“Biraz daha iyi olabilirdi.”
“Henüz yeterince başarılı değilim.”
“Daha fazlasını yapmalıyım.”
Bu cümleler size tanıdık geliyor mu? Pek çok insan, yaptığı iş ne kadar iyi olursa olsun zihninde hep bir eksik bulur. Aldığı övgüye rağmen “Daha iyisini yapabilirdim.” diye düşünür, küçük bir hatayı günlerce zihninde tekrar tekrar değerlendirir. İlk bakışta bu durum yüksek motivasyon ya da sorumluluk duygusu gibi görünebilir. Ancak bu düşünceler sürekli hale geldiğinde, kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir mükemmeliyetçilik döngüsüne dönüşebilir. Mükemmeliyetçilik, yalnızca yüksek standartlara sahip olmak değildir. Asıl sorun, kişinin kendi değerini başarılarıyla ölçmeye başlaması ve hata yapmayı kabul edilemez bir durum olarak görmesidir. Araştırmalar, katı ve öz eleştirel mükemmeliyetçiliğin kaygı, depresyon, tükenmişlik ve düşük yaşam doyumu ile ilişkili olduğunu göstermektedir (Hewitt & Flett, 1991; Limburg et al., 2017).
Düşüncenin Gücü
“Daha İyi Olmalı” düşüncesi neden bu kadar güçlüdür? Mükemmeliyetçi kişiler için başarı çoğu zaman kısa süreli bir rahatlama sağlar. Bir hedefe ulaşıldığında zihin hemen yeni bir eksik aramaya başlar. “Tamam ama daha iyisini yapabilirdim.” düşüncesi devreye girer. Bu nedenle kişi hiçbir zaman yaptığıyla tam anlamıyla tatmin olamaz. Çünkü sorun başarı eksikliği değil, başarıyı değerlendirme biçimidir. Bu düşünce zamanla yalnızca iş hayatını değil; ilişkileri, ebeveynliği, akademik yaşamı ve hatta günlük sorumlulukları bile etkileyebilir.
Sağlıklı Gelişim İsteği ile Mükemmeliyetçilik Arasındaki Fark
Elinden gelenin en iyisini yapmak, gelişmeye açık olmak ve hedef belirlemek psikolojik açıdan sağlıklı özelliklerdir. Ancak mükemmeliyetçilikte hedef, gelişmek değil; hata yapmamaktır. Sağlıklı bir bakış açısına sahip kişi yaptığı hatalardan öğrenebilir ve yoluna devam edebilir. Mükemmeliyetçi kişi ise küçük bir hatayı kişisel yetersizliğinin kanıtı olarak görebilir. “Bir hata yaptıysam başarısızım.” gibi katı düşünceler geliştirebilir. Bu nedenle çoğu zaman süreçten keyif almak yerine, sürekli sonucu kontrol etmeye çalışır.
Mükemmeliyetçilik ve Erteleme
İlginçtir ki mükemmeliyetçilik her zaman çok çalışmak anlamına gelmez. Bazı insanlar bir işe başlamayı sürekli erteler. Bunun nedeni tembellik değil, kusursuz yapamama korkusudur. “Daha hazır hissetmeliyim.” “Şimdi başlarsam istediğim gibi olmaz.” “Biraz daha bekleyeyim.” Bu düşünceler zamanla erteleme davranışını güçlendirir. Kişi başarısız olmaktan kaçınırken, aslında ilerleme fırsatını da kaçırmış olur.
En Sert Eleştirmeniniz Siz Olabilirsiniz
Mükemmeliyetçiliğin en yorucu yönlerinden biri, kişinin kendisiyle kurduğu dildir. Yakın bir arkadaşınız küçük bir hata yaptığında büyük ihtimalle onu destekler, hata yapmanın normal olduğunu söylersiniz. Peki aynı anlayışı kendinize gösterebiliyor musunuz? Çoğu mükemmeliyetçi kişi, başkalarına gösterdiği şefkati kendisine gösteremez. İç sesi çoğu zaman yargılayıcı, eleştirel ve acımasızdır. Oysa araştırmalar, öz şefkat geliştirebilen bireylerin hata karşısında daha dayanıklı olduklarını, psikolojik iyi oluşlarının daha yüksek olduğunu ve başarısızlık sonrası toparlanmalarının daha kolay gerçekleştiğini göstermektedir (Neff, 2003).
“Yeterince İyi” Bazen En Sağlıklı Seçenektir
Psikolojik iyi oluşun önemli göstergelerinden biri, kusursuz olmak yerine gerçekçi beklentiler geliştirebilmektir. Her e-postanın kusursuz olması gerekmez. Her sunum mükemmel olmak zorunda değildir. Her karar en doğru karar olmayabilir. Hayatın büyük bir bölümü “yeterince iyi” seçimlerle ilerler. Çünkü gelişim, kusursuz sonuçlardan değil; denemekten, hata yapmaktan ve öğrenmekten beslenir. Kendinize zaman zaman şu soruyu sormayı deneyebilirsiniz: “Şu an gerçekten daha iyisine mi ihtiyacım var, yoksa zihnim benden imkânsız bir mükemmellik mi bekliyor?” Bu soru, mükemmeliyetçiliğin fark edilmesi için güçlü bir başlangıç olabilir.
Sonuç
“Daha iyi olmalı.” düşüncesi ilk bakışta motive edici gibi görünse de, sürekli tekrarlandığında kişinin yaşamını daraltabilir. Yapılan hiçbir şey yeterli hissettirmez, başarıların tadı çıkarılamaz ve hata yapma korkusu giderek büyür. Elbette gelişmek istemek değerlidir. Ancak gelişim ile kusursuzluk aynı şey değildir. Gerçek gelişim; hata yapabilmeye izin verebilmek, eksiklikleri insan olmanın doğal bir parçası olarak görebilmek ve kişinin kendi değerini yalnızca performansıyla ölçmemesidir. Belki de kendinize verebileceğiniz en büyük hediye, “Daha iyi olmalı.” cümlesini zaman zaman “Bu haliyle de yeterince iyi.” diyebilecek bir iç sese dönüştürebilmektir.


