Bugün internette “maladaptif hayal kurma” (Maladaptive Daydreaming, MD) hakkında arama yaptığınızda, binlerce insanın benzer deneyimlerini paylaştığını görebilirsiniz. Kimileri saatlerini kurgusal evrenlerde geçirirken, kimileri zihninde yıllardır devam eden hikâyeler yaratıyor; bazıları ise bu içsel dünyaların gerçek yaşamlarını gölgede bıraktığını hissediyor. Ancak bu deneyimin bilimsel olarak tanımlanması oldukça yenidir. Yaklaşık yirmi yıl önce adı bile olmayan bu olgu, bugün onlarca araştırmanın, uluslararası organizasyonların ve giderek büyüyen bir topluluğun ilgi odağı hâline gelmiştir.
Her Şey Nasıl Başladı?
Maladaptif hayal kurma kavramı ilk kez 2002 yılında İsrailli klinik psikolog ve travma araştırmacısı Prof. Dr. Eli Somer tarafından tanımlandı. Somer, travma öyküsü bulunan altı danışanının olağan hayal kurmanın çok ötesinde, son derece ayrıntılı ve yoğun fantezi dünyalarına sahip olduğunu fark etti. Bu bireyler, saatlerini hayal kurarak geçiriyor, kurgusal karakterlerle bağ kuruyor ve zaman zaman gerçek yaşam sorumluluklarını ihmal ediyorlardı. Somer, bu durumu “kişilerarası ilişkilerin yerini alan veya akademik, sosyal ve mesleki işlevselliği bozan yoğun fantezi etkinliği” olarak tanımladı.
Bu çalışma, maladaptif hayal kurma araştırmalarının başlangıç noktası kabul edilir.
İlk Araştırmalar: Sessiz Bir Dönem
2002 ile 2010 yılları arasında alandaki araştırmalar oldukça sınırlı kaldı. Bunun temel nedenlerinden biri, MD’nin DSM veya ICD gibi tanı sistemlerinde yer almamasıydı. Birçok araştırmacı, bu olgunun dissosiyasyon, obsesif-kompulsif belirtiler veya davranışsal bağımlılıklarla ilişkili olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.
Bu dönemde maladaptif hayal kurma daha çok vaka çalışmaları üzerinden incelendi ve araştırmacılar bunun yalnızca “çok hayal kurmak” olmadığını, kişinin günlük yaşamını önemli ölçüde etkileyebilen bir deneyim olduğunu göstermeye başladı.
2011–2018: Alanın Büyümesi
2011 yılında Jayne Bigelsen ve Cynthia Schupak’ın yayımladığı çalışma, kendisini aşırı hayal kurucu olarak tanımlayan 90 kişiyi inceleyerek MD’nin yalnızca birkaç bireye özgü bir durum olmadığını ortaya koydu. Bu çalışma sayesinde araştırmalar, klinik gözlemlerden daha geniş örneklemlere taşındı.
2016 yılında yayımlanan çalışmalar ise maladaptif hayal kurmanın bireylerin yaşamındaki yerini daha ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Katılımcılar, hayal dünyalarını hem büyük bir keyif kaynağı hem de kontrol etmekte zorlandıkları bir alışkanlık olarak tanımlıyordu. Araştırmacılar ilk kez “çifte yaşam” hissinden söz etmeye başladı: Bir yanda gerçek yaşam, diğer yanda saatler süren içsel hikâyeler.
2017 ve 2018 yıllarında yapılan çalışmalar, MD’nin depresyon, anksiyete, yalnızlık, dikkat sorunları ve dissosiyatif belirtilerle ilişkisini incelemeye başladı. Özellikle deneyim örnekleme yöntemleriyle yapılan araştırmalar, stresli günlerde maladaptif hayal kurmanın arttığını gösterdi.
Ölçekler ve Tanısal Araçlar
Bir araştırma alanının gelişebilmesi için güvenilir ölçüm araçlarına ihtiyaç vardır. Bu nedenle Somer ve çalışma arkadaşları tarafından geliştirilen Maladaptive Daydreaming Scale (MDS-16), alandaki en önemli gelişmelerden biri oldu. Bu ölçek, araştırmacıların farklı ülkelerde ve farklı örneklemlerde MD’yi inceleyebilmesini sağladı. Günümüzde hâlâ en yaygın kullanılan tarama araçlarından biridir.
Uluslararası Konsorsiyumun Doğuşu
Araştırmaların artmasıyla birlikte farklı ülkelerden bilim insanları ortak bir platform altında çalışmaya başladı. Böylece International Consortium for Maladaptive Daydreaming Research (ICMDR) kuruldu. Konsorsiyumun amacı, araştırmacıları bir araya getirmek, yeni çalışmalar yürütmek ve MD hakkında güvenilir bilgi üretmekti. Kurucusu yine Prof. Eli Somer’di.
ICMDR sayesinde İsrail, Polonya, İtalya, Yunanistan, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer birçok ülkeden araştırmacılar ortak projelerde yer aldı. Günümüzde maladaptif hayal kurma alanındaki çalışmaların önemli bir bölümü bu araştırma ağı etrafında şekillenmektedir.
Maladaptive Daydreaming Research Hub
Araştırmacılar ve öğrenciler için en önemli kaynaklardan biri Maladaptive Daydreaming Research Hub’dır (MDRH). İlk olarak uluslararası iş birliğini desteklemek amacıyla oluşturulan bu platform, zamanla alanın en kapsamlı akademik arşivlerinden biri hâline gelmiştir. Burada yayımlanmış makaleler, ölçüm araçları, araştırma duyuruları ve bilimsel kaynaklar bir araya getirilmektedir.
Bugün maladaptif hayal kurma hakkında akademik çalışma yapmak isteyen biri için MDRH, muhtemelen başlanabilecek en iyi kaynaktır.
ISMD: Topluluktan Topluma
Araştırmalar büyürken, MD yaşayan bireylerin de birbirleriyle bağlantı kurabilecekleri bir organizasyona ihtiyaç duyduğu görüldü. Bu ihtiyacın sonucunda International Society for Maladaptive Daydreaming (ISMD) kuruldu.
ISMD, günümüzde dünya çapında faaliyet gösteren bir kâr amacı gütmeyen kuruluş olarak topluluk desteği, farkındalık çalışmaları, profesyonel eğitimler ve araştırma girişimleri yürütmektedir. Kuruluşun amacı yalnızca bilimsel bilgi üretmek değil, aynı zamanda MD yaşayan bireylerin deneyimlerini görünür kılmaktır.
2026 yılında ICMDR ile ISMD’nin kaynaklarını birleştirmeye başlaması da alanın kurumsallaşması açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülmektedir.
Son Yıllardaki Araştırmalar
2020’li yıllarda maladaptif hayal kurma araştırmaları büyük bir ivme kazandı. Çalışmalar artık yalnızca belirtileri tanımlamakla kalmıyor; nörobilişsel mekanizmaları, psikolojik süreçleri ve olası tedavi yaklaşımlarını da incelemeye çalışıyor.
2025 yılında yayımlanan kapsamlı derlemeler ve meta-analizler, MD’nin tek başına açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapı olduğunu göstermiştir. Bulgular, depresyon, anksiyete, dissosiyasyon, obsesif-kompulsif belirtiler ve duygusal sıkıntılarla anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte araştırmacılar, MD’nin mevcut tanı kategorilerine tam olarak uymadığını da vurgulamaktadır.
Aynı dönemde bilişsel davranışçı terapi temelli açıklama modelleri geliştirilmeye başlanmış ve maladaptif hayal kurmanın nasıl sürdüğünü açıklayan teorik çerçeveler önerilmiştir.
Okunabilecek Kaynaklar
Maladaptif hayal kurma hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için birkaç temel kaynak öne çıkmaktadır:
- Eli Somer (2002), Maladaptive Daydreaming: A Qualitative Inquiry
- Bigelsen & Schupak (2011), Compulsive Fantasy
- Somer, Somer & Jopp (2016), Parallel Lives
- Maladaptive Daydreaming Research Hub (MDRH)
- International Society for Maladaptive Daydreaming (ISMD)
Kitap önerileri arasında ise özellikle Eli Somer’in önerdiği ve ISMD tarafından da tanıtılan Extreme Imagination öne çıkmaktadır. Bu eser, MD yaşayan bireyler için hazırlanmış en kapsamlı rehberlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Geleceğe Bakış
Maladaptif hayal kurma, henüz DSM-5 veya ICD-11’de bağımsız bir tanı olarak yer almıyor. Ancak son yirmi yılda küçük bir vaka çalışmasından uluslararası araştırma ağlarına uzanan dikkat çekici bir gelişim gösterdi. Bugün yüzlerce araştırmacı, klinisyen ve gönüllü bu olguyu daha iyi anlamak için çalışıyor.
Belki de maladaptif hayal kurmanın hikâyesi, insan zihninin ne kadar yaratıcı ve aynı zamanda ne kadar karmaşık olabileceğinin bir hatırlatıcısıdır. Bir zamanlar yalnızca birkaç kişinin yaşadığını düşündüğü bu deneyim, bugün dünya çapında binlerce insanın ortak sesi hâline gelmiş durumda. Araştırmalar ilerledikçe, maladaptif hayal kurmanın psikoloji literatüründeki yerinin daha da netleşeceği düşünülmektedir.


