Masalların bireyin ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu kabul edilmektedir. Bu anlatılar, bireyin bilinçdışı dünyasını beslerken, kuşakların sağlıklı bir psikolojik yapı ile gelişmesine katkı sağlar (Kaplan, 2012). Tarihsel süreçte insanlar; korkularını, sorunlarını, umutlarını ve kültürel birikimlerini edebiyat aracılığıyla ifade etmişlerdir. Özellikle sözlü kültürün hâkim olduğu feodal dönemlerde masallar ve destanlar, bu içeriği aktaran temel araçlardan biri olmuştur. Masallar, insanın bilinçaltındaki korkuları açığa çıkaran ve aynı zamanda bu korkularla baş etmeyi kolaylaştıran anlatılar olarak değerlendirilir. Masal dinleme sürecinde, gerek çocuk gerekse yetişkin dinleyici, anlatıdaki korku ögeleriyle yüzleşir; anlatının sonunda ise genellikle iyilerin kazandığı bir sonla duygusal bir rahatlama yaşar. Dinleyici kötü karakterle özdeşleşmişse, hikâyenin sonunda içindeki karanlık yanları bertaraf etmenin huzurunu hissederken; iyi karakterle özdeşleşmişse, zaferin getirdiği tatmin duygusunu yaşar (Neydim, 2000). Masallar, içeriklerinde barındırdıkları iletiler aracılığıyla eğitsel işlevlerini yerine getirirler. Yavuz’un (2002) çalışmasında, masallarda yer alan bu iletiler beş ana başlık altında sınıflandırılmıştır; bu başlıklardan biri de doğrudan psikolojik içerikli olanlardır. Masallar, bireyin ruhsal yapısına olumlu etkiler sağlayan anlatılar olarak değerlendirilir. Bu bağlamda, masal ile psikoloji arasındaki ilişkinin göz ardı edilemeyecek kadar güçlü ve derin olduğu söylenebilir.
Masal terapisi, anlatıların tarihsel ve kültürel bağlamda taşıdığı iyileştirici potansiyelin psikoterapötik süreçlere entegre edilmesiyle ortaya çıkan, sanat terapisinin özgün alt dallarından biridir. Bu yaklaşımın kuramsal temelleri, Carl Gustav Jung’un kolektif bilinçdışı ve arketip kavramları ile Joseph Campbell’ın “Kahramanın Yolculuğu” kuramına dayanmaktadır. Jung, masalların evrensel semboller aracılığıyla bireyin iç dünyasına açılan bir kapı olduğunu savunurken; Campbell ise tüm masalların temel bir yapısal döngüyü takip ettiğini ve bireyin psikolojik gelişimi açısından güçlü metaforlar içerdiğini ileri sürmüştür. Bu kuramsal zemin, masalların yalnızca çocuklara yönelik eğlence amaçlı anlatılar olmadığını, aynı zamanda bireylerin bilinçdışı korkularıyla yüzleşmesini ve içsel dönüşümünü sağlayan güçlü araçlar olduğunu göstermiştir. Masal terapisi bu çerçevede, danışanın kendini ifade etmesini kolaylaştıran, metafor ve semboller aracılığıyla duygusal içgörü kazandıran, yaratıcı ve bütüncül bir terapi yöntemi olarak tanımlanmaktadır (Aras Kemer & Tuzgöl Dost, 2020).
Bu alandaki çağdaş uygulamalardan biri, Judith Malika Liberman’ın Türkiye’de yürüttüğü masal terapisi çalışmalarıdır. Liberman, küçük yaşlarda başladığı masal anlatıcılığı eğitimini, yıllar sonra bir terapi yöntemi olarak yapılandırmış ve 2004 yılından itibaren Türkiye’de aktif biçimde uygulamaya koymuştur. Anadolu masallarının kültürel mirasını modern psikoterapötik yaklaşımlarla birleştiren Liberman, masalı “iyileşme oyunu” olarak tanımlamakta ve bu oyun aracılığıyla bireyin duygularıyla güvenli bir şekilde temas kurmasını hedeflemektedir (Aras Kemer & Tuzgöl Dost, 2020).
Masal terapisi, bireyin iç dünyasına erişimi kolaylaştıran sembollerle dolu bir anlatı alanı sunduğu için, danışanın bilinçdışı süreçlerini ifade etmesine olanak sağlar. Anlatılan masal yoluyla birey, kendini kahramanla özdeşleştirerek duygularını dışa vurur, bastırılmış korkularıyla yüzleşir ve bu süreçte bir dönüşüm yaşar. Liberman’ın yaklaşımında masal, kişinin iç dünyasına yolculuk etmesini sağlayan bir “iyileşme oyunu” olarak tanımlanır. Liberman’ın bu tanımı, masalın yalnızca bir anlatı değil; aynı zamanda bir etkileşim ve keşif aracı olduğunu ortaya koymaktadır. Masallar, bilinçdışındaki çatışmaların metaforik düzlemde dışa vurulmasını sağlayarak, psikolojik bütünlük için bir alan oluşturur. Nitekim makalede de ifade edildiği gibi, “masalların terapötik etkisi danışana ait duyguların dışa vurulmasını, benlik algısının güçlenmesini ve içsel kaynaklara ulaşılmasını destekler” (Aras Kemer & Tuzgöl Dost, 2020).
Masal anlatıcısı olan terapistin rolü ise, bu süreci yargılamadan ve yönlendirmeden desteklemektir. Terapist masalı anlatır, danışan ise bu anlatının içine kendi içsel deneyimlerini yerleştirir. Bu bağlamda terapist, danışanın iç dünyasıyla kurduğu sembolik bağa tanıklık eden kolaylaştırıcı konumundadır. Masal terapisti, masal aracılığıyla danışanın içsel dünyasına ayna tutar ve değişim sürecine eşlik eder” (s. 419). Masalların seçimi de terapötik sürecin önemli bir boyutudur. Liberman, geleneksel Anadolu masallarının içerdikleri sembollerin evrensel ve dönüştürücü gücünden yararlanır. Danışan, bu masallarda kendi deneyimlerine paralel duygularla karşılaşır ve kahramanın yolculuğuna eşlik ederek kendi içsel gücünü fark etmeye başlar. Masalların “duygularla yüzleşmeyi kolaylaştırdığı ve bireyin yaşantısına dair anlam üretme sürecine katkı sunduğu” ifade edilir (s. 420).
Masal Terapisi ve Çocuklar
Masalların çocuk gelişimi üzerindeki olumlu etkileri uzun süredir kabul görmektedir. Masal anlatımı sırasında anlatıcı ile çocuk arasında kurulan etkileşim, çocuğun bilişsel süreçlerini harekete geçirir ve duygusal bağ kurmasına olanak tanır. Çocuk, masallarda yer alan karakterlerle özdeşleşerek hayal gücünü geliştirir; olayların akışı içinde ise doğru-yanlış, iyi-kötü gibi temel değerleri ayırt etmeyi öğrenir (Küçükyazıcı, 2022). Masalların çocuklar üzerindeki etkileri çeşitli boyutlarda incelenebilir. En başta zihinsel ve duygusal gelişimi destekleyen yönü ön plana çıkarken, aynı zamanda anlatım sırasında çocuğun bedensel katılımını içeren uygulamalar yoluyla fiziksel gelişimi de olumlu yönde etkileyebileceği ifade edilmektedir (Arda, 2022).
Gerek Türkiye’de gerekse uluslararası alanda, masalların çocuk gelişimi ve eğitimi üzerindeki yararları hakkında çok sayıda çalışma yapılmıştır. Ancak, masalların çocukların ruhsal yapıları üzerindeki etkilerini ele alan çalışmaların oldukça sınırlı olduğu ve büyük ölçüde yabancı kaynaklara dayandığı dikkat çekmektedir. Bu sınırlı çalışmalardan biri olan Lubetsky (1989), masalların bireyin içsel duygu ve düşüncelerini dışa vurmasına, yaşadığı çatışmalar ile hayal kırıklıklarını anlamlandırmasına, kaygı düzeyini azaltmasına ve gelişimsel süreçleri daha sağlıklı bir biçimde yönetmesine katkı sağladığını ortaya koymuştur. Bettelheim (1991) ise peri masallarının, çocukların hayal gücünü harekete geçirdiğini, duygularına netlik kazandırdığını, zihinsel süreçlerini canlandırdığını ve bireylere yaşamın zorluklarıyla, kaygı ve içsel çatışmalarıyla baş etme yolları sunduğunu ileri sürmektedir.
Benzer şekilde Brown (2007), masalların bireyin sorun yaşadığı alanlara ışık tuttuğunu ve bu alanlarla başa çıkmak için çeşitli çözüm yolları sunduğunu belirtmiştir. Psikanalitik kuramın önemli isimlerinden Jung ise, peri masallarının kültürel öğeleri daha az barındırmaları nedeniyle, psişenin yapısının incelenmesi açısından en uygun anlatılar olduğunu savunmuştur (von Franz, 1996). Jung’un öğrencisi von Franz da, insan doğasının temel özelliklerinin en saf haliyle peri masallarında gözlemlenebileceğini vurgulamıştır (Stevens-Guille & Boersma, 1992).
Uygulama Alanları ve Araştırmalar
Eflatun Cem Güney’in Evvel Zaman İçinde adlı eseri, masal terapisi yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilmiş ve masalların çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleme potansiyeli ortaya konmuştur. Çalışmada incelenen sekiz farklı masal aracılığıyla 43 farklı tema belirlenmiş ve bu temaların her birinin psikolojik içerik barındırdığı saptanmıştır. Elde edilen bu zengin veri seti, masal terapisinin çeşitli yaşantısal sorun alanlarında kullanılabilecek önemli bir kaynak olabileceğini göstermektedir. Söz konusu temalar arasında; kayıp, boşanma, umut, yas süreci, duygusal boşalım (katarsis), sosyal destek, cesaretlendirme, kendini ifade etme, psikolojik sağlamlık, kişilerarası ilişkiler, mutluluk, bireysel güçlü yönler, problem çözme ve iletişim becerileri gibi birçok terapötik kazanım yer almaktadır.
Araştırma bulguları, alanyazında yer alan diğer çalışmalarla da örtüşmektedir. Örneğin, Ilıcak ve Bal’ın (2019) yürüttüğü yarı deneysel araştırma, masal terapisinin çocukların sosyal iletişim becerilerini geliştirdiğini ortaya koyarken; Duman’ın (2018) çalışması, masalların cinsel istismar gibi travmatik deneyimlerde terapötik bir araç olarak etkili şekilde kullanılabileceğini göstermiştir. Benzer şekilde, Erina ve arkadaşlarının (2020) gerçekleştirdiği araştırmada, masal terapisinin okul öncesi dönemdeki çocukların saldırgan davranışlarını azalttığı görülmüştür. Bu çalışmalar, masalların olumsuz davranışların azaltılmasında ve olumlu davranışların teşvik edilmesinde etkili olduğunu desteklemektedir.
Brown (2008) ise masal terapisinin benlik saygısını artırma, yaşamsal sorunlarla baş etme, hedef belirleme ve umut duygusunu güçlendirme gibi psikolojik işlevlerini vurgulamıştır. Mevcut araştırmanın bulgularında da benzer biçimde; umut etme, amaç doğrultusunda mücadele etme ve kendini keşfetme temalarının ön plana çıktığı görülmektedir. Ayrıca masallar, bireyin kendisini hikâyedeki kahramanlarla özdeşleştirmesini sağlayarak öz farkındalık geliştirmesine olanak tanır (Arıcı, 2009). Bu durum, terapötik sürecin temel hedeflerinden biri olan içgörü kazanımı ve bireyin güçlü yönlerini fark etmesiyle doğrudan ilişkilidir (Eryılmaz & Mutlu, 2019). Dolayısıyla masal terapisi ile psikoterapötik yaklaşımın ortaklaştığı bu hedefler, araştırmada ulaşılan temalarla desteklenmiştir.


