Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Üretkenlik Karşıtı Davranışın Ne Olduğuna Dair Kısa Bir Bakış

Kişiler için maliyet ve zaman kaybına yol açan üretkenlik karşıtı iş davranışları, günümüzde hem çalışan kişiler hem de örgütler için bir etkiye sahiptir. Bu konu gündem haline gelmiş ve başta Amerika’da ve Avrupa’da olmakla beraber 2000’li yıllardan sonra araştırmaların konusu haline gelmiştir. Üretkenlik karşıtı davranışlar, çoğu zaman olumsuz veya yapılması uygun bulunmayan iş davranışları demektir. Üretkenlik karşıtı davranışları meydana çıkaran birden fazla sebep keşfedilmiştir. Bu sebepler; yabancılaşma, iş doyumu ve iş stresidir.

İş Stresi

İş stresinin tanımı, işle alakalı sosyo-psikolojik durumların ve işin niteliklerinin birey üzerindeki olası zarar verici etkileri şeklindedir. Stresli bir iş yerinde çalışan işe gitmez; sürekli şikayet etme, sabotaj, düşmanlık besleme ve bireysel asabiyet gibi davranışlar sergiler. Güven ve mutluluk taşıyan bir iş yerindeyse çalışan çok daha az üretkenlik karşıtı davranışlara yönelir. Stres çok karmaşık sebeplere sahiptir. İş yerinde kişilerin maruz kaldığı stres; iş yükünün aşırı olmasından dolayı, iş güvencesinin var olmayışından dolayı ve cezalandırmayı benimseyerek ödüllendirmekten sakınan yönetici görüşünden kaynaklanmaktadır. Bunlara ek olarak gürültülü ve havasız bir ortam, araç gereç eksikliği, örgütsel kararlara katılamama, yetkisizlik, rol belirsizliği, aşırı iş yükü, iş yerinin yapılan işle uyumlu olmaması, ücret yetersizliği ve sosyal destek eksikliği gibi sebepler de vardır. Kişilerin saldırganlaşma sebepleri olarak kirli hava veya çok pis kokulu ortamlar, yetersiz ışıklandırma, soğuk hava koşulları, yüksek ısı, yüksek nem oranı sayılabilir.

İş Doyumu

İş doyumu çalışanın yapılan işe genel tutumudur. Kişinin işine gösterdiği tutum olumlu ya da olumsuz olabilir. İş tecrübeleri sonucunda elde edilen olumlu ruh hali iş doyumu, çalışanın işine gösterdiği olumsuz tutum da iş doyumsuzluğu olarak tanımlanır. Bir başka deyişle iş doyumu, çalışanların işlerine yönelik hissettikleridir. İş doyumunda, çalışanın beklentileri ve işin kazandırdıkları birbirine uymaktadır. İş doyumuna etki eden faktörler arasında; çalışanın kişiliği, iletişim, sosyal haklar, işin doğası, yönetim tarzı, denetim, iş arkadaşları, çalışma koşulları, iş güvenliği, yükselme olanağı, ödüller, ücret ve işin niteliği vardır.

Yabancılaşma

Yabancılaşmada insan doğal ve toplumsal çevresinden, ürününden ve kendi özünden kopuş yaşar. Örgüt, daha önceden belirli hedefleri yerine getirmek için bir arada duran insan topluluklarından meydana gelir. Böyle bir ortamda çalışandan istenen tutum; örgüt içindeyken kişisel düşüncelerini ve duygularını dışlamak, işe ve örgütteki ilişkilerine kendisinden bir şey katmamasıdır. Çalışanlar kimi zaman kendilerini yalnızca üreten robotlar olarak görmektedirler ve yöneticilerinin sert tavırlarına denk geldiklerinde saldırgan olmak ya da yabancılaşmak gibi tepkisel davranışlar gösterebilirler. Çalışanlar hakimiyeti gittikçe kaybetmeleri sonucunda, emekleri ve ürettikleri arasındaki bağı tutturamazlar. En son nokta olarak da kendilerine, ürettiklerine, emeklerine, topluma ve kendilerine yabancılaşırlar.

Örgütsel Davranış Kavramını Tanıyalım

Örgütsel davranış bir disiplindir. Bu disipline göre örgütlerde bir işe sahip bireyler anlaşılmalı, gelecekte olacaklara yönelik tahminler yapılmalı ve insanların davranışları kontrol edilmelidir. Bu disiplinin psikoloji biliminden yardım alan bir boyutu vardır. Bu boyut örgüt yaşamının içerisindeki kişilerin algıları, gereksinimleri, deneyim ve önem verdikleri değerlere yönelir. Bir diğer boyutuysa örgüte özgü boyutudur. Örgüte biçimini veren bağlamların davranışlar üzerinde nasıl bir etki alanı olduğunu incelemektedir. Bu boyut siyaset bilimi, sosyoloji, ekonomi gibi dalların yardımına gereksinim duymaktadır. Örgütün ilkeleri ve kuralları yönünde şekillenmiş ve örgütün hedeflerine yönelik davranış çeşididir örgütsel davranış. Örgütteki hakim anlayışla uyumlu bir niteliği vardır örgütsel davranışın. Örgütsel ilişkilerin bir parçası olarak kişi; çalıştığı büroda tek başına muhakeme yapabilir, not çıkarabilir, kendi kendine konuşabilir ve tüm bu eylemler esnasında yalnız görünse de bireyi bu davranışlara iten sebep örgütten başka bir şey değildir. Örgütsel davranışın temeli, kişi ile örgüt arasındaki çift taraflı etkileşimden gelmektedir. Örgütte geçerli olan kural ve davranış kalıpları, kişinin örgüte dahil olduğunda sorumlu olduğu taraflardır. Kişinin, davranışlarında değişiklikler yapma yoluyla kendisini sürece adapte etmesi ve örgütsel amaçlara fayda sağlaması beklenmektedir. Çalışanın kendini güvencede kılma arzusu, örgütsel davranışın kökeninde vardır. Eğer çalışan örgütle zıt olmayan tutumlar gösterirse ödüllendirilmesi bile mümkün olabilmektedir. Çalışanın örgütsel çerçevenin dışına çıkması durumunda bazı cezalar verilmektedir. Örgütten dışlanma ile sonuçlanacak davranışlar arasında; örgütsel düzene direnç, kasıtlı bir şekilde inatçılık yapma, kendini haklı göstermeye çalışma vardır. İnsan davranışlarının fazlasıyla örgütsel oluşu endüstri mühendislerinin, yöneticilerin, ekonomistlerin, sosyologların, psikologların ve bunun gibi daha pek çok alanın örgütsel davranışı araştırmasını gerektirmiştir.

Kaynakça

Ödemiş, S. N. (2011) Beş Faktör Kişilik Özelliklerinin Üretkenlik Karşıtı Davranışlar Üzerine Etkileri: Bir Araştırma. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, (Danışman: Dr. Sibel Gök) Üretkenlik Karşıtı Davranışlar.

nilay inceman
nilay inceman
Nilay İnceman, İzmir Ekonomi Üniversitesinde İngilizce dilinde psikoloji eğitimi alırken pek çok psikoloji deneyine tanık olmuştur kendisi de bizzat düzenlemiştir ve bu alana yönelik düzenlenen seminerlere dahil olmuştur. Urla Devlet Hastanesinde hem de Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde stajlar yapmıştır ve yaz dönemi, bir anaokulunda gönüllük esasına dayalı olan üniversitesinin yürüttüğü bir projeye katılmıştır. Algı Psikolojisi dersi kapsamında da dilin tat bölgelerini ışıklar kullanarak görsellerle- örneğin baklava, limon vb. eşleştirerek sergi için maket yapmayı tasarlamıştır. Cinsel terapi, aile ve çift terapisi, oyun terapisi, çocuk bakımı ve gelişimi eğitimi, bilişsel davranışçı terapi gibi sertifikalar edinerek her yaş grubundaki bireylerle çalışmayı sevmektedir. Psikolojinin herkes için ulaşılabilir olmasını çok önemsemektedir. Lisans eğitimi sonrasında yüksek lisans eğitimine Yıldız Teknik Üniversitesinde devam edip yüksek onur derecesiyle tamamlamıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar