Çarşamba, Temmuz 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bağlanma Korkumuzun Yeni Adı: Aniden Gelen Soğuma Hissi ve Situationship

Biriyle tanışırsınız. İlk mesajlaşmalar, ilk kahve buluşması, arka arkaya dinlenen şarkılar, sabahlara kadar süren o heyecanlı sohbetler… Her şey o kadar yolunda, o kadar pürüzsüz ilerler ki, “Galiba bu sefer oldu” dersiniz. Karşınızdaki insan, kafanızdaki her şeye uyuyordur. Sonra bir gün birlikte dışarı çıkarsınız. Beraber yürürken otobüse yetişmek için tuhaf bir şekilde koşmaya başlar. Ya da garsona seslenirken elini garip bir açıyla havaya kaldırır. Belki de yemek yerken çatalı tabağa biraz fazla sürter. Ya da mesajda farklı bir emoji atar.

O an içinizde bir şeyler aniden kapanır. Haftalardır hissettiğiniz o yoğun ilgi ve çekim hissi, saniyeler içinde yerini soğumaya bırakır. Z kuşağının sosyal medyada “Ick” (aniden gelen soğuma/tiksinme hissi) olarak adlandırdığı ve üzerine binlerce video çektiği bu durum, modern flört dünyasının en büyük krizlerinden biridir. Daha da kötüsü, bağlanma korkumuzun somutlaşmasıdır.

Peki, gerçekten bir insanın koşuş şekli ya da mesajda kullandığı bir kelime, koca bir potansiyeli bir saniyede yok edebilir mi? Yoksa zihnimiz, bizi korumak için bizimle küçük bir oyun mu oynuyor?

Bugünlerde ilişkilerin en popüler formu “situationship” yani ilişki gibi durup aslında ilişki olmayan haller. Birlikte vakit geçirilen, sinemaya gidilen, her gün mesajlaşılan ama iş “Biz şimdi neyiz?” sorusuna geldiğinde herkesin kaçacak delik aradığı bir tür gri bölge. Sorumluluk yok, etiket yok, gelecek planı yok ama yalnızlık da yok. Bu durumu 19. yüzyıldan Arthur Schopenhauer aslında göstermişti. Meşhur “Kirpi İkilemi”ni duymuşsunuzdur: Soğuk bir kış günü, kirpiler donmamak için birbirlerine yaklaşırlar. Ancak yaklaştıkça dikenleri birbirine batmaya başlar ve canları yanar. Canları yandığında uzaklaşırlar ama bu sefer de soğuktan titremeye başlarlar.

İşte modern çağın “ilişkimsi” dinamiği tam olarak budur. Yalnızlığın soğuğunda donmak istemiyoruz, bu yüzden birine yaklaşıyoruz. Ama o kişinin bize gerçekten temas etmesine, duvarlarımızı aşmasına, dikenlerinin (yani kusurlarının, gerçekliğinin, beklentilerinin) bize batmasına tahammülümüz yok. Güvenli bir mesafede, ne tam içinde ne de tam dışında kalarak o sıcaklığı hissetmek istiyoruz.

“Ick” dediğimiz ani soğuma hissi, kirpilerin dikenlerinin birbirine batmaya başladığı an devreye giriyor. Karşımızdaki kişi bizim için fazla gerçek olmaya, güvenli mesafeyi aşıp tehlikeli derecede yakınlaşmaya başladığında, zihnimiz acil durum sinyali veriyor.

Psikolojik açıdan baktığımızda, bu ani soğuma anlarının altında ciddi bir “Ya hep ya hiç” tarzı düşünce hatası yatıyor. Çoğumuzun kafasında, filmlerin, dizilerin ve sosyal medyanın yarattığı kusursuz ideal partner şeması var. Karşımızdaki insanı kanlı canlı, hata yapan, bazen saçmalayan, yorulan ya da tuhaf davranan gerçek bir birey olarak kabul etmek istemiyoruz. Çünkü onun kusurlu olduğunu kabul etmek, bizim de kusurlarımızla yüzleşmemiz ve ilişkide savunmasız kalmamız anlamına geliyor. Gerçek bir insan kafamızdaki şemaya uymadığında, zihnimiz bunu bir tehlike sinyali olarak algılıyor.

Aslında hissettiğimiz tiksinme ya da soğuma, hayal kırıklığına uğramaktan veya incinmekten korktuğumuz için başvurduğumuz bir savunma mekanizmasıdır. Karşımızdakine ufacık bir detay yüzünden kusur bularak kendimizi “O zaten bana göre değildi” bahanesiyle rahatlatır ve kendi güvenli alanımıza geri kaçarız. Yani o kişinin çorba içiş şeklinden değil, aramızdaki o koruyucu mesafenin kapanmasından rahatsız oluruz. Daha da garibi, aynısı bir arkadaşımızın başına gelse bu sebepten insandan soğunur mu diye yargılarız. Başkasının hata yapmasına izin veren zihnimiz, kendimize geldiğinde mükemmellik adını verdiği esareti dayatır.

Günümüzde herkes “toksik” ilişkilerden ve kırmızı bayraklardan kaçtığını iddia ediyor. Kırmızı bayraklar elbette önemlidir; saygısızlık, manipülasyon veya yalan tolere edilmemelidir. Ancak birinin bazen sıkıcı olması, espri yaparken sesinin çatlaması, yorgunken ağzından anlamsız bir cümle çıkması toksik bir özellik değildir. Bunlar sadece insana dair hallerdir. Çoğu zaman kırmızı bayraklarla “insan olma” hallerini birbirine karıştırıyoruz ve en ufak bir pürüzde kestirip atıyoruz.

Sürekli flört edip kimseyle gerçek bir bağ kuramadığımız bu “ilişkimsi” bataklığından çıkmanın yolu, kabullenmeden geçiyor. Karşımızdaki insanın mükemmel olmadığını ve hiçbir zaman olmayacağını net bir şekilde kabul etmek zorundayız. İlişki dediğimiz şey, hazır ve kusursuz bir paket olarak önümüze gelmez; iki kusurlu insanın birbirlerinin tuhaflıklarına tahammül etme ve o tuhaflıkların içinde bir uyum bulma çabasıdır.

Bir dahaki sefere karşınızdaki kişinin attığı bir mesaj, kullandığı bir emoji veya yaptığı sıradan bir hareket yüzünden soğuma hissinin içinize yayıldığını fark ettiğinizde bir an durun. Kendinize dürüstçe şu soruyu sorun: Gerçekten onun bu hareketinden mi rahatsız oldum, yoksa aramızdaki duvarların yıkılmasından, onun gerçek bir insan olmasından mı korkuyorum?

Çünkü günün sonunda hepimiz tuhafız. Hepimizin dışarıdan komik veya saçma görünen hareketleri var. Gerçek yakınlık, kusurlu otobüse koşma anına katlanabilmek, o tuhaf el hareketine gülüp geçebilmektir. Kusurlarımızdan kaçarak değil, dikenlerin acısına biraz olsun katlanmayı göze alarak ısınabiliriz.

Zeynep Tuğçe Bayrak
Zeynep Tuğçe Bayrak
Zeynep Tuğçe Bayrak, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji (Tam Burslu) ve Beslenme ve Diyetetik bölümlerinde çift anadal yapan 4. sınıf öğrencisidir. NP Feneryolu Tıp Merkezi’nde stajyer olan Bayrak; BDT, KİPT, MMPI ve TSSB uygulayıcı yetkinliklerine sahiptir. Türkiye Psiko- onkologlar Derneği ve LÖSEV gönüllüsü olarak, meslek hayatını yeme bozuklukları ve onkoloji alanlarında eklektik bir yaklaşımla sürdürmeyi hedeflemektedir. Birçok projede ve kulüpte rol alan Bayrak, yazar olarak ürettiği içerikler ve çeşitli terapi eğitimleriyle profesyonel gelişimini çok yönlü sürdürmektedir. Şu andaysa aktif olarak mening.psikoloji kullanıcı adlı psikoloji & beslenme ve diyetetik instagram sayfasında içerik üretmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar