Salı, Haziran 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İçimizdeki Farklı Yanları Anlamak: Kendimizle Çatışmak Yerine Kendimizi Dinlemek

Zihnimiz çoğu zaman tek bir duygu, düşünce ya da ihtiyaç etrafında işlememektedir. Aynı anda hem cesur hem de korkmuş, hem yakınlık isteyen hem de mesafeye ihtiyaç duyan taraflarımız olabilir. Bu durum, bazen kişide kafa karışıklığı yaratır ve “Ben neden bu kadar çelişkiliyim?” sorusunu beraberinde getirir. Oysa psikoloji alanındaki güncel yaklaşımlar, insanın iç dünyasının farklı ihtiyaçları, duyguları ve baş etme biçimlerini aynı anda barındırabilen dinamik bir yapı olduğunu göstermektedir (Schwartz, 2021).

Günlük yaşamda yaşadığımız pek çok içsel çatışma, aslında bu farklı yönlerin birbiriyle olan etkileşiminden kaynaklanır. Bir yanımız yeni bir ilişkiye başlamak isterken, başka bir yanımız geçmişte yaşadığı hayal kırıklıkları nedeniyle temkinli davranabilir. Bir yanımız dinlenmek isterken, başka bir yanımız çalışmayı bırakırsa başarısız olacağına inanabilir. Bu nedenle içsel çatışmalarımızı yalnızca “kararsızlık” ya da “kişilik sorunu” olarak değerlendirmek, insan psikolojisinin karmaşık yapısını göz ardı etmek anlamına gelir.

Geçmiş Deneyimlerin İzleri

İnsan davranışları çoğu zaman yalnızca bugünkü koşullarla açıklanamaz. Geçmişte yaşanan deneyimler, özellikle de çocukluk dönemindeki ilişkiler, bireyin kendisini ve dünyayı algılama biçimini önemli ölçüde etkiler. Çocuklukta sık eleştirilen bir birey, yetişkinlikte kendisine karşı oldukça sert olabilir. Sürekli terk edilme korkusu yaşayan biri ise ilişkilerde aşırı hassas veya mesafeli davranabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bugün sorun olarak görülen birçok davranışın aslında geçmişte koruyucu bir işlev üstlenmiş olabileceğidir. Örneğin, her şeyi kontrol etmeye çalışan biri çoğu zaman sadece kontrolcü değildir. Bu davranışın altında belirsizlikten duyulan yoğun korku veya geçmişte yaşanmış güvensizlik deneyimleri bulunabilir.

Benzer şekilde, insanlardan uzak duran biri de sevgisiz ya da ilgisiz olmayabilir. Yakın ilişkilerin incinmekle sonuçlandığı deneyimler yaşamış kişiler için mesafe koymak, çoğu zaman bir korunma biçimidir. Başka bir ifadeyle, kişinin bugün işlevsiz görünen bazı davranışları, geçmişte hayatta kalmasına yardımcı olmuş psikolojik stratejiler olabilir (van der Kolk, 2015).

Kendimizle Kurduğumuz İlişki

Çoğu insan kendisinde hoşuna gitmeyen yönleri değiştirmeye çalışır. Öfkesini bastırmak, kaygısını yok etmek veya aşırı kontrol ihtiyacından kurtulmak ister. Ancak yalnızca davranışı değiştirmeye odaklanmak her zaman kalıcı bir değişim sağlamaz. Çünkü davranışın altında hangi ihtiyacın veya hangi korkunun bulunduğu anlaşılmadan yapılan değişiklikler yüzeysel kalabilir.

Örneğin, sürekli onay arayan biri çoğu zaman yalnızca ilgi isteyen biri değildir. Bazen çocukluk döneminde yeterince görülmemiş veya değerinin ancak başkalarının takdiriyle anlaşılabileceğine inanmış olabilir. Benzer şekilde, kendisine çok sert davranan biri gerçekten kendinden nefret ettiği için değil; hata yaparsa sevgiyi veya kabul görmeyi kaybedeceğine inandığı için kendisini acımasızca eleştiriyor olabilir.

Bu noktada psikolojik iyileşmenin önemli adımlarından biri, kendimize farklı sorular sormaya başlamaktır. “Ben neden böyleyim?” yerine “Bu davranış beni neden koruyor?” diye sormak, kişinin kendisiyle daha şefkatli bir ilişki kurmasına yardımcı olabilir.

Araştırmalar, kişinin kendi duygularına merakla yaklaşmasının ve öz şefkat geliştirmesinin psikolojik iyi oluş üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. Öz şefkat, kişinin yaşadığı zorluklar karşısında kendisini sert bir şekilde yargılamak yerine, anlayış ve kabul ile yaklaşabilmesidir (Neff, 2003). Bu yaklaşım, bireyin yalnızca semptomlarıyla değil, bütün iç dünyasıyla temas kurabilmesini sağlar.

İçsel Çatışmalarla Birlikte Yaşayabilmek

Ruh sağlığı çoğu zaman yanlış bir şekilde, olumsuz duyguların tamamen ortadan kalkması olarak düşünülür. Oysa psikolojik olarak sağlıklı olmak; korkmamak, hiç öfkelenmemek veya hiç çelişki yaşamamak anlamına gelmez. Asıl önemli olan, bu duyguların neden ortaya çıktığını anlayabilmek ve onlarla daha sağlıklı bir ilişki kurabilmektir. İnsan bazen aynı anda hem güçlü hem kırılgan olabilir. Hem bağımsız olmak isteyip hem de destek arayabilir. Bu çelişkiler, insan olmanın doğal bir parçasıdır.

Kendimizi yalnızca değiştirmeye çalıştığımızda, çoğu zaman içsel çatışmalarımız daha da sertleşebilir. Ancak onları anlamaya çalıştığımızda, yıllardır bizimle birlikte yaşayan bazı yönlerimizin aslında bizi korumaya çalıştığını fark edebiliriz.

Sonuç

İnsan zihni tek sesli değildir. Farklı ihtiyaçlarımız, korkularımız ve deneyimlerimiz zaman zaman birbirleriyle çatışabilir. Bu çatışmaları bir zayıflık ya da kişilik kusuru olarak görmek yerine, yaşam öykümüzün doğal bir sonucu olarak değerlendirmek daha gerçekçi ve daha şefkatli bir yaklaşımdır.

Psikolojik iyileşme her zaman kendimizin bazı yönlerini yok etmek anlamına gelmez. Bazen iyileşmek; korkan, öfkelenen, kontrol etmeye çalışan ya da geri çekilen taraflarımızı anlamaya çalışmakla başlar. Çünkü insan çoğu zaman kendisiyle savaşmayı bıraktığında, gerçek değişim için ilk adımı atmış olur.

Kübra Yılmaz
Kübra Yılmaz
Psikolog Kübra Yılmaz, lisans eğitimini %100 İngilizce olarak Psikoloji alanında tamamladı. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), EMDR, Deneyimsel Oyun Terapisi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi ve Sanat Terapisi gibi farklı ekollerde eğitimler aldı. Süpervizyon süreçleriyle mesleki gelişimini çocuk, ergen ve yetişkin terapileri alanında sürdürüyor. Terapötik süreci, kişinin kendini tanıma ve yaşamına yön verme yolculuğu olarak ele alıyor. Yazılarında; ilişkiler, kaygı, sınırlar ve gelecek kaygısı gibi konuları, sade, anlaşılır ve bilimsel temele dayalı bir dille aktarıyor. İçeriklerinde hem duygusal farkındalık hem de zihinsel esneklik kazandırmayı hedefliyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar