Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bir Kadın Sustuysa…

İnsanoğlunun ilişki anlayışı kişiye göre, inanışlara göre, yaşanmışlıklara göre değişir. Özellikle partner ilişkilerinde sıklıkla yapılan yorumlardan biri de; “bizim çok güzel bir ilişkimiz var, kavga etmiyoruz.” Özellikle de arada yapılan tartışmaların üzerine gelen bu kavga etmeme “çok iyi anlaşma” durumu aslında her zaman huzurun göstergesi değildir. Bazen tartışmaların bitmesi sorunun bitmesi değil umudun bitmesidir.

Yaşanan ilişki çift taraflıdır ve karşılıklıdır. İletişimin olması gereken formu sorunların karşılıklı konuşularak çözüm yolunun bulunması gerektiğidir. Kadın ve erkeğin ilişki yaşama ve iletişim kurma şekilleri farklıdır. Erkekler daha çok somut ve sonuç odaklı olup, uzun cümlelerle konuşmak yerine kısa net cümlelerle, davranışlarıyla düşündüklerini iletmeyi tercih eder. Kısaca erkekler sonuç odaklıdır.

Peki kadınlar?

Kadın süreç odaklıdır, düşüncelerini duygularını kelimelerle ifade etmek, aynı şekilde duymak ister. Kadın sıkıntısını derdini anlatırken, net olarak ifade etmek isterken, erkek bunu dinleyemediği için “sadede gel”, “e yaniiii sonuç” diyerek keser cümleleri.

Bu durum 1-2-3-…. Derken kadın bir süre sonra anlaşılmadığını, dinlenilmediğini, değer verilmediğini ve karşısındakini sıktığını düşünür.

Ve kadın susar…

Çoğu zaman bu durumun sorunun giderildiği, kadının artık “sakinleştiği”, sorun olarak görmekten vazgeçtiği düşünülür. Oysa bu durum dönülmez bir yolun başlangıcının sinyalleridir. Kadın duygusal olarak geri çekilmeye başlamıştır. Kadın “konuşurken” aslında duygusal bağın kopmaması için çabalamaktadır, mücadele etmeye çalışmaktadır. Bu yüzden önce uzun uzun kendini anlatır, saatlerce konuşur, bazen şakayla bazen ciddi ciddi uyarır. Sinyalleri karşı tarafa verir. Aslında bu “benim umudum var, kurtaralım” ana fikridir.

Susmanın Psikolojik Nedenleri

Susmanın temelde farklı psikolojik sebepleri vardır. Daha önce anlattıkları dikkate alınmadığını düşündüğü için, yine sorun çıkaran konumunda olacağı düşünüleceği için, görülmeme ve hafife alınma hissini yaşamak istemediği için, tüm bu denemelerden sonuç alamadığından konuşmanın artık anlamsız olduğunu düşünür. Susmayı tercih eder. Buradaki susmak kabulleniş değil, umutsuzluktur.

İlişkiyi ayakta tutmaya çalışmak, yolunda gitmeyen noktaları anlatmaya ya da göstermeye çalışmak duygusal olarak daha da yorar kadını. İlişkiyi değiştirmek yerine duygusal mesafe kurmaya başlar.

Kadın kırgındır, değersiz hisseder kendini, yorulmuştur, kendini yalnız hissediyordur, iç sesini duyuramadığını düşünüyordur ve çabasının karşılık göremediği ve görmeyeceğine inanıyordur.

Ayrılığa Giden Aşamalar

İlişkiler çoğunlukla ani bir kararla bitmez…

Ayrılıklar çoğu zaman uzun bir sürecin sonunda gerçekleşir. Belirli aşamalardan geçilir:

İlk aşamada tüm sorunlar dile getirilir. Tartışmalar yaşanır, çözüm arayışları vardır. Kadın tüm hissettiklerini dile getirmeye çabalar. Sorunu, kaynağını, neler yapılabileceğini, düşüncelerini, isteklerini, üzüntülerini anlatmaya çalışır. Erkek için bu çaba anlamsız, boş konuşma, uzatma ya da dırdırlanmadır.

Sessiz Kopuş

İlişki dışardan bakıldığında devam ediyor gibi görünse de duygusal bağ zayıflamaya başlamıştır. Taraflar günlük hayatına devam eder, aynı ortamı paylaşır ancak aralarındaki psikolojik yakınlık, bağ zayıflamaya başlamıştır. Bu kopuş en tehlikeli aşamadır.

İlişkilerdeki bu sessizlik erkek tarafından yanlış anlaşılır. Bazen erkekler tartışma çıkmamasını ilişkilerinin daha huzurlu hale geldiği şeklinde yorumlanır. Sessiz duygusal kopuşun farkına varılamadığı için de duygusal mesafe giderek büyür.

Sessiz Kopuş Sonrası Kadının İç Dünyası

Bu süreçte kadının içinden birkaç düşünce geçmektedir. Öncesinde dile getirdiği durumlar tekrarladığında: “konuşmaktan yoruldum, duvarla konuşuyorum gibi hissediyorum kendimi”, “söylesem de her seferinde aynı şeyler yaşanıyor”, “anlatınca da suçlu ben oluyorum, anlatmaya gerek yok”, “huzurlu olayım, konuşunca huzur bozuluyor sus boşver”.

Bu sessizlik zamanla, derin bir duygusal uzaklığa, giderek azalan iletişime, kişilerin birbirine karşı ilgisizliği, cinsel olarak geri çekilme, isteksizlik, yan yana da olsalar ayrı olma haline dönüşür.

Özetle

Birçok ilişkide kadın, başlangıçta ilişkiyi korumak ve iyileştirmek amacıyla konuşan, sorunları dile getiren ve iletişim talep eden taraftır. Bu süreçte yaşanan tartışmalar çoğu zaman ilişkiyi yıkmak için değil, aksine ilişkiyi korumak için yapılan bir çabanın parçasıdır. Ancak bu çabaların karşılık bulmaması, kişinin anlaşılmadığını hissetmesi ya da aynı döngünün sürekli tekrar etmesi zamanla duygusal bir yorgunluğa yol açar. İşte bu noktada susma, çoğu zaman bir sakinleşme değil, bir geri çekilme biçimi olarak ortaya çıkar.

Susmak bazen kişinin kendini koruma şeklidir, bazen de konuşmanın artık bir değişim yaratmayacağına dair gelişen bir inancın sonucudur. Bu nedenle bir kadının ilişkide susması her zaman vazgeçtiği anlamına gelmeyebilir; ancak çoğu zaman duygusal yatırımın azaldığını ve ilişkiyi değiştirme çabasının zayıfladığını gösterebilir. İlişkilerde asıl kırılma noktası da çoğu zaman tam da burada başlar. Çünkü tartışma hâlâ bir temas ve etkileşim içerirken, kalıcı sessizlik taraflar arasındaki duygusal bağın zayıfladığını gösterir.

Tabii ki her sessizlik geri dönüşsüz bir kopuş anlamına gelmez. Eğer taraflar hâlâ birbirlerini dinlemeye ve anlamaya istekliyse, ilişki içinde yeni bir iletişim dili geliştirmek mümkündür. İlişkilerin sürdürülebilirliği, sorunların hiç yaşanmamasından çok, yaşanan sorunların nasıl ele alındığıyla ilişkilidir. Yapıcı iletişim, empati ve karşılıklı sorumluluk alma, birçok ilişkinin yeniden güçlenmesine yardımcı olabilir.

Sonuç olarak ilişkilerde önemli olan tartışmaların tamamen ortadan kalkması değil, duyguların ifade edilebildiği ve karşılık bulabildiği bir iletişim ortamının varlığıdır. Bir kadının susması bazen yalnızca bir mola değil, uzun süredir duyulmayı bekleyen duyguların sessiz bir ifadesi olabilir. Bu nedenle ilişkilerde sessizliği yalnızca sakinliğin göstergesi olarak görmek yerine, onun ardında hangi duyguların ve deneyimlerin biriktiğini anlamaya çalışmak gerekir. Çünkü bazı ilişkiler yüksek sesli kavgalarla değil, yavaş yavaş büyüyen bir sessizlikle sona erer.

Özden Güneş
Özden Güneş
ÖZDEN GÜNEŞ, aile danışmanı ve sosyolog olarak danışmanlık alanında görev yapmaktadır. Lisans eğitimini sosyoloji alanında tamamlamış, aile danışmanlığı eğitimi almış, şu anda da psikoloji yüksek lisans yapmaktadır. Yazılarında gündelik hayatta karşılaşılan sorunları sade bir dille kaleme almaktadır. İletişim, ilişkiler ve aile hayatındaki sorun ve atılabilecek adımları, özellikle bilişsel davranış terapisi, şema terapi ve duygu odaklı terapi odaklı çalışmalarla anlaşılır hale getirmeyi misyon edinerek içerik üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar