"Her şey yoluna girecek." "Daha kötüsü de olabilirdi." "Olumlu düşün, geçer."
Bu cümleler kulağa ne kadar tanıdık geliyor? Zor bir dönemden geçerken, kaygıyla bunalırken ya da üzüntünüzü paylaşmaya çalışırken bu yanıtlarla karşılaşmışsınızdır. İyi niyetle söylenirler, hatta zaman zaman kendinize de söylersiniz. Ama bir şeylerin eksik olduğunu hissedersiniz. Çünkü eksiktir.
Bu, toksik pozitifliğin tam kalbinde yatan paradokstur: iyimserlik kılığına bürünmüş bir duygusal kaçış.
Toksik Pozitiflik Nedir?
Toksik pozitiflik, olumsuz duyguları geçersiz kılarak her durumda "iyi tarafı görmeye" zorlamaktır. Acıyı, öfkeyi, hayal kırıklığını ya da üzüntüyü bastırmak adına olumlu bir görünüm sürdürme baskısıdır.
Sorun, iyimserliğin kendisinde değildir. Sorun, duyguların seçici biçimde silinmeye çalışılmasındadır. Psikoloji araştırmaları, duyguların bastırılmasının — özellikle kronik hale geldiğinde — kaygıyı, depresyonu ve fiziksel stres tepkilerini artırdığını tutarlı biçimde ortaya koymaktadır (Gross & John, 2003). Başka bir deyişle: hissetmemeye çalışmak, hissi yok etmez; yalnızca derinleştirir.
Toksik pozitifliğin sizi tanıması kolaydır: bir duyguyu paylaştığınızda "ama şükret" denir, ya da "çok takılma buna." Farkında olmadan kendinize de uygularsınız — ağlamak yerine kendinizi "toparlamaya" zorlarsınız, öfkenizi "saçma" bulursunuz, üzüntünüzü "abartı" sayarsınız.
Gerçek İyimserlik Farklı Bir Şeydir
Martin Seligman'ın pozitif psikoloji alanındaki öncü çalışmaları, gerçek iyimserliği çok farklı bir yere konumlandırır. Seligman'a göre iyimserlik, "kötü şeyler olmaz" inancı değil; "kötü şeyler olduğunda onları aşabilirim" inancıdır (Seligman, 2006). Bu ince ama köklü bir fark.
Gerçek iyimser, zorluğu görmezden gelmez. Aksine, zorluğu net biçimde görür — ama onu kalıcı, yaygın ve kişisel bir yenilgi olarak yorumlamaz. Acıyı inkar etmek yerine, acının içinden geçilebileceğine dair bir güvene sahiptir.
Bu güven nereden gelir? Büyük ölçüde bilişsel esneklikten.
Bilişsel Esneklik: Zihnin Manevra Gücü
Bilişsel esneklik, zihnin farklı bakış açıları arasında geçiş yapabilme, otomatik düşünce kalıplarını fark edip sorgulayabilme ve yeni bilgilere göre tutumunu güncelleyebilme kapasitesidir. Kabul ve Kararlılık Terapisi'nin (ACT) kurucusu Steven Hayes'in çerçevesinden bakıldığında bilişsel esneklik, düşüncelerinizle özdeşleşmek yerine onları gözlemleyebilmektir (Hayes, Strosahl & Wilson, 2012).
Esnek bir zihin şunu yapabilir:
"Bu çok zor" ile "Bunu atlatabilirim"i aynı anda tutabilir. Çünkü ikisi de doğrudur.
Duyguyu tanımak ile duyguya kapılmak arasındaki farkı görebilir. "Öfkeliyim" demek, öfkenin sizi yönetmesi değildir.
Geçici ile kalıcıyı ayırt edebilir. "Şu an berbat hissediyorum" cümlesi, "Her zaman böyle hissedeceğim" anlamına gelmez.
Nörobilim açısından bakıldığında bilişsel esneklik, prefrontal korteksin işleviyle yakından ilişkilidir. Kronik stres ve duygu bastırma ise bu bölgenin etkinliğini azaltır; yani toksik pozitifliğin bizi "daha iyi" hissettireceğini sandığımız dönemlerde, aslında zihinsel esnekliğimizi kırpıyor olabiliriz.
Duyguyu Kabul Etmek, Teslim Olmak Değildir
Belki de en yaygın yanlış anlama şudur: olumsuz bir duyguyu kabul etmek, ona teslim olmak ya da onu kalıcı kılmak gibi algılanır.
Oysa psikolojik araştırmalar bunun tersini göstermektedir. Duygu düzenleme üzerine kapsamlı çalışmalar yürüten James Gross, duyguyu bastırmanın kısa vadede geçici bir rahatlama sağladığını ama uzun vadede hem o duygunun yoğunluğunu hem de genel psikolojik yükü artırdığını ortaya koymuştur. Buna karşılık, duyguyu fark etmek ve adlandırmak — "affect labeling" olarak bilinen süreç — amigdala aktivasyonunu azaltır ve duygusal işlemlemeyi kolaylaştırır (Lieberman ve ark., 2007).
Yani "şu an üzgünüm ve bu anlamlı bir şey" diyebilmek, beyin düzeyinde gerçek anlamda rahatlatıcıdır.
Peki Ne Yapmalı?
Toksik pozitifliği bırakmak için karamsar olmak gerekmez. Şu küçük kaymalar, büyük fark yaratabilir:
"Olumlu düşün" yerine: "Bu gerçekten zor. Ne hissettiren nedir?"
"Daha kötüsü de olabilirdi" yerine: "Evet, bu acıtıyor. Ve bu geçecek."
"Takılma buna" yerine: "Bunu konuşmak istiyorsan buradayım."
Hem kendinize hem de çevrenizdekilere duyguyu taşıyabilecekleri bir alan açmak, toksik pozitifliğin boş tesellisinden çok daha güçlü bir destek biçimidir.
Sonuç
Gerçek iyimserlik, bir gülümseme maskesi değildir. Zoru görebilen, duyguyu taşıyabilen ve yine de ilerleyebileceğine inanan bir zihnin halidir. Bilişsel esneklik ise bu hali mümkün kılan psikolojik kasın adıdır.
"Her şey harika" demekten vazgeçtiğinizde, "Her şeyle başa çıkabilirim" demeye daha yakın olursunuz. Bu fark, göründüğünden çok daha derin bir özgürlüktür.
Kaynakça
- Gross, J. J., & John, O. P. (2003). Individual differences in two emotion regulation processes: Implications for affect, relationships, and well-being. Journal of Personality and Social Psychology, 85(2), 348–362.
- Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2012). Acceptance and Commitment Therapy: The Process and Practice of Mindful Change (2nd ed.). Guilford Press.
- Lieberman, M. D., Eisenberger, N. I., Crockett, M. J., Tom, S. M., Pfeifer, J. H., & Way, B. M. (2007). Putting feelings into words: Affect labeling disrupts amygdala activity in response to affective stimuli. Psychological Science, 18(5), 421–428.
- Seligman, M. E. P. (2006). Learned Optimism: How to Change Your Mind and Your Life. Vintage Books.


