Pazar, Mart 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Zoofili Ve Mitolojik Arka Plandaki Tanrısallık Figürü

Zoofili’nin tarihöncesi zamanlarıyla ilgili Miletski’nin (2002) aktarımlarına göre insanın hayvanla cinsel eylemi Dördüncü Buzul Çağı’na kadar izi sürülen bir olgudur, antik tapınaklarda ve mağaralarda pek çok insan-hayvan cinselliğine ilişkin resimlere rastlanılmıştır ki bu sıklık eski çağ klanlarında bu eylemlerin yaygın ve istendik olduğunu göstermektedir. Çağlar atlayıp Babil imparatorluğuna geldiğimizde ise Hammurabi’nin ünlü Kanunlarında hayvanlarla cinsel ilişkinin ölümle cezalandırılacağı ilan edilmiştir, Hititlerde bazı yasak ve cezalarla konunun sınırı çizilmişti. Kenan ülkesinde hayvanlarla cinsel ilişki yaygınken Yahudiler topraklarının önceki sakinlerine kıyasla bunu iğrençlik olarak kabul etmekteydi.

Antik Medeniyetlerde Hayvanlarla Cinsel Etkileşim

Antik Mısırlılarda ise bazen mezarlarda tasvir edilen insan-hayvan cinselliği, bazı kral/kraliçelerin hayvanlarla ilişkiye girmekten bahsetmesi (Kleopatra’nın arılarla dolu bir kutuyu uyarılmak için kullandığı söylentisi), mısırlı erkeklerin büyük baş hayvanlarla kadınlarınsa köpeklerle cinsel ilişkiye girmesi, Mendes Tapınağında keçilerle ilişki kurarak keçilere tapınmaları gibi uygulamalar Antik Mısır’da yaygın ve kabul edilebilir olduğunu bizlere göstermektedir. Antik Yunanlıların ünlü Mitolojik varlığı Zeus’un hayvan kılığına girerek insanlarla çiftleşmesi anlatımlarının sıklığı, dini kutlamalarda hayvanlarla ilişkiye girilmesi ve bunun nimfomanyakları iyileştirdiğine inanılması da yaygın ve kabul edilebilirliğini doğrulamaktadır. Hayvan ilişkileriyle zengin Antik Roma mitolojisi, tanrıların cinsel yaşam sahneleri, roma kadınlarının vajinal uyarım için eğittikleri yılanlarının bulunması, hayvanlarla ilişkinin kamusal bir gösteri haline gelmesi gibi süreçler yaygınlığını doğrulamaktadır.

Tarihsel Süreçte Değişen Algılar ve Cezalandırmalar

Roma imparatorluğunun çöküşünden Amerika’nın keşfine kadarki sürede hayvanla cinsel ilişki sağlıklı ve hastalıklara şifa olduğu gerekçesiyle destek görüyordu. Hristiyanlığın erken dönemlerinde hayvanlarla cinsel ilişkiye girilmemesi gerektiği söz konusuydu. 13. Yüzyıla gelindiğinde ise hayvan-insan cinselliği cezalandırmaları arttı ve üreme dışı tüm davranışlar sapkınlık olarak sınıflandırılmaya başlandı. 16. yüzyılda İsveç ve İngiltere’de hayvanlarla ilişkiye ölüm cezası, 17. yüzyılda Danimarka’da yakılarak öldürme cezası, 18. yüzyılda erkek çobanların istihdamının Katolik klisesi tarafından yasaklanmasının sebebi genç erkekler ve inekler arasındaki cinsel ilişkinin önlenmesiydi. 19. yüzyılda Fransa’da hayvan ilişkisi Cemiyete bağlı bir faaliyet haline gelmişti ve Napolyon kanununa göre hayvanlarla cinsel ilişki suç sayılmıyordu. 1821 İngiltere’sinde hayvanla Sodomi suçunu işleyenler ölüm cezasına çarptırılıyordu, revize edildikten sonra müebbet hapse dönüştürülmüştü. Çin komünizminin öncesinde Şanghay’da oldukça yaygın olan hayvan seks gösterilerinin günümüzde yapıldığı bilinmemektir. Japonya’da çok az olsa bile yeraltında hayvani seks gösterileri hala varlığını sürdürmektedir. Hindistan’da ruhların hayvanlar ile insanlar arasında göç etmesi inancı zoofilinin kabulünü sağlamıştır. Arap erkekler hayvanla cinsel ilişkinin erkekliği arttırdığına ve penislerini büyüttüğüne inanırlardı. Afrikalı Bantu halkı tuttukları deniz inekleriyle anal seks yapmadıklarında denize sürüklenip deniz ineğinin kız kardeşi tarafından boğulacaklarına inanırlardı. Alt.sex.bestiality (A.S.B) haber grubundaki kişiler hayvanlarla cinsel ilişki yaşayıp bununla gurur duyduklarını aktarıyorlardı. ABD Hayvan Koruma Derneği’ne göre “hayvan ilişkisi” terimi aramasında 85 bin küsur belge vardı. Miletski’nin de yer yer söylediği gibi insan uygarlığının başlangıcından beri hayvanla cinsel ilişkinin varlığını kabul etmek aktaracağım çalışmaların önemini kavramak için ve anlamak için önemlidir.

Dini ve Hukuki Perspektiften Yaklaşımlar

Parafili türlerinden zoofiliye semavi dinler ve bu dinlerin farklı mezheplerinde ayrı yaklaşımların görüldüğünü ortaya çıkaran bir çalışmada hayvana kötü muamele içermediği sürece yasal olan Brezilya, Finlandiya, Japonya ve Macaristan gibi ülkelere karşılık kesinlikle yasak olan Türkiye, Fransa, Hong Kong ve Hollanda gibi ülkelerin mevzuatları incelenmiştir. 4 semavi dinin kitaplarının incelenmesi ve din adamlarıyla yapılan görüşmeler sonrasında Tevrat’ın bazı bölümlerindeki ayetlerinde (Yasanın Tekrarı, Mısırdan Çıkış ve Levililer) açık bir şekilde hayvanla yapılan cinsel eylemin yasaklandığı görülmüştür. İncil, Zebur ve Kuran-ı Kerim’de konu ile ilgili açık bir ifade yer almazken, Hadislerde yer alan ifadelere göre Müslümanlar için de yasaklandığı görülmüştür. Cezalandırmalar mezheplere göre değişmekte olup Türk Ceza Kanunu madde 226’da ve Hayvanları Koruma Kanunu Madde 14/j’de ilgili suç ve cezaları kanunen açıkça belirtilmiştir (Yaşar ve Yiğit, 2015).

Psikolojik Savunma Mekanizmaları ve Rasyonalizasyon

Beetz’in (2004) zoofili tabusunu ele alması, insan ve hayvan arasındaki ontolojik sınırın ihlaline karşılık bir koruma olduğunu, bu sınırın ihlalinin da toplumsal düzene bağlı “insan olma” tanımına bir tehdit içerdiğini belirtmesiyle beraber zoofili faillerinin suçluluk hissini bastırmasını bilişsel çelişki ve nötralizasyon bağlamında ele alır. Bilişsel çelişki kuramına (Festinger, 1957) göre kişinin sahip olduğu değerlerle çatışan bir davranışı olduğunda bu kişide içsel sıkıntı yaratır, bu içsel sıkıntıyı çözmek için ya davranışı, ya inancı değiştirmek ya da yeni bir inanç eklemek gibi yollara başvurulur. Beetz’e göre zoofilinin failde yarattığı bilişsel çelişkiyi rasyonalize (normalleştirmek, mantıklı hale getirmek) etmek için başvurdukları savunmaları: cinselliğin biyolojik bir gerçeklik olması ve türler arası köprü olduğuna dair doğallık miti, hayvanın bu süreçten zarar görmediğine dair inançları ve hayvana insani duygular yüklemekle hayvanla romantik bir ilişki olduklarına inanmaları yani antropomorfizm‘dir.

Miletski’nin (2002) tarihöncesi zamanlardan beri insanların hayvanlarla cinsel ilişkiye girdiklerine dair kanıtların olduğunu ve mitolojilerin insan-hayvan cinselliğini barındırdığını aktarmasıyla birlikte Beetz’in (2004) zoofili faillerinin suçluluk hislerini bilişsel çelişkilerini rasyonalize ederek aşmalarını aktarmasına bağlı olarak özgül hipotezimi dile getirmeliyim. Zoofili faillerinin suçluluk hislerini ve bilişsel çelişkilerini bastırmak adına başvurdukları rasyonalize etme adımlarına mitolojik hikayelerin arka planındaki insan hayvan cinselliğinin tanrısal olduğuna dair inançlar ekleniyor olabilir mi? Bu yalnızca bir araştırma sorusu olabilir, günlerdir ve aylardır bu cümleyi kurabilmek için fazlasıyla mesai harcamış olmalıyım ki bu cümleyi kurabildiğime çok seviniyorum. Okuyucuların yorumlarını ve aktarmak istediklerini merakla bekliyorum.

Hatice AYDIN
Hatice AYDIN
Hatice AYDIN, Akdeniz Üniversitesi Psikoloji Bölümü son sınıf/mezun öğrencisi olarak bölümünün psikoloji topluluğuna ait Persona dergisinde editörlük ve yazarlık yapmış olup derginin 2025 yılındaki sayısında iki şiiri ve bir makalesiyle yer almıştır. Lisans döneminde Rehber Klinik şirketi üzerinden Temel Psikoloji Eğitimi ve Stajını tamamlamıştır. Alanında ilgi duyduğu ve uzmanlık yapmak istediği alanlar Adli Psikoloji ve Klinik Psikolojidir. Yazmak istediği alanlar ise klinik çerçevede ve akademik çerçevede psikopatolojilerin risk faktörleri, bilimsel literatürde yer alan çalışmalardaki örneklemin içinde yer almayan ve veri toplanamayan kesimlerdeki durumun edebiyat yazarları perspektifinden ele alınması, insanın hayatını anlamlı kılan noktalar ve işlevselliğin bu anlamdaki rolleri gibi konulardır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar