“Bana bir düzine sağlıklı bebek verin, kendi belirlediğim özel dünyamda onları yetiştirmeme izin verin; yetenekleri, eğilimleri, kabiliyetleri, meslekleri ve atalarının soyu ne olursa olsun, garanti ederim ki onlardan rastgele seçeceğim herhangi birini doktor, avukat, sanatçı, tüccar, hatta dilenci veya hırsız olması için eğitebilirim.” (John B. Watson, 1924)
John B. Watson’ın bir asır önce kurduğu bu iddialı cümle, insan davranışının kalıtımdan ziyade çevresel koşullarla şekillendirilebileceğine dair kurumsal bir sentezdi. Watson için insan; uygun uyaranlarla biçimlenen, öğrenilmiş davranışlar bütünüydü. Ancak bugün Watson’ın o meşhur laboratuvarı dört duvarla sınırlı değil; o laboratuvar artık çocukların avuç içindeki ekranlarda yaşıyor.
Çocukluk Döneminde Bilişsel Gelişim ve Davranışçılığın Rolü
Bilişsel gelişim, çocuğun dünyayı anlama ve anlamlandırma serüveninin temelidir. Jean Piaget’ye göre çocuk, çevresinden gelen bilgileri pasif bir şekilde kabul eden bir alıcı değil; dünyayı keşfeden, deneyler yapan ve bilgiyi zihninde aktif olarak yapılandıran bir noktadadır. Piaget’nin perspektifinde bu gelişim süreci, dışsal bir zorlamadan ziyade içsel bir denge kurma çabasıdır. Çocuk, karşılaştığı yeni dijital uyaranları mevcut zihinsel şemalarına dahil eder (özümleme) ve bu şemaların yetersiz kaldığı noktada zihnini yeni bilgiye göre yeniden yapılandırarak (uyumsama) çevreye adapte olur.
Çocukluk Döneminde Görülen Bilişsel Farklılıkların Mesleki Gelişime Etkisi
Çocukların sahip olduğu nöroçeşitlilikler, ilgi ve yetenekleri, hayal dünyaları, merak ve keşif istekleri parmak izindeki hücreler kadar eşsiz ve biriciktir. Mesleki gelişimi büyük oranda etkileyebilen bilişsel farklılıklar Üstün Zeka, DEHB, Öğrenme Bozuklukları olarak ele alınabilir. Bu bilişsel farklılıklarda özellikle Dehb ve Üstün Zekada klinik gözlem (6 ay vurgusu), uzman desteği (üstün zeka danışmanı) vb. semptomlarda ayırıcı tanı ve komorbidite (eş tanı) çocuklarda etiketlemeye yol açmadan normal seyirde ele almak, öncü bir adımdır.
Üstün Zeka: Çocuğun bilişsel yeteneklerinin (akıl yürütme, problem çözme, soyut düşünme, hafıza ve yaratıcılık) kendi yaş grubundaki akranlarından daha yüksek bir performans göstermesi durumudur. Bilgiyi normalden hızlı işler, duygusal hassasiyet, adalet duygusu ön plandadır. Asenkron gelişim gösterir.
Dehb: Dikkat eksikliği, Hiperaktivite, Her ikisi birden. Bu teşhislerin konulabilmesi için birkaç ortamda kendini gösteren az sayıda semptom yerine birçok ortamda kendini gösteren birçok bulguya ihtiyaç vardır. DSM-5’te kendini gösterme şekline göre bulgular şu şekilde özetlenebilir: Detaylara dikkat etmeme, dikkati sürdürmekte zorluk, dinler gibi görünür, verilen komutları izlemede güçlük çeker.
Üstün Zeka ve Dehb Ayırıcı Tanı/ Komorbidite
Ayırıcı Tanı: Dehb davranışlarında neredeyse tüm durumlarda dikkatsizlik yaşanırken üstün davranışında özel durumlarda sergilenen dikkatsizlik söz konusudur. Dehb’de normal çocuklara göre kıpır kıpır ve daha aktifken üstün davranışında yüksek aktivite düzeyi ve daha az uykuya ihtiyaç duyar.
Dehb’de kurallara ve düzenlemelere uymada zorluk yaşanırken üstün davranışında kuralları, gelenekleri ve alışkanlıkları sorgulama adalet ihtiyacı ön plandadır.
Öğrenme Bozuklukları: Çocuğun zekası normal veya normalin üzerinde olmasına rağmen, okuma yazma, veya matematiksel becerilerde yaşıtlarından ve potansiyelinden beklenilen düzeyin altında performans göstermesi durumudur. Yetersizlikten ziyade beynin bilgiyi işleme biçimindeki yapısal bir bilişsel farklılıktır.
Üstün Zekalı çocuklarda sosyal tecrit genellikle “anlaşılamama” veya ilgi alanlarının akranlarından farklı olmasından kaynaklanır. Davranışçı bir yaklaşımla, çocuğun bilişsel gücünü bir sosyal hizmete dönüştürmek aradaki köprüyü kurar. Örneğin; Çocuk, çok iyi bildiği bir konuyu sınıfta bir arkadaşına veya küçük gruba anlatmakla görevlendirilir.
DEHB’de ise erteleme genellikle görevin büyüklüğünün yarattığı kaygı ve dikkat süresinin kısalığından kaynaklanır. Bu durumu “tembellik” etiketinden kurtarıp sürdürülebilir başarıya dönüştürmek için çocuğu ödev ya da sorumluluk alması gereken bir konuda zorlamadan önce, odak noktası dikkate alınır.
Çocukluk Döneminde Psikodinamik Yapı ve Ebeveyn Davranışının Mesleki Gelişime Etkisi
Çocukluk döneminde Freud’un Psikoseksüel gelişim kuramında dönemlerde yaşanan belirli fiksasyonların yüceltme (süblimasyon) savunma mekanizması ile mesleki gelişimi etkilediği görülmüştür.
Örneğin; Oral Dönem (0-1 yaş): Emme refleksi, anneden ayrışma çatışmanın yaşandığı kaygılandıran noktadır. Fiksasyon yaşanması halinde bağımlı kişilik örüntüsünün ön planda olduğu onay gerektiren, bir şeyler bekleyen, alıcı bir mekanizmanın olduğu sekreterlik, müşteri hizmetleri vb. mesleklere yönelim olabilir.
Anal Dönem (1-3 yaş): Dışkının atılması, tutulması vb. bir şeyleri tutmaya ilişkin kaygı, nesne biriktirme, agresyon. Fiksasyon (takılma) yaşanması halinde kontrolle ilişkili kişilik örüntüsünün şekillenmesine zemin hazırlayabilir. Fiksasyon yaşayan kişilerin hamur, kil, seramik, sanat ilgilerinin olduğu söylenebilir.
Piaget Somut işlemler döneminde (7-11 yaş) Çocuklar bu dönemde karşılaşılan problemlerin çözülmesinde somut nesnelerle ve problemleri somutlaştırarak olanaklı hale geldiğini gözlemler. Örneğin; Ebeveynlerinin zor bir sorunla karşılaştığını fakat kolaylıkla sorunu çözebildiğini fark eden çocuk zihninde “Anne ve babam sorunları çözebiliyor, öyleyse bende yapabilirim diyerek model alma yoluyla bu düşünceyi davranışa dönüştürür.
Dijital Çağda Çocukların Davranışa Gelişimini Etkileyen Avantaj ve Dezavantajlar
Avantajlar: Dijital çağ sahip olduğu teknoloji ile birçok fırsatı çocuklara sunarak bilgiye erişim kolaylığı sağlar. Dijital okuryazarlık becerileri, hızlı kavrayabilme gücü, siber iletişim eğitimleri, yapay zeka destekli eğitim materyalleri vb. dijital çağın avantajlı yönlerine örnektir (OECD, 2019).
Dezavantajlar: Dijital gözetim ve baskı, sosyal medyanın çocukta rekabet etkisi yaratması, ebeveynlerin çocukların görüntülerini rıza olmadan çeşitli sosyal medya araçlarında paylaşması mahremiyet ve sınırların ihlal edilme riskine yol açarak ilerleyen zamanda çocukta spotlight etkisi ya da duygusal izolasyon yaratabilir.
Sonuç
Dijital ekosistem, bireyi anlık uyaranlarla manipüle ederek bir nevi “otomatik pilot moduna” koymaktadır. Bu modda Orbitofrontal Korteks (OFK), dijital çağın sunduğu dopaminerjik hazlarla sürekli uyarılmakta; bu durum Piaget’nin öngördüğü bilişsel olgunlaşma sürecini sekteye uğratarak, bireyin temel kontrol ve dikkat mekanizmasını yöneten Prefrontal Korteks’in (PFK) işlevselliğini zayıflatmaktadır. Bu noktada bir davranışçı teknik olarak Premack İlkesi, basit bir pekiştirme stratejisinden öte, bu zayıflayan kontrol ve dikkat mekanizmasını yeniden yapılandıracak bir “manuel müdahale” aracıdır. Yüksek olasılıklı dijital hazları, düşük olasılıklı bilişsel emeklerin ardına bir “koşul” olarak yerleştirmek; bireyi dijital çağın bir nesnesi olmaktan çıkarıp, kendi dikkatini ve iradesini yöneten bir özneye dönüştürür.
Kaynakça
Barkley, 1990; Kargı ve Akman, 2003; Webb ve Latimer, 1993; Wolfle ve French, 1990 Yapıcı, Ş ve Yapıcı M., (2006). Çocuklukta bilişsel gelişim


