“Zaman geçer, bazı şeyler geçmez.”
Eskimeyen Kavramı Üzerine: Bir Psikolojik Çerçeve
Eskimeyen kavramı, çoğunlukla zamana direnen nesneler, alışkanlıklar ya da anılarla ilişkilendirilmektedir. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında “eskimeyen”, dış dünyadaki herhangi bir şeyden ziyade, zihnin ve duyguların o şeyle kurduğu ilişkiyi görünür kılar. Bir şeyin eskimemesi, onun yıllarca var olmasından değil; birey için işlevsel ve anlamlı olmasından kaynaklanır. İnsan zihni, her daim süreklilik ve tutarlılığa ihtiyaç duyar. Bu nedenle geçmişte güven, sakinlik ya da aidiyet duygusu yaratan deneyimler, üzerinden yıllar geçse dahi zihinsel temsillerini korumaktadır. Eskimeyen olarak adlandırılan çoğu şey, çoğu zaman bu temsillerin taşıyıcısıdır. Bir eşya, bir müzik, bir mekan; aslında duygusal hafızada kaydedilmiş olan bir güven alanını temsil eder. Psikodinamik açıdan bakıldığında ise eskimeyenler, bireyin iç dünyasında stabilite sağlayan nesnelere benzer bir işlev görür. Bu nesneler, bireyin stresle baş etmesine, duygularını regüle etmesine ve kendilik bütünlüğünü korumasına yardımcı olur. Özellikle belirsizlik dönemlerinde eskimeyenlere yönelimin artması, tesadüfi değil; zihnin kendini dengeleme çabasının bir sonucudur. Burada önemli nokta, eskimeyenin geçmişe saplanmak ya da takılı kalmak anlamına gelmediğini bilmektir. Sağlıklı bir eskimeyen, bireyi bugünden koparmaz; aksine bugünü dayanılır kılar. Ancak eskimeyen unsur, gelişimi engelliyor, kişiyi gerçeklikten uzaklaştırıyorsa bu durumda işlevini yitirmiş olan bir bağdan söz etmek gerekir. Bu çerçevede eskimeyen, iyi ya da kötü olarak sınıflandırılabilecek bir olgu değildir. Burada asıl belirleyici olan, onun bugünkü ruhsal ihtiyaçlara nasıl hizmet ettiğidir ve psikolojik olarak eskimeyen şeyler, çoğu zaman bireyin neye ihtiyaç duyduğunu sessizce anlatan ipuçlarıdır.
Tanıdıklığın Çekim Gücü: Zihin Neden Bırakamaz?
İnsan zihni, belirsizlikle karşılaştığında tanıdık olana yönelme eğilimindedir. Tanıdık olan, iyi ve sağlıklı olduğu için değil; daha önce deneyimlenmiş, sonucu bilinen ve bu yönüyle daha az tehdit edici olduğu için çekici gelir. Zihin için tanıdıklık, çoğu zaman bir güven işaretidir. Tanıdık olan, kişiye bir kontrol hissi sunar. Sonuç acı verici olsa bile zihin, ne yaşayacağını biliyor olmanın verdiği sahte rahatlık hissine tutunur. Bu durum ilişkilerde, alışkanlıklarda ve kişinin kendine zarar veren düzenlerinde bile görülebilir. İnsan bazen iyi olana değil, ne olacağını bildiği şeye bağlı kalır.
Ruh sağlığı bağlamında eskimeyenler zamanla bireyin kendilik algısına dahil olabilir. Bu nedenle onlardan vazgeçmek, yalnızca bir nesneyi ve ilişkiyi bırakmak değil; bireyin kendine dair kurduğu anlamı da sarsmak anlamına gelir. Tanıdık olan, bu yüzden de bırakılması zor bir bağ haline gelir.
Eskimeyenin Zihindeki Kaydı: Duygusal Hafıza
Eskimeyen şeylerin büyük bir kısmı, nesnenin kendisinden çok, onunla birlikte kaydedilmiş duygusal deneyimi barındırır. Burada zihin, yaşanan her olaydan ziyade, duygusal yoğunluğu olan anıları depolar ve eskimeyen duygusal izleri oluşturur. Duygusal hafıza, özellikle duyularla yakından ilişkilidir. Bir koku, bir ses ya da tanıdık bir görüntü; kişinin farkında olmadan geçmişteki bir duygusal duruma dönmesine neden olabilir. Bu çağrışımlar çoğu zaman bilinçli bir hatırlamadan ziyade, bedensel ve duygusal bir tepkiyle ortaya çıkar. Bu noktada nostalji, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Çünkü nostalji, her zaman geçmişte takılı kalmak ya da bugünden kopmak anlamına gelmez. Aksine birçok kişi için, dengeleyici ve yatıştırıcı bir işlevi üstlenir. Zihin, tanıdık olan “şeye” yönelerek kendini regüle etmeye çalışır. Sorun, nostaljinin bugünü desteklemek yerine bugünün yerine geçmesiyle başlar.
Vaka Örneği
Danışan, taşınma sürecinde, bazı eşyalardan ayrılmakta zorlandığını ve bu durumun da eşiyle arasında gerginliğe yol açması üzerine başvurmuştu. Çocukluğundan kalan oldukça deforme olmuş ve neredeyse kullanılamayacak durumda olan koltuğu da yanında götürmek istediğini belirtiyordu. Ancak eşi, evlerinin dekorasyonuna uymaması sebebiyle koltuğu görmek istemiyordu. Eşi duruma tepki gösterdikçe, danışan kendisini daha huzursuz hissediyordu. Aslında koltuğun kullanılamayacak durumda olduğunu kendisi de biliyordu; ancak koltuktan vazgeçme fikri iç sıkıntısı yaratıyordu. Seanslarda, çocukken evde gerginlik olduğu zamanlarda o koltukta sakinleştiğini ve rahatladığını hatırladı. Bugün artık o koşullarda yaşamıyor olsa da, koltuk zihninde güvenle regüle olabildiği anların sembolü olarak kalmıştı. Bu örnek, eskimeyenlerin çoğu zaman bir eşyadan çok, geçmişte karşılanan duygusal ihtiyacın bugünde karşılık bulma çabasını temsil ettiğini gösterir.
Peki sizde eskimeyen şey, bugün hala hangi boşluğa sessizce dokunuyor?



Güzel bir anekdot olmuş, insan hayatında yaşananları izah etmiş, tebrikler..