Perşembe, Haziran 4, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Zihninizin Gizli Mekanizması: Ahlaki Üstbiliş

Gün içerisinde onlarca belki yüzlerce karar veririz; alarm çaldığında kalkmak veya erteleyip uyumak, titiz bir şekilde yapılacaklar listesi hazırlamak veya akışına bırakmak, kıyafetlerimizi özenle seçmek veya yalnızca elimizi yüzümüzü yıkayıp çıkmak, gideceğimiz güzergâha karar vermek… Ancak zihnimiz gün boyunca sadece bu kişisel, kendimize dönük kararlarla mı meşgul olur?

Toplu taşımada karşılaştığımız ufak bir haksızlık ya da sokakta yürürken ırkçılık söylemine nasıl tepki vereceğimizi tercih etmek de en az kıyafet seçimimiz kadar bizi tanımlamaz mı? Soruyu şu şekilde soralım: Sonuçları kendi hayatımızı etkilemediği sürece etik ve ahlak dışı durumlara karşı tepki göstermek için bizi eyleme geçiren veya sessizliğe iten görünmez mekanizma nedir?

Son yıllarda bu sorunun cevabı Ahlaki Üstbiliş kavramıyla açıklanıyor. Bu mekanizmayı daha iyi anlayabilmek için kavramı temel parçalara bölelim.

Bilmeyi Bilmek: Üstbiliş (Metacognition)

Biliş (Cognition), bilgiyi edinme, depolama, geri çağırma veya uygulama gibi süreçlerin bütünüdür. John Flavell’in psikoloji literatürüne kazandırdığı Üstbiliş (Metacognition) terimiyse en basit anlamıyla bireyin kendi bilgi hazinesinin, potansiyelinin, eksiklerinin, yeterliliklerinin ve sınırlılıklarının farkında olarak düşünme süreci üzerinde düşünmesidir (Flavell, 1979). Örneğin, karşılaştığımız ırkçılık söylemine verdiğimiz ilk tepkiyi sonrasında neden, niçin gösterdiğimizi, bizi neyin güdülediğini, hatalarımızı veya daha iyi olabilecek yönleri düşünmemiz ve olası durumlar için çıkarımlarda bulunmamız üstbilişsel bir aktivitedir.

Otomatik Pilotumuz: Refleks mi? Tercih mi?

Herhangi bir konu hakkında karar vermek başlı başına karmaşık bir süreçken konuya etik ve ahlak dahil olduğunda durum giderek içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Kendinize şunu sormanızı istiyorum: Ahlaki ikilem karşısında karar vermeniz otomatik bir refleksle mi gerçekleşiyor yoksa konu hakkında düşünce sürecinizi masaya yatırıyor musunuz?

Bu soruya Forsyth (1980) Etik Konum (EPQ) ile cevaplarken güncel çalışmalar Ahlaki Üstbiliş (MMS) ile çok daha farklı bir perspektif sunuyor. Etik Konum, ahlaki yargıların sadece bireyin olgunluğu ile açıklanamayacağını savunur. Aynı duruma iki kişinin birbirinden farklı, hatta bazen zıt kararlar vermesinin nedeninin farklı ideolojilere sahip olmaları şeklinde yorumlar. Kısacası, bir olayla karşılaştığımızda derin düşünmeden verdiğimiz ilk tepkiyi açıklar. Bu, bir çeşit etik konudaki kestirmelerimizdir.

Otomatik Pilottan Çıkmak: Düşüncelerimize Cesaretle Bakmak

Ahlaki Üstbiliş ise işin biraz ‘manuel’ kısmı. Bu aşamada zihnimiz otomatik pilottan çıkar, kendi düşüncelerimizi izler ve sorgularız. McMahon ve Good (2015) tarafından yapılan bir çalışma çarpıcı bir gerçeği gösteriyor; Bireyin ideolojisi (inançları), kendi düşünceleri üzerinde ne kadar çaba sarf ettiğiyle pek alakalı değildir.

Bu sonuç neden önemli? Çünkü Ahlaki Üstbiliş kavramının ideoloji ve inançlardan bağımsız, kendine has bir bilişsel yetenek olduğu sonucuna varabiliriz.

Demek oluyor ki, genel anlamda dışarıdan daha ahlaki gözüken, toplum tarafında kabul gören bir ideolojiye sahip olmak, ahlaki ikilemlerde kararlarımızın bilinçli bir tercih olduğu anlamına gelmiyor. Yahut tam tersi, çoğunlukla yerleşik kurallara mesafeli olmak, toplumca alışık olunmayan kararlar veriyor olmamız ahlaki bir zayıflık değildir. Hassas durumlarda, doğru zaman ve yerde, doğru üslupla üzerinde farkındalıkla düşünülmüş bir karar da ahlaki bir duruştur.

Burada önemli olan yalnızca yargıya varmak değildir. O yargıya giden yolu tayin etmek, kontrol altına almak, düşünceler üzerinde daha fazla durmak, düzenlemek, gerektiğinde yenilemek, değiştirmek ve dönüştürmek becerilerini de gerektirir.

Bir Keyif Meselesine Dönüşmesi

Ahlaki Üstbiliş yeteneği gelişmiş bireyleri bilişsel ihtiyacı yüksek kişiler olarak da tanımlayabiliriz. Bu bireyler, etik kestirmelerini kullanmaktansa düşünerek, neyi neden yaptığının farkında olarak, gerektiğinde kendilerini eleştirerek karar verirler. Yani, bir şeyin ne olduğunu bilmek yeterli gelmez.

Onlar nasıl ve neden sorularını sorarak duruma farklı bir boyut getirirler. Kararlarının altındaki motivasyonlarını veya ön yargılarını deşifre etmeye çalışırlar. Bu derinlik anlayışı, etik ve ahlaki ikilemlerde de kendini belli eder. Zihinsel efor sarf etmeye olan meyilleri sayesinde ahlaki konularda da daha sofistike bir üstbilişsel kapasite geliştirirler.

Onlar için bu durum bazen kendiliğinden gelişen otomatik bir refleks bazen ise bilinçli bir tercihtir. Fakat hangisi olursa olsun bu zihinsel çabadan keyif alırlar.

Ahlaki Üstbiliş Bize ne Kazandırır?

Ön yargı sinmiş söylemlerimiz, ötekileştirici bakışlarımız, otomatik verdiğimiz ahlaki kararlar, durumlara gösterdiğimiz tepkiler, vermekten korktuğumuz cevaplar, alacağımız yanıttan çekinip veremediğimiz tepkiler… Hepsi en az fiziksel özelliklerimiz, burcumuz, giydiğimiz kıyafet kadar bizi biz yapan ve tanımlayan özelliklerimiz.

Bu yüzden, neyi neden, hangi motivasyonla, kalıp yargı ile yaptığımızı, eksikliklerimizi bilmek hayati önem taşır. Şu ana kadar bildiğimizi düşündüklerimizin, bize öğretilenlerin, doğru zannettiklerimizin otomatik pilotundan çıkıp direksiyona geçmek; sadece kendi hayatımızı değil dokunduğumuz diğer hayatları da daha yaşanılabilir kılar. Bunun neden gerekli olduğunu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok; akşam haberlerini izlemek, toplumsal bir üstbiliş eksikliğinin nelere mal olduğunu görmek için yeterlidir.

Kaynakça

 Flavell, J. H. (1979). Metacognitive and Cognitive Monitoring: A New Area of Cognitive Developmental Inquiry. American Psychologist, (34), 906-911. Forsyth, D. R. (1980). A taxonomy of ethical ideologies. Journal of Personality and Social Psychology, 39(1), 175–184. McMahon J. M. ve Good D. J. (2015): The Moral Metacognition Scale: Development and Validation, Ethics & Behavior, (5) 357-394.

meryem güzen
meryem güzen
Meryem Güzen, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde psikoloji lisans (%30 İngilizce) eğitimine devam etmektedir. Üniversite hayatı boyunca çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak dezavantajlı bireylerin psikososyal gelişimlerine katkı sağlamak için projelerde yer almış, farklı yaş gruplarının ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yürütmüş ve halen devam etmektedir. Teorik bilgilerini pratiğe dönüştürme hedefiyle psikolojik danışmanlık kurumlarında gönüllü stajyer olarak deneyim elde etmektedir. Klinik psikoloji, nöropsikoloji, adli psikoloji, bilişsel psikoloji ve gelişim psikolojisi alanlarına ilgi duyan Güzen, Psychology Times Türkiye bünyesindeki yazılarını multidisipliner bakış açısıyla toplumdaki her birey için anlaşılır dille yazmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar