Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Prangalarından Kurtulan Çiçek Bahçesi: Kadınların Sesi

Büyük çoğunluğu ataerkil kodlarla örülmüş bir toplum düzeninde, kadın olarak nefes almak bile başlı başına bir direniş hali. Bizim için karşılaştığımız her zorluk, sadece aşılması gereken bir engel değil; aynı zamanda varlığımızı kanıtlama çabasının bir parçası oldu. Girdiğimiz her işte, koyulduğumuz her yolculukta, kurduğumuz her cümlede bir denetim mekanizmasıyla karşılaştık. Giydiğimiz kıyafetlerin boyundan, dışarı çıktığımız saate; gittiğimiz mekanlardan, yanımızda kimlerin olduğu kadar her detay birer “haklı çıkarma” çabasına dönüştürüldü. İnançlarımız ve güvenliğimiz, başkalarının çizdiği sınırlar içine hapsedilmek istendi.

En acısı da, en güvendiklerimiz ve en sevdiklerimiz tarafından kurban edilmemiz oldu. Bazen bir yabancının sokaktaki öfkesine, bazen “namus” adı altında meşrulaştırılmaya çalışılan bir caniliğe hedef olduk. Katillerimize her zaman bir sebep buldular: O saatte orada olmamıza, evimizde yalnız kalmamıza, giydiğimiz eteğe ya da tam tersine taktığımız başörtüsüne takıldılar. Sevgilimiz olmasını suç saydılar, aile içindeki baskıya boyun eğmememizi bahane ettiler. Ne sebep buldularsa, o sebeplerin içine bizi gömmeye çalıştılar. Ancak sormak gerekir: Hiçbir gerekçe, bir insanın yaşam hakkını ve hür iradesini elinden almaya yeter mi? Binlerce kadının vahşice katledilmesini hangi “ama” veya “fakat” cümlesi meşrulaştırabilir?

Öldüremedikleri kadınlar üzerinde ise sistematik bir baskı çarkı döndürdüler. Bir kadın bir işi başardığında, yeni bir icat yaptığında ya da hak ettiği bir konuma geldiğinde, o başarıyı kadına yakıştıramayan bir zihniyetle çarpıştık. “Bir kadın bunu nasıl yapabilir?” sorusunun ardına saklanan küçümsemeler, “İllaki arkasında bir erkek desteği vardır” imalarıyla birleşti. Bir kadının tek başına, sadece kendi emeğiyle bir şeyler başarabileceğine inanmayan binlerce kişiyle mücadele ettik; ne yazık ki bu kervana katılan hemcinslerimizin varlığı ise yaramızı daha da derinleştirdi.

Vicdani Bir Borç ve öz Eleştiri

Bugün geldiğimiz noktada, yaşam hakkı elinden alınmış ya da hayatı birilerine köle edilerek hayallerinden koparılmış tüm kadınlar adına bir öz eleştiri vermek zorundayız. Belki de bu düzenin bu kadar fütursuzca devam etmesine seyirci kaldığımız için hepimiz biraz suçluyuz. Her kaybımızda bir anlık üzüntü duyup, sonra kendi güvenli alanlarımıza çekildiğimiz, acı en yakınımıza gelene kadar unutmayı tercih ettiğimiz için sorumluyuz. Bu çarkın dişlileri arasında ezilmeye devam eden her bir ruh için vicdani bir borcumuz var. Dilerim, bizleri affedebilirler. Dilerim, bugün onların yarım kalan çığlıkları, bizlerin birleşen sesinde devleşerek o adaletsiz duvarları sarsıyordur.

Farkındalık Duvarlarını Yıkmak ve Bilinçlenmek

Hala yaşayan ancak “görmeden” yaşayan, farkındalık duvarlarını henüz yıkamamış kadınlarımıza seslenmek istiyorum: Duygu Asena’nın kaleminden dökülen özgürlüğü, Pınar Kür’ün Asılacak Kadın romanındaki o sarsıcı gerçeği okumadan geçmeyelim. Özellikle Duygu Asena’nın “Kadının Adı Yok” diyerek başlattığı o büyük isyanı ve o dönemin tabularını nasıl yıktığını iyi anlamalıyız. Kitapları poşetlere sokularak “müstehcen” ilan edilen, düşünceleri hapsedilmek istenen bu cesur kadının, aslında sadece “ben de varım” dediği için nasıl bir sansür dalgasıyla boğuştuğunu bilmeliyiz. O poşetlerin içine hapsedilmeye çalışılan sadece bir kitap değil, kadının özgür iradesi ve sesidir. Feminizm tarihine adını yazdırmış kadınlarımızı tanımak, sadece bir isim bilmek değil; bir kimlik kazanmaktır. Lütfen okuyalım, araştıralım ve bilinçlenelim. Eğer onların kurduğu adaletsiz bir düzen varsa, bizim de o düzeni yıkacak bir gücümüz var.

Geleceğin Çiçek Bahçesi

Kadınların yönettiği, kadının sesinin yankılandığı bir dünya, bir çiçek bahçesine benzer. Hakikat ile adaletin, merhametle gücün harmanlandığı o bahçeden artık mahrum kalmayalım. O bahçeden daha fazla çiçek koparılmasına, dallarımızın kırılmasına izin vermeyelim.

Bu vesileyle, bizlere bu yolu açan isimlere minnetimi sunmayı bir borç bilirim. Ziya Gökalp’e, Türkçülüğün Esasları eserinde “Türk Feminizmine” değinerek toplumu bu kavramla tanıştırdığı için teşekkür ederim. Elbette en büyük teşekkür, bizlere seçme ve seçilme hakkını pek çok medeni Avrupa ülkesinden on yıllar önce tanıyan, kadının toplumsal hayatta bir birey olarak var olmasını sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’edir. Onun attığı devrimci adımlar, Türk kadınının Orta Çağ karanlığından sıyrılıp modern dünyanın onurlu bir parçası olmasını sağlamıştır. Bizler bugün okul sıralarında, meclis kürsülerinde veya iş dünyasında yer alabiliyorsak; bu tamamen onun ileri görüşlülüğü sayesindedir. Sana olan minnetimiz asla bitmeyecek.

Kitapları poşetlere sokulan, yasaklanan ama cesaretinden asla ödün vermeyen Duygu Asena’ya; romanlarında kadın haklarından bahseden ve Sultanahmet mitinginde kitleleri coşturan Halide Edip Adıvar’a; seçme ve seçilme hakkı için mücadele veren Nezihe Muhiddin’e; akademik feminizmin öncüsü Şirin Tekeli’ye ve şiddete karşı sığınacağımız bir liman olan Mor Çatı’nın mimarlarından Canan Arın’a… Ve kaybettiğimiz tüm o güzel kadınlara selâm olsun.

Onların yaktığı meşale, bugün bizim ellerimizde. Bu meşaleyi söndürmeyecek, aydınlık dolu bir geleceğe doğru yürümeye devam edeceğiz.

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun!

Hale Kılıç
Hale Kılıç
Hale Kılıç, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde öğrenimine devam eden, psikoloji alanına duyduğu derin ilgiyle öne çıkan bir yazardır. Daha önce çeşitli dergilerde yayımlanan yazılarıyla, insan ruhunu anlamaya yönelik güçlü bir bakış açısı geliştirmiştir. Özellikle aile dizimi ve şema terapi alanlarında yürüttüğü çalışmalarıyla, bireylerin içsel dünyalarına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Kılıç, psikolojiyi yalnızca akademik bir disiplin değil; aynı zamanda herkes için ulaşılabilir ve dönüştürücü bir iyileşme aracı olarak görmektedir. Üretimlerinde, bilimselliği ilhamla buluşturarak, bireylerin psikolojik dayanıklılığını güçlendirmeyi ve yaşamlarına anlam katmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar