Hayatımız boyunca farklı farklı pek çok insanla karşılaşırız, tanışırız, arkadaş oluruz. Bu insanların birçoğu da yıllar içinde bizden uzaklaşır ve hayat yolculuklarına biz olmadan devam ederler. Peki geriye kalan hayatımızda yer etmiş insanlar ile hayatımızdan çıkıp giden insanlar arasında nasıl bir fark vardır? Temelde düşünülmesi gereken en önemli konulardan birisi olduğunu varsayıyorum. Hayatımızdan uzaklaşmasını biz mi sağlıyoruz yoksa onların hayatındaki bahçede yerimiz yok mu?
Herkesin hayatında kendine göre oluşturduğu bir bahçe düzeni vardır. Kendi isteklerimizi, arzularımız ile bu bahçeyi oluşturarak kimin kalmasını istediğimize karar veririz. Bazen kalmasını istediğimiz insanlar bahçemizi çok yadırgasa da düzeni ona göre değiştirmeye çalışırız. Kendi zevkimizden, bahçe ışıklandırmamız hatta bahçe sınırımıza kadar vazgeçeriz. Sosyal yaşamda belki yaptığımız en büyük kötülük kendimize. Başkasının isteklerine göre kendi düzenimizi değiştirmek, kendi bahçemizin ürünlerini onun sevdiklerine göre ekmek, biçmek…
Tabii ki bizim isteklerimizin doğruluğu sorgulanabilir ve sorgulanmalıdır da ancak kendi bahçemizin sınırlarını koymayı da öğrenmeliyiz. Hayatımızdan gelip geçen bir yolcu için bahçemizin ışıklandırmasını değiştirdiğimizde yolcunun gidişi bizi daha derinden etkiler. Işığımız, mobilyalarımız, keyif aldığımız etkinlikler o bahçede bize zarar vermeye başlar. Hayatımızda durmak isteyen insanlar bahçemizin her alanından bir şekilde zevk almaya gayret gösterecektir zaten. Bundan dolayı hala bahçemizdeler. Ancak bahçeyi talan etmek isteyenler neden yerde çimen var diye söylenmeye başlayacaklardır.
Bahçe Sınırlarını Belirlemek ve öz Değerler
Öncelikle bahçenin sınırlarının belirlenmesi gerekir. Ne kadar alan kaplayacak, hangi eşyayı nereye koyacağız, hemen evimizin yanında mı yoksa bizden uzak mı? Bütün bunlar aslında hayatımızda kendi değerlerimize göre çizdiğimiz sınırları belirler. Evimize yakın olması bizim konforlu alanımızı oluşturur. Büyük olması kendimize verdiğimiz değerleri gösterir. Işıklandırmasının yapılması kendimize duyduğumuz saygıyı ifade eder. Tabii bir de etraftaki bahçelere nasıl etkisi var ona bakılması lazım. Benim bahçem evet, ama diğer bahçelerin alanına zarar veriyor mu sorusunun sorulması gerekiyor. Bu durum bizim diğer insanlara duyduğumuz saygıyı gösterir.
Ardından bu bahçede hangi eşyayı nasıl koymalıyız sorusu gelir. Kocaman bir masa mı var, ağaçlar arasında bir hamak mı koymak istiyorum yoksa bahçemde ekili bir şey olmasın mı? Bütün bunlar bizimle ilgili çok ipucu verir. Bu bahçeye nasıl insanları almak istiyoruz da diğer önemli sorulardan biridir. Kimi sorusu belli bir insanı işaret eder, önemli olan nasıl insanların hayatımızda yolcu olduğunu nasıl insanların bahçemizde misafir olduğunun ayrımını yapmaktır. Bu insanlar bizim kurduğumuz bahçelere nasıl davranacağını gözetmemiz gerekir, aynı şekilde bizim nasıl bir insan olduğumuz ve diğer insanların bahçelerine nasıl davranacağımız da cevaplanması gereken sorulardır.
Misafirlik ve Kalıcılık Arasındaki İnce Çizgi
Bizim hayatımızda insanların gelip geçici olması demek bizim de başka hayatlarda sadece yolcu mu yoksa kalıcı mı olduğumuz ayrımının yapılması demektir. Kimse başka bir insanın hayatında yolcu olmak istemez, herkes kalıcı bir köşe arar kendine. Ancak kendine uymayan bir evde misafir kalmak bile yorucuyken uzun soluklu bir kalıcılık yıpratır. Bazen kendimize uydurmak için misafirliğimizi uzatmak için uğraşırız. Günün sonunda o eve zarar verdiğimizi fark etmeden bunu yaparız.
Aynı şekilde bizim ev sahibi olduğumuz bir ilişkide misafirin ne kadar kalmasını istersek isteyelim gitmesi gereken insanlar vardır. Yapması gereken değişikliği yapmış, artık yaptığı her hareket zarar boyutuna ulaşmaya başlamıştır. Bundan dolayı bazı insanlar hayatımızda bir yolcuyken bazıları bir köşe bulabilir kendine. Bahçemizde düzenlememiz gereken alanları düzenleyip artık çiçekleri koparan birinin bahçemize sadece zarar verir. Kalıcı köşe bulanlarda çiçek eken ve ekmeye devam eden insanlardan oluşur.
Bahçeyi Korumak ve Zararlı Etkileri Uğurlamak
Hangi çiçeği ektiği, hangi ağacı suladığı fark etmeden bizim bahçemiz, evimiz için değer veren insanlar kalmalı bahçemizde. Çiçeklerimizi koparıp her mobilyamızın yerini değiştirmeye çalışan insanları da uğurlamalıyız. Diğer türlü izin verdiğimiz her davranıştan zarar görme ihtimalimiz artar. Özenle büyüttüğümüz her değerimiz, özenle yerleştirdiğimiz her davranışımız, büyük inceliklerle çizdiğimiz her sınırımız zarar görmeye başlar.
Kurduğumuz düzen, özellikler, düşünceler bize özeldir. Bahçemizde bunlara saygı duyup besleyen insanları bulundurmalıyız. Her fırsatta kurduğumuz değer ve özelliklerimizden faydalanıp bizim düzenimizi değiştiren insanların bahçemizde sınırlı süre kalmasını sağlamalıyız. Onların eleştirilerini göz ardı etmekten bahsetmiyorum, eleştirilerinin boyutundan ve etkilemesinden bahsediyorum. Bahçeniz sizin özeliniz, renkli çiçekler ekin…


