Cuma, Nisan 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Terapide “Sadece Soru Soruyor” Hissi: Aslında ne Oluyor?

Terapiye başlamak birçok insan için cesaret isteyen bir adımdır. Ancak bu süreçte en sık karşılaşılan hayal kırıklıklarından biri şudur: “Psikologum sadece soru soruyor, bana hiçbir şey söylemiyor.” Bu geri bildirim, terapiden beklenenle terapide yaşanan deneyim arasındaki farkın bir yansımasıdır. Çoğu zaman bu farkın temelinde ise danışanların, terapistlerin hangi ekolle çalıştığını bilmemesi yatar.

Psikoterapi tek bir yöntem değildir. Aksine, farklı teorik temellere dayanan birçok yaklaşım vardır. Her ekol, insanın sorunlarını anlama ve çözme biçimi açısından farklı bir yol izler. Bu nedenle, bir terapistin nasıl çalıştığını anlamadan terapiye dair beklenti oluşturmak, çoğu zaman hayal kırıklığına yol açabilir.

Ekollerin Terapi Sürecindeki Rolü

Örneğin, psikodinamik terapi yaklaşımında terapist genellikle daha az yönlendirici olur. Bu ekolde amaç, danışanın bilinçdışı süreçlerini, geçmiş deneyimlerini ve ilişkisel örüntülerini keşfetmesine alan açmaktır. Terapist, doğrudan tavsiye vermek yerine sorular sorarak, yansıtma yaparak ve bazen sessiz kalarak danışanın kendi içgörüsünü geliştirmesine yardımcı olur. Bu nedenle, psikodinamik bir terapide “neden bana çözüm söylemiyor?” hissi oldukça yaygındır. Oysa bu yaklaşımda amaç, çözümü dışarıdan vermek değil, kişinin kendi içsel kaynaklarını keşfetmesini sağlamaktır.

Buna karşılık, bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi daha yapılandırılmış yaklaşımlarda terapist daha aktif bir rol üstlenir. Danışana düşünce kalıplarını fark etmesi için rehberlik eder, ev ödevleri verir ve daha somut teknikler sunar. Bu tür terapilerde danışanlar genellikle “daha fazla şey öğreniyorum” veya “somut yöntemler var” şeklinde geri bildirim verirler.

Terapi Bir Tavsiye Verme Süreci Değildir

Bu farklılıklar, terapinin “iyi” ya da “kötü” olmasıyla ilgili değildir. Sadece yaklaşımın doğasıyla ilgilidir. Ancak danışanlar bu farkı bilmediklerinde, terapinin kendilerine uygun olmadığını düşünebilirler. Oysa sorun çoğu zaman terapiden değil, beklentilerle yaklaşım arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanır.

Bir diğer önemli nokta da, terapinin bir “tavsiye verme” süreci olmadığıdır. Günlük hayatta çoğu insan, bir sorun yaşadığında çözüm önerisi duymaya alışkındır. Arkadaşlarımıza ya da ailemize bir şey anlattığımızda genellikle “şunu yap, bunu yapma” gibi yönlendirmeler alırız. Bu nedenle terapiye de benzer bir beklentiyle gitmek oldukça doğaldır. Ancak terapi, kişinin kendi düşünce ve duygularını anlaması üzerine kurulu bir süreçtir. Terapist, danışanın yerine karar veren bir figür değil; onu anlamaya, farkındalık geliştirmeye ve kendi yolunu bulmaya destek olan bir uzmandır.

Soruların ve Sessizliğin Fonksiyonu

Bu noktada “sadece soru soruyor” algısı aslında terapinin en temel araçlarından birine işaret eder. Sorular, danışanın daha önce fark etmediği bağlantıları görmesine, otomatik düşüncelerini keşfetmesine ve kendi iç dünyasına daha derin bir bakış geliştirmesine yardımcı olur. Yani terapistin sorduğu sorular, yüzeyde pasif gibi görünse de aslında oldukça aktif ve yönlendirici bir işlev taşır.

Burada önemli bir diğer konu da terapinin hızıdır. Pek çok danışan, terapiye başladığında kısa sürede çözüm bulmayı bekler. Ancak özellikle psikodinamik ve şema terapi gibi yaklaşımlar, daha derin ve zaman alan süreçlerdir. Bu terapilerde değişim, yüzeyde hızlı bir “çözüm” şeklinde değil, kişinin kendilik algısında, ilişkilerinde ve duygusal tepkilerinde kalıcı bir dönüşüm olarak ortaya çıkar. Bu da zaman, sabır ve süreç içinde oluşan bir farkındalık gerektirir.

Ayrıca terapide “konuşmuyor” gibi algılanan terapist, aslında aktif bir şekilde dinliyor, anlamlandırıyor ve süreci takip ediyor olabilir. Terapistlerin sessizliği çoğu zaman boşluk yaratmak, danışanın kendi düşüncelerine temas etmesini sağlamak ve anlatının doğal akışını desteklemek için bilinçli olarak kullandıkları bir tekniktir. Bu sessizlik, çoğu zaman rahatsız edici olabilir; ancak aynı zamanda derin içgörülere açılan bir alan da yaratabilir.

Doğru Yaklaşımı Seçmek ve İletişim

Elbette her danışan için her terapi yaklaşımı uygun olmayabilir. Bazı insanlar daha yapılandırılmış, daha yönlendirici bir terapi sürecine ihtiyaç duyarken, bazıları daha keşif odaklı bir çalışmadan daha fazla fayda görür. Bu nedenle terapiye başlarken terapistin hangi ekolle çalıştığını öğrenmek ve bu yaklaşımın size uygun olup olmadığını değerlendirmek oldukça önemlidir.

Aynı şekilde, terapi sürecinde yaşadığınız memnuniyetsizlikleri terapistinizle paylaşmanız da sürecin bir parçasıdır. “Daha fazla yönlendirmeye ihtiyacım var” ya da “bu şekilde ilerlemek bana zor geliyor” gibi geri bildirimler, terapinin sizin ihtiyaçlarınıza göre şekillenmesine yardımcı olabilir. Terapi, tek taraflı bir süreç değil; danışan ve terapistin birlikte kurduğu bir işbirliğidir.

Sonuç olarak, terapi tek tip bir deneyim değildir. Her yaklaşımın kendine özgü bir dili, yöntemi ve amacı vardır. Terapide yaşadığınız deneyimi değerlendirirken, sadece terapistin ne yaptığına değil, hangi teorik çerçevede çalıştığına da bakmak gerekir. Çünkü bazen “hiçbir şey yapmıyor gibi görünen” bir terapi, aslında en derin dönüşümlerin başladığı yerdir. Bu nedenle terapi sürecini değerlendirirken sabırlı olmak, açık iletişim kurmak ve kendi ihtiyaçlarını fark etmek sürecin verimliliğini artıran önemli adımlardır. Unutulmamalıdır ki doğru terapist ve doğru yaklaşım eşleştiğinde terapi çok daha etkili, anlamlı ve dönüştürücü bir deneyime dönüşebilir.

Bihter Buğa
Bihter Buğa
Bihter Buğa, Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldu. Klinik psikoloji alanında; travma, duygu düzenleme güçlükleri, bağlanma stilleri ve savunma mekanizmaları üzerine çalışmalara ilgi duymaktadır. Opal Psikoloji, Balıklı Rum Hastanesi ve Eşlik Psikoloji’de vaka gözlemleri ve eğitim içeriklerinin analizine katıldı. Koç Üniversitesi Mental Health Lab’de araştırma süreçlerini gözlemledi. Genç ve yetişkin bireylerde psikolojik esneklik, benlik algısı ve klinik değerlendirme süreçlerine yönelik içerikler üretmektedir.

1 Yorum

  1. Bihter hanımın yazıları her seferinde ufkumu genişletiyor. Terapide sık sık yaşadığım bir hisse tercüman olmuş. Yazılarının devamını bekliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar