2025 yılı, Türkiye için pek çok açıdan zorlayıcı bir yıl olarak hafızalara kazındı. Kazalar ve kayıplar, ekonomik sıkıntılar, politik belirsizlikler, adalet duygusunu zedeleyen gelişmeler ve toplumun kolektif ruhunu derinden sarsan facia niteliğindeki olaylar, bireylerin psikolojik dayanıklılığını ciddi biçimde sınadı. Böyle dönemlerde insan zihni çoğunlukla iki uç arasında savrulur: Ya geçmişe takılı kalır ya da geleceğe dair kaygılarla bugünü ıskalar. Oysa psikolojik iyi oluş, tam da bu iki uç arasında, anı fark edebilme becerisinde gizlidir. Bu noktada, bireyin psikolojik iyi oluşunu destekleyen en önemli içsel kaynaklardan biri şükran duygusu olarak öne çıkar. Şükran, dikkatin kaygı ve belirsizlikten bugünün sunduğu imkânlara yönlendirilmesini sağlayarak, bireyin anla daha sağlıklı bir bağ kurmasına yardımcı olur ve zorlayıcı koşullar altında dahi var olanı fark edebilme becerisini güçlendirir.
Şükran ve Sosyal Karşılaştırma
İnsan doğası gereği sahip olduklarıyla yetinmekte zorlanır. Daha fazlasını isteme, başkalarıyla kıyaslama ve “yeterli değilim” duygusu, modern yaşamın en yaygın psikolojik tuzaklarındandır. Sosyal Karşılaştırma Kuramı’nın da ortaya koyduğu gibi, bireyler kendilerini sürekli başkalarıyla kıyasladıkça öznel iyi oluş düzeyleri azalır (Festinger, 1954). Bu eğilim, kişinin geçmişte kat ettiği yolu görmesini ve elde ettiklerini takdir etmesini zorlaştırır. Oysa şükran, bireyin dikkatini eksikliklerden çok sahip olduklarına yönlendirerek bu döngüyü kırmada önemli bir rol oynar.
Zaman Algısı ve Psikolojik İyi Oluş
Psikolojik açıdan zamanla kurulan ilişki, yalnızca verimlilik ya da planlama becerileriyle sınırlı değildir. Zaman algısı, bireyin dikkatini hangi zaman dilimine yönlendirdiğiyle yakından ilişkilidir. Sürekli gelecekteki hedeflere odaklanan bir zihin, geçmişte atlatılan zorlukları ve bugünün sunduğu küçük ama anlamlı anları gözden kaçırabilir. Benzer şekilde, yalnızca geçmişe takılı kalan bir bakış açısı da bireyin ilerleme motivasyonunu zayıflatabilir. Psikolojik iyi oluş, geçmişten öğrenilenleri inkâr etmeden, geleceğe dair hedefleri koruyarak dikkati bilinçli biçimde şimdiye yönlendirebilme becerisinde yatar. Bu farkındalık hâli, bireyin gün içinde deneyimlediği olumlu yaşantıları fark etmesini ve bu yaşantılara şükran duyabilmesini mümkün kılar.
Pozitif Psikoloji Perspektifinden Şükran
Şükran duygusu, pozitif psikolojinin en güçlü yapı taşlarından biridir. Yapılan araştırmalar, düzenli şükran pratiğinin depresif belirtileri azalttığını, yaşam doyumunu ve umut duygusunu artırdığını göstermektedir (Emmons & McCullough, 2003). Bununla birlikte, şükran eğilimi yüksek bireylerin yalnızca zorlayıcı yaşam olaylarıyla daha etkili başa çıkmakla kalmadığı; aynı zamanda hayattan daha fazla keyif aldıkları ve olumlu duyguları daha sık deneyimledikleri bilinmektedir (Wood, Froh & Geraghty, 2010). Fredrickson’ın (2001) “genişlet ve inşa et” kuramı da, şükran gibi olumlu duyguların bireyin düşünce ve davranış repertuarını genişleterek uzun vadede psikolojik dayanıklılığı güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle şükran, yalnızca iyi hissetmenin bir sonucu değil, iyi oluşu besleyen aktif bir psikolojik süreçtir.
Zorlayıcı Yaşam Deneyimleri ve Psikolojik Büyüme
Olumsuz yaşam olaylarını yalnızca “kötü deneyimler” olarak etiketlemek, öğrenme ve gelişim ihtimalini ortadan kaldırır. Psikiyatri ve psikoterapi literatürü, travmatik ya da zorlayıcı deneyimlerin doğru şekilde anlamlandırıldığında psikolojik büyümeye zemin hazırlayabileceğini vurgular (Tedeschi & Calhoun, 2004). Yaşanan her deneyim, bireyin kendisiyle ve hayatla kurduğu ilişkiye dair bir geri bildirim niteliği taşır. Bu geri bildirimleri fark edebilmek ve anlamlandırabilmek, bireyin içsel dayanıklılığını güçlendiren önemli bir adımdır.
Sonuç Yerine
Önceki makalemde daha detaylı belirttiğim üzere; an’a odaklanmak, ne geçmişi yok saymak ne de geleceği umursamamak demektir. Aksine, geçmişten ders alıp geleceğe umutla bakarken, bugünün değerini teslim edebilmektir. Hayat tüm zorluklara rağmen akmaya devam ederken, bireyin kendi yolculuğunu fark edebilmesi ve bu yolculuk için kendine şükran duyabilmesi, ruhsal dengeyi korumanın en insani yollarından biridir. Şükran, zamanın kıymetini bilmenin sessiz ama güçlü bir ifadesidir. Bu bakış açısının yaygınlaşması, yalnızca bireysel ruh sağlığını değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı ve kolektif iyilik hâlini de destekleyen önemli bir psikolojik zemin oluşturabilir. 2026’nın, yaşamın daha farkındalıkla sürdürülebildiği, hem bireysel hem toplumsal şükran deneyimlerinin arttığı ve psikolojik iyi oluşun güçlendiği bir yıl olması temennisiyle.
Referanslar
Emmons, R. A., & McCullough, M. E. (2003). Counting blessings versus burdens: An experimental investigation of gratitude and subjective well-being in daily life. Journal of Personality and Social Psychology, 84(2), 377–389. https://doi.org/10.1037/0022-3514.84.2.377
Festinger, L. (1954). A theory of social comparison processes. Human Relations, 7(2), 117–140. https://doi.org/10.1177/001872675400700202
Fredrickson, B. L. (2001). The role of positive emotions in positive psychology: The broaden-and-build theory of positive emotions. American Psychologist, 56(3), 218–226. https://doi.org/10.1037/0003-066X.56.3.218
Tedeschi, R. G., & Calhoun, L. G. (2004). Posttraumatic growth: Conceptual foundations and empirical evidence. Psychological Inquiry, 15(1), 1–18. https://doi.org/10.1207/s15327965pli1501_01
Wood, A. M., Froh, J. J., & Geraghty, A. W. A. (2010). Gratitude and well-being: A review and theoretical integration. Clinical Psychology Review, 30(7), 890–905. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2010.03.005


