Cumartesi, Haziran 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“BAZI YARALAR GÖRÜNMEZ ÇÜNKÜ RUH KANAMAZ”

İnsan bedeni ilginçtir. Kesilen bir yer zamanla kabuk bağlar. Kanayan yara sarılır, iyileşir ve unutulur. Çünkü beden, acısını dışarı akıtabilir; insan canının yandığını gösterebilir. Ama ruh öyle değildir. Çünkü ruh kanamaz, bazı yaralar görünmez olur.

Kimse bir insanın, kendi içinde kaç gece sustuğunu bilemez. Kaç kere kendi sesine yabancılaştığını, kaç defa bir cümlenin ortasında geçmişine düştüğünü göremez. İnsanların arasına karışır, gülümsemelerin içine saklanır ve en çok “İyiyim…” diyen insanların gözlerinde erir.

Bazı insanlar çocukluğunu geride bırakmaz; sadece onunla yaşamayı öğrenir. Bir zamanlar korktuğu şeyler geçmiştir belki ama bedeni hâlâ tetiktedir. Kapı seslerinden irkilir, terk edilmekten korkar, sevilince şüphe duyar. Travma yalnızca yaşanıp biten bir olay değildir; insanın dünyayı algılama biçimine dönüşen görünmez bir kırılmadır.

En ağır yaralar bazen kimsenin fark etmediği yaralardır. Bir çocuğun susturulmuş korkuları, bir kadının yıllarca taşıdığı değersizlik hissi, bir adamın kimseye anlatamadığı yorgunluğu… İnsan yaşadığı şeyi unutabilir ama ruh unutmaz. Travma hafızada değil, hislerde yaşamaya devam eder. Bu yüzden bazı insanlar sürekli güçlü görünmeye çalışır. Çünkü bir kez dağıldıklarında, kendilerini tekrar toparlayamayacaklarından korkarlar. Bazıları kimseye yük olmamak için susar; anlaşılmayacağını düşündüğü için kendi acısına bile yabancılaşır. Oysa insan en çok anlatamadığı yerde kırılır.

Belki de bu çağın en büyük yalnızlığı budur: Herkes birbirinin yüzünü görüyor ama kimse, kimsenin ruhundaki çatlakları fark etmiyor. Bir insanın sessizliği, bazen saatlerce anlatılan cümlelerden daha ağır olabiliyor.

Ve belki de en acısı şudur: İnsan, bir süre sonra kendi yarasına bile alışır. Sürekli güçlü görünmekten yorulur ama zayıf görünmeye cesaret edemez. Bu bir zayıflık değildir; ama insan kendini dinlendirmeyi zayıflık olarak görür. Geceleri zihninde susmayan düşüncelerle savaşırken, gündüzleri hiçbir şey olmamış gibi görünmeye çalışır. Kimse fark etmez ama onlar her gün biraz daha içine gömülür. Bazen yıllar sonra duyduğu bir seste, kokuda ya da ansızın içine çöken o tarifsiz boşluk hissinde ortaya çıkar. Ruh, susturulan hiçbir şeyi gerçekte unutmaz.

İnsan dışarıdan aynı kişi gibi görünür ama içindeki dünya çoktan değişmiştir. Bir zamanlar hep gülen biri sessizleşir, güvenen biri herkesten şüphe eder, sevgiye koşan biri artık mesafe koyar. Ve kimse bunun nedenini anlayamaz.

Belki de bu yüzden en çok “İyi görünüyorsun.” denilen insanlar yorulmuştur. Çünkü kimse, onların içinde kendini yiyip bitirdiğini görmemiştir.

Ve yine de… İnsan, bütün kırılmalarına rağmen dimdik hayatta yaşamaya devam ediyor. Hissettiği her şey ise bir gün iyileşmenin yolunu arar. Belki tamamen geçmez bazı yaralar ama insan acısıyla yaşamayı değil; acısına rağmen yeniden çiçek açmayı öğrenebilir. İnsan, en derin kırıklarının içinden bile yeniden umutla filizlenip yeşerebilir.

EMİNE SAMUR
EMİNE SAMUR
Seminerlere, konferanslara, özellikle de duygu ve kaygı yönetimi ile ilgili atölyelere katılarak, sunumlar yaparak kendimi geliştirmeye çalışıyorum, sorumluluk bilincine sahip ve öğrenmeye açık biriyim. Klinik ve adli psikolojiye ilgi duyuyorum.Motive edici sözler paylaşmak beni mutlu ediyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar