini, olumlu duygu etiketlemeyi ve kontrollü uyaran maruziyetini kapsıyor (Jager et al., 2020). Bunun yanında, beyaz gürültü ya da hafif bir arka plan sesiyle tetikleyici sesi maskelemek anlık rahatlama sağlayabiliyor. Kulaklık kullanmak ya da oturma düzenini değiştirmek gibi pratik ortam ayarlamaları da günlük hayatta işlevselliği önemli ölçüde artırabiliyor.
Küçük Bir Sesin Aslında Hiç Küçük Olmayan Hikâyesi Misofoninin bize hatırlattığı önemli bir şey var. Aynı ses, iki farklı beyinde bambaşka deneyimlere dönüşebiliyor. Birimiz için arka planda kaybolup giden bir çiğneme sesi, bir başkasında yoğun bir öfke ve huzursuzluk yaratabiliyor.
Bu yüzden bir dahaki sefere birinin "o sesten nefret ediyorum" dediğini duyduğumuzda, onu abartmakla suçlamak yerine, belki de aynı sesi neden bu kadar farklı yaşadığımızı merak etmek daha anlamlı olabilir.
Kaynakça
- Jager, I. J., Vulink, N. C. C., Bergfeld, I. O., Loon, A. J. J. M., & Denys, D. a. J. P. (2020). Cognitive behavioral therapy for misophonia: A randomized clinical trial. Depression and Anxiety, 38(7), 708–718. https://doi.org/10.1002/da.23127 Kumar, S., Dheerendra, P., Erfanian, M., Benzaquén, E., Sedley, W., Gander, P. E., Lad, M., Bamiou, D. E., & Griffiths, T. D. (2021). The motor basis for misophonia. Journal of Neuroscience, 41(26), 5762–5770. https://doi.org/10.1523/jneurosci.0261-21.2021 Kumar, S., Tansley-Hancock, O., Sedley, W., Winston, J. S., Callaghan, M. F., Allen, M., Cope, T. E., Gander, P. E., Bamiou, D., & Griffiths, T. D. (2017). The brain basis for misophonia. Current Biology, 27(4), 527–533. https://doi.org/10.1016/j.cub.2016.12.048 Schröder, A., Vulink, N., & Denys, D. (2013). Misophonia: diagnostic criteria for a new psychiatric disorder. PLoS ONE, 8(1), e54706. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0054706 Swedo, S. E., Baguley, D. M., Denys, D., Dixon, L. J., Erfanian, M., Fioretti, A., Jastreboff, P. J., Kumar, S., Rosenthal, M. Z., Rouw, R., Schiller, D., Simner, J., Storch, E. A., Taylor, S., Werff, K. R. V., Altimus, C. M., & Raver, S. M. (2022). Consensus Definition of Misophonia: a Delphi study. Frontiers in Neuroscience, 16, 841816. https://doi.org/10.3389/fnins.2022.841816


