Bazen insan herkese fazla, kendine eksik hisseder. Hatta ne yaparsa yapsın başkası için eksik kalabilir. Bu durum, kişinin kendi dışındaki insanları sürekli memnun etmeye çalışmasına neden olabilir. Kişi kendini göremez hâle gelebilir. Kendi dünyasında silikleşirken, hayata geliş amacı da çevresindeki insanlara bağlı olarak değişebilir.
Bu yaşantı herkesi mutlu etmeyebilir; çünkü insan doğası gereği kendini biricik ve değerli hissetmek ister. Kendini görmezden gelip başkalarını memnun etmeye çalışmasının asıl sebebi de aslında değer görme isteğidir.
Öz Değer Nedir?
Dünyanın bizim için de var olduğunu hissettiren en önemli inançlardan biri, kişinin kendini değerli görebilmesidir. Kişinin kendine oluşturduğu zihinsel çerçevede sevilip saygı görmesi bir dış koşula bağlı değildir.
Başarısız olabilir, terk edilebilir, başkaları tarafından onaylanmayabilir; ama o hâlâ biriciktir, sevgiyi ve saygıyı hak eder. Bu kişiler hiçbir şeyden etkilenmez diyemeyiz. Yaşadıkları kötü deneyimler sonucu üzülür, kırılırlar; fakat bunu kendi benliklerine mal etmezler.
Herkese olduğu gibi kendilerine de şefkatli davranırlar. Onaylanmamayı kişiliklerinin zayıf bir yönü olarak görmezler. Öz değeri olan biri sınırlarının farkındadır. Bu kişi hayır demekten rahatsız olmaz; bu durum onu kötü biri yapmaz. Herkesin onu sevmeyebileceğini bilir ve birinden sevgi almak için kendini feda etmez.
Öz Değer Eksikliğinde Neler Yaşarız?
Öz değer eksikliği yaşayan birey, düşünce dünyasında kendini sürekli eleştirir. İyi yönlerini göremeyebilir. Ortada bir sorun varsa, suçlu taraf olarak kendini görmeye eğilimlidir. Kendilerine bakışları acımasız olabilir ve bunu çevresindeki insanlardan da beklemeleri olağandır.
Karşı taraftan gelen olumlu davranışları kendine hak görmeyebilir. Bu düşünce kalıpları bireyin duygularının çarpıtılmasına neden olur. Hissettiği duygular için utanç duyabilir, sık sık suçluluk hissedebilir ve veremediği tepkilerden dolayı öfkesini bastırmak zorunda hissedebilir.
Yaşanmasına engel olunan bu duygular kişide bazı davranışlara sebep olur. Aşırı uyum, insanları memnun etmeye çalışma, sınırların ihlali (hayır diyememe) öz değer eksikliği yaşayan kişilerde sık görülen davranış stilleridir.
Çevresindeki kişilerden sevgi ve onay görmek onlar için çok önemlidir. Terk edilmekten korkabilirler ve bu durum onları ya fazla verici yapar ya da kaçıngan davranışlar sergilemelerine neden olur. Kendi potansiyellerini göremeyebilir, hatta kendilerini sabote edebilirler; çünkü kendilerine dair olumlu inanç sistemleri kısıtlıdır.
Kişi içinde bulunduğu durum karşısında sürekli gergin ve yorgun hissedebilir; hatta bu durum psikolojik olduğu kadar fiziksel rahatsızlıklara da yol açabilir.
Öz Değer Eksikliğinin Kökenleri
Çocukluk deneyimlerimiz davranış şekillerimizi büyük ölçüde etkileyebilir. Çocukluk çağında çevresinden (özellikle anne-babadan) koşullu sevgi almak, kişide “bir neden olmadığı sürece değerli değilim” inancını oluşturabilir.
Ailenin çocukla genel olarak eleştirel bir dille konuşması, zamanla çocuğun iç sesini daha acımasız hâle getirebilir ve kişi ileriki yaşantısında kendini sürekli yargılar hâle gelebilir. Ailelerin aşırı korumacı tutumları ve çocuklarını başkalarıyla kıyaslamaları, çocuğun yapabilme kapasitesine olan inancını düşürebilir.
Sadece çocukluk deneyimleri öz değer eksikliğinin oluşmasında etkili olmayabilir. Kişi ileriki yaşamında kayıp, aldatılma ya da en kırılgan dönemlerinde zorbalık yaşamış olabilir. Bu olumsuz deneyimler, kişinin kendine dair inanç sisteminde değişikliklere sebep olur.
Hayatın her döneminde aynı kişi olmayabiliriz. Bazen öz değer eksikliği yaşayabiliriz ya da bunu hep içimizde hissetmiş olabiliriz. Öz değer eksikliği yaşayan kişinin bu durumu bir kusur değildir; bu, öğrenilmiş bir inançtır. Yeniden başlayabilmek ve kendini hakkıyla yaşayabilmek için hiçbir zaman geç değildir.
Öz Değeri Yeniden İnşa Etmek Mümkün mü?
Öz değer eksikliği yaşayan birinin kendine dair çarpıtılmış düşünceleri olabilir. Bu noktada en etkili yöntemlerden biri, bilişsel davranışçı terapi ile bu çarpıtılmış düşünceleri daha sağlıklı düşüncelerle değiştirmektir.
Terapi sürecinde sınır çizme ve hayır diyebilme becerileri üzerine çalışılır. Kişinin hatayı benliğinden ayırabilmesi desteklenir. Kısacası, kişinin kendine baktığı zihinsel çerçeve yeniden şekillendirilir.


