Salı, Temmuz 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yangına sırtını çevirsen de küllerden arınamazsın

Yangına sırtını çevirsen de küllerden arınamazsın

Yaşamımız boyunca birçok deneyim yaşarız. Başımıza gelen deneyimlerden bazıları canımızı sıkan cinsten olabilir. Bu deneyimler sonucunda bazı insanlar, bazen, hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam eder. Dakikalar saatleri kovalar, günler geçer. Nihayet açık yaralar paslanmış hale gelir. Yaşarken dünyanın durduğunu sandığımız hatıralar ise yerini ışıksız bir boşluğa bırakır. Her şey geride kalmış ve hiç yaşanmamış hissi verir. Fakat sonra, her şey olması gerektiği gibi ilerlerken en sıradan anın içinde, beklenmedik bir buhran belirir. Bu his ne şimdiki ana aittir ne de tamamen yabancıdır. Daha önce hissettiğimiz tanıdık bir yakarıştır, ama mantıklı bir şekilde açıklayamayız. İşte o an, insan şunu fark eder: Yangına sırtını dönmek, onun tamamen söndüğü anlamına gelmez.

Yaşadığımız durumlar, yalnızca hatırlanan bir masal veya sahibi olmayan bir gölge değildir. Aynı zamanda sinir sisteminde varlığını sürdüren bir deneyimdir. Bessel van der Kolk (2014, p.97) bu durumu “Geçmiş, içsel bir huzursuzluk olarak yaşamaya devam eder.” sözleriyle özetlemiştir. Travmatik ya da içinde boğulduğumuz duygusal deneyimler sona erse bile, beden yaşanan bu deneyimleri tamamlanmış olarak kaydetmeyebilir. Bu yüzden kendimizin farkında olarak “iyiyim” desek bile, bedensel düzeyde farklı bir gerçeklik yaşamaya devam edebiliriz. Nitekim travma sonrasında “dünyanın farklı bir sinir sistemiyle deneyimlenmesi”, bu kalıcılığın en açık göstergelerinden biridir (Van der Kolk, 2014,p.53).

Duygunun Bilinçten Önce Gelen Yolu Duyguların nörobiyolojik temellerini anlamaya yönelik çalışmalar yapıldığında duyguların yalnızca öznel deneyimler olmadığını, sinir sisteminin temel işlevleri olduğunu ortaya koymaktadır. Öyle ki LeDoux (1996), duyguları “sinir sisteminin biyolojik işlevleri” olarak tanımlamış (s. 12–13), bu süreçlerin bilinçli bir farkındalıktan çok istemsiz işleyebileceğini vurgulamıştır. Bundan dolayı, farkında olduğumuz duygusal yaşantılar çoğu zaman “yanıltıcı izler” olabilir (s. 16–17). Çünkü duygusal tepkiler, bireyin farkındalığından önce devreye giren hızlı ve otomatik mekanizmalar tarafından şekillenir. Bu nedenle insan, belirli bir anıyı hatırlamasa bile, o anıya ait duyguyu yeniden hissedebilir. Başka bir deyişle, olay unutulabilir; ancak o olayın bedende bıraktığı iz varlığını sürdürür.

Bazı duygular bugüne aitmiş gibi görünse de geçmişte merasiminde bulunmuşuzdur. Sıradan hayatın içinde, nedeni yokken gelen o hüzün; aslında sinir sisteminin tamamlanmamış bir deneyimi yeniden yaşamaya başlamasıdır. Travma literatüründe bu durum “yeniden etkinleşme” olarak tanımlanır: Geçmişte yaşanan bir deneyim, benzer bir duyum, ortam ya da bazen yalnızca içsel bir durum aracılığıyla tekrar aktive olur. Ve o anda beden, geçmişteki duygusal gerçekliği yeniden üretir. (American Psychiatric Association, 2013,s.271-272; Herman, 1992,s.37).

Küller ve Devam Eden Hikâye Bu yüzden hiçbir nedeni yokken geldiğini sandığımız hüzün, gerçekten durduk yere değildir. O, geçmişin kendisi değil; ama onun sinir sisteminde bıraktığı izin aynasıdır. İnsan ne kadar uzaklaştığını düşünürse düşünsün, o aynadakiyle yüzleşmek basit olmayabiliyor. Sadece sessizleşir, derine iner ve uygun bir anda yeniden yansımada gözükür.

Sonunda anlaşılan şudur: Unutmak her zaman kurtulmak veya bir bitiş değildir. Bazen yalnızca başka tarafa yönelmektir. Yangın gerçekten sönmemişse, geride mutlaka kül kalır ve o küller, görünmese bile, insanın içinde taşınmaya devam eder.

Kaynakça

  • American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Publishing.
  • Herman, J. L. (1992). Trauma and recovery: The aftermath of violence—from domestic abuse to political terror. Basic Books.
  • LeDoux, J. E. (1996). The emotional brain: The mysterious underpinnings of emotional life. Simon & Schuster.
  • van der Kolk, B. A. (2014). The body keeps the score: Brain, mind, and body in the healing of trauma. Viking.
Şefika Yıldız
Şefika Yıldız
Ben Şefika Yıldız. KTO Karatay Üniversitesi 4.sınıf Psikoloji öğrencisiyim. Alandaki deneyimlerimi geliştirmek ve gözlem yeteneklerimi artırmak amaçlı staj yapıyorum. Oyun terapisi eğitimimi alarak çocuklarla ilgilenmek konusundaki hedefimi gerçekleştirmek adına ilk adımı attım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar