Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Şükranla Güçlenmek

2025 yılı, Türkiye için pek çok açıdan zorlayıcı bir yıl olarak hafızalara kazındı. Kazalar ve kayıplar, ekonomik sıkıntılar, politik belirsizlikler, adalet duygusunu zedeleyen gelişmeler ve toplumun kolektif ruhunu derinden sarsan facia niteliğindeki olaylar, bireylerin psikolojik dayanıklılığını ciddi biçimde sınadı. Böyle dönemlerde insan zihni çoğunlukla iki uç arasında savrulur: Ya geçmişe takılı kalır ya da geleceğe dair kaygılarla bugünü ıskalar. Oysa psikolojik iyi oluş, tam da bu iki uç arasında, anı fark edebilme becerisinde gizlidir. Bu noktada, bireyin psikolojik iyi oluşunu destekleyen en önemli içsel kaynaklardan biri şükran duygusu olarak öne çıkar. Şükran, dikkatin kaygı ve belirsizlikten bugünün sunduğu imkânlara yönlendirilmesini sağlayarak, bireyin anla daha sağlıklı bir bağ kurmasına yardımcı olur ve zorlayıcı koşullar altında dahi var olanı fark edebilme becerisini güçlendirir.

Şükran ve Sosyal Karşılaştırma

İnsan doğası gereği sahip olduklarıyla yetinmekte zorlanır. Daha fazlasını isteme, başkalarıyla kıyaslama ve “yeterli değilim” duygusu, modern yaşamın en yaygın psikolojik tuzaklarındandır. Sosyal Karşılaştırma Kuramı’nın da ortaya koyduğu gibi, bireyler kendilerini sürekli başkalarıyla kıyasladıkça öznel iyi oluş düzeyleri azalır (Festinger, 1954). Bu eğilim, kişinin geçmişte kat ettiği yolu görmesini ve elde ettiklerini takdir etmesini zorlaştırır. Oysa şükran, bireyin dikkatini eksikliklerden çok sahip olduklarına yönlendirerek bu döngüyü kırmada önemli bir rol oynar.

Zaman Algısı ve Psikolojik İyi Oluş

Psikolojik açıdan zamanla kurulan ilişki, yalnızca verimlilik ya da planlama becerileriyle sınırlı değildir. Zaman algısı, bireyin dikkatini hangi zaman dilimine yönlendirdiğiyle yakından ilişkilidir. Sürekli gelecekteki hedeflere odaklanan bir zihin, geçmişte atlatılan zorlukları ve bugünün sunduğu küçük ama anlamlı anları gözden kaçırabilir. Benzer şekilde, yalnızca geçmişe takılı kalan bir bakış açısı da bireyin ilerleme motivasyonunu zayıflatabilir. Psikolojik iyi oluş, geçmişten öğrenilenleri inkâr etmeden, geleceğe dair hedefleri koruyarak dikkati bilinçli biçimde şimdiye yönlendirebilme becerisinde yatar. Bu farkındalık hâli, bireyin gün içinde deneyimlediği olumlu yaşantıları fark etmesini ve bu yaşantılara şükran duyabilmesini mümkün kılar.

Pozitif Psikoloji Perspektifinden Şükran

Şükran duygusu, pozitif psikolojinin en güçlü yapı taşlarından biridir. Yapılan araştırmalar, düzenli şükran pratiğinin depresif belirtileri azalttığını, yaşam doyumunu ve umut duygusunu artırdığını göstermektedir (Emmons & McCullough, 2003). Bununla birlikte, şükran eğilimi yüksek bireylerin yalnızca zorlayıcı yaşam olaylarıyla daha etkili başa çıkmakla kalmadığı; aynı zamanda hayattan daha fazla keyif aldıkları ve olumlu duyguları daha sık deneyimledikleri bilinmektedir (Wood, Froh & Geraghty, 2010). Fredrickson’ın (2001) “genişlet ve inşa et” kuramı da, şükran gibi olumlu duyguların bireyin düşünce ve davranış repertuarını genişleterek uzun vadede psikolojik dayanıklılığı güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle şükran, yalnızca iyi hissetmenin bir sonucu değil, iyi oluşu besleyen aktif bir psikolojik süreçtir.

Zorlayıcı Yaşam Deneyimleri ve Psikolojik Büyüme

Olumsuz yaşam olaylarını yalnızca “kötü deneyimler” olarak etiketlemek, öğrenme ve gelişim ihtimalini ortadan kaldırır. Psikiyatri ve psikoterapi literatürü, travmatik ya da zorlayıcı deneyimlerin doğru şekilde anlamlandırıldığında psikolojik büyümeye zemin hazırlayabileceğini vurgular (Tedeschi & Calhoun, 2004). Yaşanan her deneyim, bireyin kendisiyle ve hayatla kurduğu ilişkiye dair bir geri bildirim niteliği taşır. Bu geri bildirimleri fark edebilmek ve anlamlandırabilmek, bireyin içsel dayanıklılığını güçlendiren önemli bir adımdır.

Sonuç Yerine

Önceki makalemde daha detaylı belirttiğim üzere; an’a odaklanmak, ne geçmişi yok saymak ne de geleceği umursamamak demektir. Aksine, geçmişten ders alıp geleceğe umutla bakarken, bugünün değerini teslim edebilmektir. Hayat tüm zorluklara rağmen akmaya devam ederken, bireyin kendi yolculuğunu fark edebilmesi ve bu yolculuk için kendine şükran duyabilmesi, ruhsal dengeyi korumanın en insani yollarından biridir. Şükran, zamanın kıymetini bilmenin sessiz ama güçlü bir ifadesidir. Bu bakış açısının yaygınlaşması, yalnızca bireysel ruh sağlığını değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı ve kolektif iyilik hâlini de destekleyen önemli bir psikolojik zemin oluşturabilir. 2026’nın, yaşamın daha farkındalıkla sürdürülebildiği, hem bireysel hem toplumsal şükran deneyimlerinin arttığı ve psikolojik iyi oluşun güçlendiği bir yıl olması temennisiyle.

Referanslar

Emmons, R. A., & McCullough, M. E. (2003). Counting blessings versus burdens: An experimental investigation of gratitude and subjective well-being in daily life. Journal of Personality and Social Psychology, 84(2), 377–389. https://doi.org/10.1037/0022-3514.84.2.377

Festinger, L. (1954). A theory of social comparison processes. Human Relations, 7(2), 117–140. https://doi.org/10.1177/001872675400700202

Fredrickson, B. L. (2001). The role of positive emotions in positive psychology: The broaden-and-build theory of positive emotions. American Psychologist, 56(3), 218–226. https://doi.org/10.1037/0003-066X.56.3.218

Tedeschi, R. G., & Calhoun, L. G. (2004). Posttraumatic growth: Conceptual foundations and empirical evidence. Psychological Inquiry, 15(1), 1–18. https://doi.org/10.1207/s15327965pli1501_01

Wood, A. M., Froh, J. J., & Geraghty, A. W. A. (2010). Gratitude and well-being: A review and theoretical integration. Clinical Psychology Review, 30(7), 890–905. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2010.03.005

Neslişah Sungur
Neslişah Sungur
Neslişah Sungur, çifte vatandaşlığı (Türk/Amerikan) sayesinde eğitim hayatına uluslararası okullarda başlamış ve bu yolculuğunu üç farklı kıtada, dünyanın çeşitli ülkelerinden öğrencilerle birlikte sürdürmüştür. Bu deneyim, ona kültürlerarası bir bakış açısı ve güçlü bir iletişim becerisi kazandırmıştır. İzmir Amerikan Koleji (ACI) mezunu olan Sungur, Sabancı Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun olmuştur. Ardından Londra’da Psikoterapi ve Danışmanlık eğitimi almış, İstanbul’da Spor ve Sağlık Psikolojisi yüksek lisansını onur derecesiyle tamamlamış ve MEB onaylı Aile Danışmanı olmuştur. Sporcular ve aileleriyle çalışmakta; aynı zamanda çeşitli alanlarda bireysel ve çift danışmanlığı sunmaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema Terapi ve Kişi Merkezli Terapi yaklaşımlarını bütüncül bir anlayışla kullanmakta; danışanlarına hem İzmir’deki ofisinde hem de online olarak, Türkçe ve İngilizce hizmet vermektedir. En büyük odak noktası, mental dayanıklılık ve mindfulness konularında hem profesyonel sporculara hem de yazdığı makaleler aracılığıyla geniş kitlelere işlevsel ve farkındalık artırıcı bilgiler sunmaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar