Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yeme Bozukluklarında Sadece Anne mi? Baba İşlevine Yeniden Bakış

Yeme bozuklukları literatürü, onlarca yıldır anneyi merkeze alan bir anlatı üzerine inşa edilmiştir. Erken beslenme deneyimleri, anne-çocuk bağlanması, annenin yemekle kurduğu ilişki… Tüm bu başlıklar, alanın temel soruları hâline gelmiştir. Oysa klinisyenler, özellikle ergenlik öncesi dönemde yeme bozukluğu belirtileri gösteren çocuklarla çalışırken, sık sık göz ardı edilen bir figürün varlığını fark etmektedir: baba. Bu yazı, yeme bozukluğuna açılan psikodinamik kapıyı yeniden aralamak ve o eşikte babanın nerede durduğunu sormak için kaleme alınmıştır.

Tanısal Zemin

DSM-4’te anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve başka türlü adlandırılamayan yeme bozuklukları olmak üzere üç temel kategori bulunmaktaydı (Quinn,1999). DSM-5 ile sınıflandırma sekiz alt gruba genişlemiş; tıkınırcasına yeme bozukluğu bağımsız bir tanı kategorisi hâline gelmiş, kaçıngan/kısıtlayıcı beslenme bozukluğu (ARFID) eklenmiştir (APA, 2013; Yücel vd., 2013). Tüm bu kategorilerin ortak paydası şudur: yeme alışkanlıklarında, kilo ve beden algısında belirgin bozukluklar, bedene ilişkin aşırı değerlendirici düşünceler. Bu tablo, yeme patolojilerinin kökenini salt bedensel düzlemde değil, birincil ilişki örüntüleri ve aile dinamikleri içinde aramayı zorunlu kılmaktadır.

Annenin Gölgesinde Kalan Baba

Demokratik ve destekleyici ebeveynlik tarzının yeme tutumları üzerindeki olumlu etkisi defalarca gösterilmiştir (Erdoğan, 2013). Seyfik (2016) tarafında yapılan çalışmada, boşanmış ailelerin kız çocuklarında yeme tutumu bozukluğunun daha sık görüldüğünü saptanmıştır. Günaydın (2019) ise ergenlerde yeme tutumunun sağlıksız aile işleyişini yordadığını ortaya koymuştur. Ne var ki bu çalışmaların büyük çoğunluğunda baba, ‘ebeveyn’ ya da ‘aile’ kavramının içinde silinip gitmektedir.

Margo Maine, Father Hunger (1991) adlı çalışmasında yeme bozukluğu olan genç kadınların duygusal ya da fiziksel olarak yokluğunu hissettikleri babalarına yönelik derin bir özlem taşıdığını aktarmaktadır. Maine’e göre bu ‘baba açlığı’, besinle doldurulmaya çalışılan simgesel bir boşluktur, yeme davranışının ardında yatan şey çoğu zaman fizyolojik bir gereksinimden çok ilişkisel bir özlemdir. Hilde Bruch ise Eating Disorders (1973) adlı klasik çalışmasında anorektik tablonun arka planında annenin aşırı müdahale varlığının yanı sıra babanın sessiz yokluğuna dikkat çekmiştir. Bruch’a göre çocuğun bedensel özerkliğini bir türlü kuramadığı bu aile yapısında baba, dengeleyici üçüncü unsur olarak devreye girememektedir.

Winnicott’ın Kulisteki Babası

Donald W. Winnicott, babayı ‘kulisteki figür’ olarak tanımlar (Winnicott, 1965). Bu metafor, babanın sahnede görünmeyen ama oyunun bütününü mümkün kılan bir destek gücü olduğuna işaret eder. Baba, hem anneye destek vererek onu tutarken hem de çocuğa diadın dışında bir ilişki biçiminin var olduğunu göstererek simgesel bir işlev üstlenir: dünyada annenin ötesinde başka bir öteki de vardır.

Bu çerçeveden bakıldığında, yeme bozukluğu olan çocuğun ailesinde sıklıkla şu tablolardan biriyle karşılaşılır: Ya annenin yemek ve beden üzerindeki denetimi ile kaygısı aşırı yoğunlaşmış, baba bu diadın içine sızamayacak biçimde dışarıda kalmıştır. Ya da baba fiziksel ya da duygusal olarak yoktur ve anne bu yokluğun yarattığı boşluğu çocukla kurduğu simbiyotik ilişkiyle doldurmaktadır. Her iki tabloda da Winnicott’ın ‘kulisteki baba’sı sahneyi terk etmiştir.

Simgesel Babanın Yokluğu: Lacan ve Klinik Yansımaları

Ergenlik öncesi dönemde yeme bozukluğu belirtileri gösteren çocuklar, psikanalitik açıdan henüz babayla tam anlamıyla ilişkilenebilme kapasitesini inşa etme sürecindedir. Lacan’cı (1981) terminolojide bu süreç, ‘Baba-nın-Adı’nın (Nom-du-Père) içselleştirilmesine karşılık gelir: annenin arzusunu dışarıdan sınırlayan ve düzenleyen simgesel bir otoritenin kurulması. Bu simgesel işlevin zayıf kaldığı durumlarda çocuk, annenin arzusunun nesnesi olmaktan çıkamaz, beden ve besin bu ilişkinin birincil dili hâline gelir.

Besin reddi ya da kontrolü, çoğu kez anneyle kurulan ilişkinin doğrudan dışavurumudur: ‘Ben senin sunduğunu almak istemiyorum’ ya da tam karşıtıyla ‘Senden hiç ayrılamıyorum.’ Wonderlich ve arkadaşları (1996), duygusal açıdan uzak ya da otoriter babalık stillerinin yeme patolojisiyle anlamlı biçimde ilişkilendiğini ortaya koymuştur. Steiner-Adair (1986) ise ergen kızlarda ince beden idealini içselleştirmenin babanın onayına yönelik bir arayışla bağlantılı olduğunu öne sürmüştür.

Klinisyen İçin Bir Çağrı: Babayı Odaya Davet Etmek

Yeme bozukluklarında aile terapisi çoğunlukla anne odaklı bir seyir izler. Oysa Winnicott’çu perspektif, babanın ‘kulisteki’ işlevinin değerlendirilebilmesi için önce onun odaya davet edilmesini gerektirmektedir. Bu, babayı suçlamak anlamına gelmez, baba da kendi tutulma deneyiminden yoksun kalmış, kulisten nasıl yöneteceğini hiç öğrenememiş olabilir. Babanın sürece gerçek anlamda dahil edildiği vakalarda, yani yalnızca seansı doldurmak için değil, ilişkisel bir fail olarak, hem çocuğun hem de annenin terapötik süreçte belirgin biçimde ilerlediği gözlemlenmektedir. Baba odaya girdiğinde, aile sistemi yeniden üç boyutlu hâle gelmektedir.

Sonuç

Yeme bozuklukları araştırma ve klinik pratiğinde annenin rolü haklı bir ilgiyle ele alınmaktadır. Ancak bu ilginin babanın işlevini sistemli biçimde gölgede bırakması, hem değerlendirmeyi hem de tedaviyi kısıtlamaktadır. Winnicott’ın kulisteki babası ve Lacan’ın Baba-nın-Adı, birbirini tamamlayan iki perspektifle aynı gerçeğe işaret etmektedir: baba, annenin rakibi değil, tamamlayıcısıdır. Belki de sormamız gereken soru yalnızca ‘Anneyle ilişki nasıl?’ değil, aynı zamanda ‘Baba nerede?’ sorusudur.

Kaynaklar

American Psychiatric Association, DSM-5 Task Force. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders: DSM-5™ (5th ed.). American Psychiatric Publishing, Inc.. https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425596.

Bruch, H. (1973). Eating disorders: Obesity, anorexia nervosa and the person within. Basic Books.

Erdoğan, S. (2013). Anne-baba tutumları ile ergenlerin yeme tutumları arasındaki ilişki. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi.

Günaydın, G. (2019). Ergenlerde yeme tutumlarının aile işlevleri açısından incelenmesi. [Yayımlanmamış yüksek lisans tezi].

Quinn B. P. (1999). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fourth Edition, Primary Care Version. Primary Care Companion to The Journal of Clinical Psychiatry, 1(2), 54–55.

Lacan,J. (1981). Le séminaire, livre III: Les psychoses (1955–1956). Éditions du Seuil. [İng. çev.: The psychoses. Norton, 1993.]

Maine, M. (1991). Father hunger: Fathers, daughters and food. Gürze Books.

Seyfik, M. (2016). Boşanmış ailelerin kız çocuklarında yeme tutumu bozukluğu. [Yayımlanmamış uzmanlık tezi].

Steiner-Adair, C. (1986). The body politic: Normal female adolescent development and the development of eating disorders. Journal of the American Academy of Psychoanalysis, 14(1), 95–114.

Winnicott, D. W. (1965). The maturational processes and the facilitating environment. Hogarth Press.

Winnicott, D. W. (1965). The family and individual development. Tavistock Publications.

Wonderlich, S. A., Crosby, R. D., Mitchell, J. E., Roberts, J. A., Haseltine, B., DeMuth, G., & Thompson, K. M. (1996). Relationship of childhood sexual abuse and eating disturbance in children. Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry, 35(8), 1022–1032.

Yücel, B., Polat, A., Özdemir, Ö., ve Tural, Ü. (2013). Yeme Bozuklukları. Türkiye Klinikleri Yayınevi.

gulchin asgarova
gulchin asgarova
Gulchin Asgarova, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde Psikoloji alanında yüksek lisans eğitimine Türkiye Bursları desteğiyle devam eden bir psikologdur. Araştırma ilgileri davranışsal bağımlılıklar, özellikle e-sigara kullanımı ve kumar bağımlılığı üzerine yoğunlaşmaktadır. Bilişsel duygu düzenleme stratejileri, kişilik özellikleri ve psikolojik belirtilerin bağımlılık davranışlarıyla ilişkisini karma yöntemlerle incelemektedir. Klinik staj ve saha deneyimlerinin yanı sıra, ruh sağlığında kanıta dayalı yaklaşımların yaygınlaştırılmasına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar