Telefonlarımızda vakit geçirdiğimiz birçok uygulama mevcut. Bu uygulamalar, ister sosyal medya platformları, ister alım-satış uygulamaları, isterse yeni bir dil öğrenme amacıyla kullandığımız araçlar olsun, hepsinin bir ortak özelliği var: bizi kendilerine çekmek. Bu durum aslında bir pazarlama stratejisi; sonuçta uygulama geliştiricileri, kullanıcıları çekmek zorundalar. Ancak bunu başarmak, insan psikolojisini anlamaktan geçiyor.
Karanlık Tasarımlar, Harry Bringull tarafından 2010 yılında tanımlanan, algoritmik karar verme ve davranışsal rehber mekanizmalarıyla şekillenen arayüz tasarımlarıdır. Bu tasarımlar, kullanıcıların kararlarını etkilemek amacıyla otomatik seçenekler, görsel ipuçları ve karmaşık etkileşim yolları kullanır. Gary ve arkadaşları (2018) ise çeşitli karanlık tasarım türlerini kategorize etmiş ve tanımlamıştır (Li ve Strahilevitz, 2021).
Karanlık tasarımlar, uygulamaların kullanıcıları kendilerine çekmek için kullandığı birçok strateji içerir. Bunlardan biri olan Nagging stratejisi, uygulamaların kullanıcılarla etkileşimi keserek onlara bir şeyler dayatmaya çalışmasıdır. Örneğin, bir uygulama sürekli olarak kullanıcıyı premium üyeliğe geçmesi için bildirimler gönderebilir. Instagram gibi uygulamalar, kullanıcıların bildirimleri açmasını sağlamak için kapatmalarına izin vermeyen pencereler gösterir.
Uygulamalar, kullanıcıları bir şey yaptırmamaya çalışarak da etki yaratabilir; bu duruma Engelleme Stratejisi denir. Örneğin, bir aboneliği iptal etmek istediğinizde, uygulama bunu zorlaştıracak şekilde tasarlanmış olabilir. Kullanıcı, ayarlar sekmesinde boğuşurken sürekli “emin misin?” veya “Sorun nedir?” gibi sorularla karşılaşır. Ayrıca, kullanıcıların kabul etmediği sürece işlemlerini gerçekleştirmemeleri için uzun metinler sunan uygulamalar da mevcuttur. Bu metinler genellikle kullanıcı sözleşmeleridir ve küçük yazı tipleri ile uzun kaydırma çubukları içerir, bu da kullanıcıları kabul etmeye zorlar.
Bu stratejilerin tam tersi olan Zorlayıcı Eylem ise, kullanıcıların bir siteye girdiğinde alışveriş yapabilmeleri veya siteden faydalanabilmeleri için öncelikle “giriş yapmak” veya “üye olmak” zorunda kalmalarıdır. Bazı uygulamalar, kullanıcıları “arkadaşlarınızı davet etmek” gibi zorunluluklarla karşı karşıya bırakabilir. Örneğin, TEMU uygulaması, indirimlerden yararlanmak için arkadaş davet etmenizi gerektiren bir sistem kullanır. Bazı oyunlar da, belirli görevleri geçmek için uygulama içi satın alımlara yönlendirebilir.
Uygulamaların sinsiliği, bir diğer stratejidir. Örneğin, bir ürün sepete eklendiğinde, ek hizmetler veya kargo ücretleri son anda görünür hale gelebilir. Kullanıcı, ilk gördüğü fiyat ile satın alma aşamasındaki fiyat arasında fark olduğunu fark edebilir. Arayüz Müdahalesi Stratejisi ise, uygulamanın kullanıcıyla zorla iletişim kurduğu durumlarda ortaya çıkar. Örneğin, kullanıcı bir çarpı işaretine tıkladığında, bu işaret genellikle küçük ve zor erişilebilir bir konumda olabilir. Uygulama içindeki çerezler veya işlemler için “kabul et” butonları ise genellikle daha büyük ve dikkat çekici bir şekilde tasarlanır.
Ne Kadar Etik? Bu tasarımların etik değerlendirmesi, kullanıcının niyetinin şirketin çıkarlarının önüne geçmemesi gerektiği anlamına gelir. Bu noktada, tasarımcıların etik bir çerçeve içinde tasarım yapmaları önemlidir. Kullanıcıya maddi veya manevi zarar verecek tasarımlar oluşturmaktan kaçınmaları gerekir. Tasarımcıların, bilinçsizce yapılan tasarımlar olan anti-örüntülerden kaçınmaları ve tasarımlarının sonuçlarını öngörmeleri beklenir. Örneğin, “Kaydet” tuşunun olmaması gibi teknik hatalar, karanlık tasarımlar kapsamında değerlendirilemez.
Peki, bu duruma nasıl yaklaşmalıyız? Artık bir siteye girdiğimizde, her tuşun, göz gezdirdiğimiz her ürünün ve ayarlar menüsünün arkasında bir niyet olduğunu biliyoruz. İnternette gezinirken, sunulan tasarımların niyetlerini anlamak, daha bilinçli hareket etmemizi sağlar. Karanlık tasarımlar, bilinçli olarak zarar vermese de, bizi manipüle edebilir ve kararlarımızı etkileyebilir. Bu nedenle, alışveriş sitelerinde gördüğümüz fiyatlandırmalara, bildirimlere ve karmaşık menülere dikkat etmeliyiz. Böylece, uygulamalar değil, biz uygulamaları manipüle edebiliriz ve aboneliklerimizi iptal etme konusunda daha kararlı olabiliriz.


