Salı, Haziran 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yetişkin Çocuklar

Ebeveynleşme Nedir ve Türleri Nelerdir?

Ebeveynleştirme, ebeveynin sorumluluklarını ve görevlerini yerine getirmemesi ve çocuğun ihtiyaçlarını göz ardı etmesi olarak tanımlanmaktadır. Hatta ebeveyn, kendi istek ve taleplerinin karşılanması için çocuğu istismar bile edebilmektedir. Bu yüzden çocuk yaşına uygun olmayan sorumluluklar üstlenmek zorunda kalmaktadır.

Minuchin ve arkadaşları, çocuğun aile içerisinde üstlendikleri görev ve sorumluluklara göre iki farklı ebeveynleştirme türü tanımlamışlardır:

Adaptif Ebeveynleştirme

Çocuğun üstlendiği sorumluluklar ve görevler süreklilik arz etmemektedir. Çocuğun aile içerisinde görev ve sorumlulukları ancak gerek duyulduğunda istenmektedir. Ebeveynin çocuğa desteği söz konusu olduğu gibi, çocuğun istek ve ihtiyaçları da göz ardı edilmemektedir.

Yıkıcı Ebeveynleştirme

Çocuğa ebeveyni tarafından üstesinden gelemeyeceği sorumluluk ve görevlerin verilmesidir. Çocuktan istenen görevler, çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun beceriler olmamaktadır. Çocuk kendini feda etmek zorunda kalır ve verilen görevleri yerine getirir.

Ebeveynleşme sürecinde çocuk, kendisinden beklenen yetişkin görevlerini yerine getirmekte kendini yetersiz hissedebilir; ancak ebeveyni ile manevi bağını devam ettirebilmek adına bu görevleri yapmaya devam etmektedir. Bu durum sahte bir benlik geliştirmesine neden olmaktadır. Birey yaşamının ilerleyen döneminde de bu durumu devam ettirir (Castro, 2004).

Sürekli başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan, başkalarının isteklerine hayır diyebilmekte zorluk çeken, kendisi ihtiyaç duyduğunda doğrudan talep etmekle ilgili sorunlar yaşayan, ilişkilerinde sürekli onay arayan bir yetişkin haline dönüşmektedir (Glickauf Hughes ve Mehlman, 1995).

Ebeveynleşme Nerelerde Görülür?

Bunların yanı sıra ebeveynleştirmenin yaşanma olasılığı şu durumlarda artmaktadır:

Boşanmış Ailelerde Ve Problemli Evliliklerde

Boşanmış ailelerde çocuk, anne ve baba ile ayrı ayrı iletişim kurmak zorunda kalmakta ve çoğu zaman çatışmaların merkezinde kalmaktadır. Bu süreç çocuğu psikolojik açıdan yıpratmaktadır.

Ebeveynlerin Madde Kullanma Durumunda

Madde bağımlısı ebeveyn ciddi bir ihmal anlamına gelmektedir. Ebeveyn, çocuğa karşı sorumluluklarını tam anlamıyla yerine getirememektedir. Bu noktada çocuk bu sorumluluğu üstlenmek zorunda kalmaktadır. Yaşanan ihmaller ve gergin ortam, çocukta psikolojik rahatsızlıkların görülmesine neden olmaktadır.

Psikolojik veya Fiziksel Hastalık Durumlarında

Psikolojik rahatsızlığı olan ebeveynlerin ebeveynlik becerileri sınırlı olmaktadır. Terk edilmiş ve kendini yalnız hisseden ebeveynler, bu durumdan çıkmak için çocuğu kullanabilmektedir. Çocuk, ebeveynin bu ruh halinden kurtulmasını kendine görev edinmektedir.

Narsisizm ve Ebeveynleşme İlişkisi

Yıkıcı ebeveynleşme ile bireyler daha yüksek benlik özsaygısına sahip ve psikolojik olarak dayanıklı görünebilmektedir (Burton, 2007). Çocuk, yaşından büyük sorumluluklar nedeniyle kendini akranlarından daha yeterli, donanımlı ve hatta değerli hissedebilir. Ancak bu durum sağlıklı değildir.

Hem narsisizm hem de ebeveynleşmenin benlik saygısı ile ilişkili olduğu görülmüştür. Çocuk, ebeveyninin ihtiyaçları doğrultusunda davranarak sahte bir benlik geliştirir ve narsisistik kişilik yapılanması ortaya çıkabilir (Jones ve Wells, 1996).

Ebeveynleşme deneyimleri süreklilik arz ettikçe bireyin narsisizm düzeyi de artabilmektedir. Bu durum yaşamın ilerleyen dönemlerinde de devam eder (Castro, 2004). Sürekli başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan, başkalarının isteklerine hayır diyemeyen, kendi ihtiyaçlarını doğrudan ifade etmekte zorlanan ve ilişkilerinde sürekli onay arayan bir yetişkin profili ortaya çıkar (Glickauf Hughes ve Mehlman, 1995).

Sonuç

Sonuç olarak ebeveynlerin çocuğa karşı belirli görev ve sorumlulukları vardır. Ancak çocuklara yetişkinlerin görev ve sorumlulukları yüklenmemelidir; gelişim dönemine uygun sorumluluklar verilmelidir. Aksi takdirde çocuk, çocukluk dönemini yaşayamadan yetişkin olmak zorunda kalmakta ve bu durum gelişimsel sürece zarar vermektedir.

Bu noktada yıkıcı ebeveynleştirme tarzı ortaya çıkmakta ve durum patolojik bir hal almaktadır (Engelhardt, 2012; Jankowski, 2013). Çocukluk döneminde ebeveynleşmeye maruz kalan bireylerin yetişkinlik döneminde davranım bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme bozuklukları gibi farklı psikopatolojiler yaşama olasılıklarının yüksek olduğu saptanmıştır (Köyden ve Uluç, 2018; Mays ve Krueger, 2021; Peris ve diğerleri, 2008; Rowa ve diğerleri, 2001; Schier ve diğerleri, 2015; Williams ve Francis, 2010).

Öte yandan çocuğun aile içerisinde görev ve sorumluluklar üstlenmesinin pozitif yönleri de bulunmaktadır. Adaptif ebeveynleşme tarzında çocuk, yaşına uygun görev ve sorumlulukları yerine getirirken ebeveynin desteğini alır ve onay görür. Bu durum çocuğun gelişim sürecine ve yetişkinlik dönemine olumlu katkılar sağlamaktadır.

Kaynakça

Burton, L. (2007). Childhood adultification in economically disadvantaged families: A conceptual model. Family Relations: An Interdisciplinary Journal of Applied Family Studies, 56(4), 329–345. https://doi.org/10.1111/j.1741-3729.2007.00463.x

Castro, D. M., Jones, R. A. ve Mirsalimi, H. (2004). Parentification and the impostor phenomenon: An empirical investigation. The American Journal of Family Therapy, 32(3), 205–216. https://doi.org/10.1080/01926180490425676

Chase, N. D. (1999). Parentification: An overview of theory, research, and societal issues. İçinde N. D. Chase (Ed.), Burdened Children: Theory, Research, and Treatment of Parentification (ss. 3–33). Thousand Oaks, CA: Sage Publications.

Gülen, S. ve İhsan, D. (2023). Narsisizmde ebeveynleşmenin rolü: Benlik saygısı ve kontrol odağının aracı etkisi. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 10(3), 542–561. https://doi.org/10.31682/ayna.1294891

Glickauf-Hughes, C. ve Mehlman, E. (1995). Narcissistic issues in therapists: Diagnostic and treatment considerations. Psychotherapy: Theory, Research, Practice, Training, 32(2), 213–221. https://doi.org/10.1037/0033-3204.32.2.213

Jones, R. A. ve Wells, M. (1996). An empirical study of parentification and personality. American Journal of Family Therapy, 24(2), 145–152. https://doi.org/10.1080/01926189608251027

Köyden, D. ve Uluç, D. (2018). Ebeveynleşme ile psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide cinsiyetin ve ebeveynleşmeden algılanan yararın rolü. Türk Psikoloji Dergisi, 33(81), 28–38. https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000070

Miller, J. D., Lynam, D. R., Hyatt, C. S. ve Campbell, W. K. (2017). Controversies in narcissism. Annual Review of Clinical Psychology, 11(8). https://doi.org/10.1146/annurev-clinpsy-032816-045244

Oğuz, E. (2016). Ebeveynleştirmenin çocukların gelişim sürecine etkisi. İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 5(2), 29–34. https://dergipark.org.tr/tr/pub/annhealthscires/article/1006821

Simge Kahraman
Simge Kahraman
Simge Kahraman, psikolog ve yazar olarak alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Lisans eğitimini İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamladıktan sonra, psikoloji alanındaki yolculuğunu çeşitli seminerler, eğitimler ve projelerle desteklemiştir. Aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarında gönüllü psikolog olarak çalışmaya devam etmektedir. Şu anda yetişkin bireylerle Bilişsel Davranışçı Terapi ekolünü kullanarak travma, kaygı, depresyon ve yas süreçleri gibi zorluklarla başa çıkmak isteyen bireylerle çevrim içi ve yüz yüze seanslar gerçekleştirmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar