Kendi Yaşamını Yaşamana Engel Olan Katmanları Fark Etmek ve Arınmak Üzerine;
Hayat sisteminin içerisinde yaşanılan pek çok duygu yelpazesi vardır. Bu yelpaze her zaman iyi hissetmelerden oluşmaz. Ruhun yaşadığı hayal kırıklıkları, acı, duygu bastırmaları, güvensizlikler vb. yer alır. Ve bir o kadar da ifade edilemeyenler, ifade edilmeyi bekleyenlerle doludur.
Kendini yaşamak ise bu sistemin en çok ihtiyacı olan ancak bir o kadar da gerçekleştirilmesi güç yaşam şeklidir. Kendini yaşarken veya kendini gerçekleştirirken bazen iç sese bürünmüş bir dış ses, bazen içgüdüsel bir motivasyon eksikliği, bazen özgüvenin–özdeğerin yeterli olmaması gibi engeller oluşur. Bu engeller sağlam köklere dayanabilir. Bir annenin sesi, bir babanın geliştirmeyen otoritesi, bir arkadaşın ilerlemene taş koyması… Dışsal faktörlerin seni ilerletecek içsel faktörlerini (potansiyelini) zincirlemesidir.
Hayatınızı bir katmana benzetecek olursak bu engeller tam anlamıyla kalıplaşan çamur katmanları olurdu.
Hayat Yolundaki Yıldızların Yolculuğu
Hayaller, umutlar, hedefler, özgüven ve kişinin potansiyeli parlayan bir yıldız adeta… Bu, insan hayatının yıldızlara ulaşmasını sağlayan en verimli zeminlerdir. İçsel dinamikler hayat yolunda hızla koşmak için hazırdır. Bu yollarda dış dinamikler destek verse de vermese de iç dinamikler sağlamlaştıkça dış etkiler etkisini yitirmeye başlar.
Ve kişiler kendi yolunda kendilerini gerçekleştirerek, kimi zaman kendilerini aşarak ve her an biraz daha artan bir oranda katılarak ilerlerler. Çünkü kendilerini yaşamalarına engel olan formlar, psikolojik gücün (dışa bağımlı olmama) duvarına çarparlar.
Hayat Yoluna Yapışan Çamurlar
Çamur katmanlarının yolculuğu küçük toz taneleri ile başlar. İç dinamikler zengin olsa da dış dinamiklerin verdiği tozlara inandıkça, üzerine aldıkça ve onları büyüttükçe çamur hâline dönüşür. Bireyin küçük, zararsız gördüğü toz taneleri bir gün hiç ummadığı yerden farkındalığın ışığıyla baktığında, gördüğü tek şey onların çamur katmanı olduğudur.
Bu katmanlar çoğu zaman şu şekilde kendini gösterir:
• Başkalarını memnun etme zorunluluğu
• Zihne yerleşmiş temel inançlar
• Kırgınlıklar ve ifade edilememiş–edilmeyi bekleyen duygular
• Persona (maske) mutlu rolü yaparak yaşamak
• Geçmişe takılı kalmak
• Çözümlenmemiş travmalar
• Korkular
• Hayır diyememek (boyun eğicilik)
Zamanla üst üste biriken bu katmanlar, bireyin kendi ışığını görmesini engellemek için var olmaya başlar. Bu çamur katmanları minik bir toz tanesiyken iyi niyetli, yararı olan, üzerine almakta bir zarar görünmeyen, idare edilebilen gibi gözükse de zamanla geldiği hâl kişinin en aşılması zor katmanına dönüşür.
Başta bireyi korumaya çalışan bu katmanlar zamanla koruma kabuğuna dar gelmeye başlar. Nefesini, sesini, gerçeğini kısmayla kendini gösterir.
Yani ÇAMUR KATMANINA…
Herkesin kendine özgü inişli çıkışlı, zaman zaman kusurlu bir yaşamı olabilir; ancak sorun bu olumsuzlukları olumluya, eylemsizliği eyleme çevirmek ve acıyı tatlı kılmaktır.
Alman karamsar filozof Schopenhauer’in dediği gibi: “İnsan istediğini yapabilir ama istediğini isteyemez.” Koşullar onu yönlendirmiş ve çevresi birtakım dayatmalarla sarılmıştır. Bu nedenle mutlak bir isteme özgürlüğüne sahip değildir.
İnsan ne yapabileceğini bilip istediği ve isteğinde kararlı olduğu zaman başarılı bir yola girmiş sayılır. Yaşam kalitesi kişinin kendini geliştirmesi, kişisel yaşamını zenginleştirmesi ve hedeflerine varması ile ilgilidir. Kaliteli yaşam, kişinin kendini sorgulaması, tanıması, yaşamını barışçıl, dengeli ve uyumlu kılabilmesidir.
Unutulmamalıdır ki yalnızca bilinçli çaba ile arzulanan sonuca ulaşılabilir. Oysa insan, yaşamının çoğunu yapamayacağı şeyleri istemekle geçirmektedir. Kişi kendi yaşamını önce kendine, sonra başkalarına örnek olacak yolda biçimlendirmeye çalışırsa kaliteli bir yaşamı gerçekleştirmiş olur (Bozkurt, N., İstanbul Ticaret Üniversitesi Dergisi).
Ve ışık yeniden ortaya çıkar. Her fark ediş bir temizliktir. Her ifade edilen duygu bir arınmadır. Her “artık böyle yaşamak istemiyorum” kararı bir katmanı yumuşatır. Bu katmanlar birey değildir. Sadece geçici süre bireyin ışığının üzerindeki örtüdür. Ve kendi ışığını önce birey fark ederse ışığın üzerindeki örtü de o kadar çabuk kalkar. Çünkü o tozlar sonradan yapıştı; temizlenebilir de…
Sonra değil ŞİMDİ…
Horatius’un şu ünlü dörtlüğü ile sonlandıralım:
“Düşünme cesaretini göster
Gir bu yola çekinmeden; iyi yaşamayı sonraya bırakanı
Yolunda bir ırmağa rastlayıp da akıp geçmesini bekleyen köylüye benzer;
Oysa ırmak akıp gidecektir hiç durmadan.”
Bu dünyada yalnız bir kez yaşayan bizler hayata inanalım; çünkü o en iyi öğretmendir ve herkese ne olduğunu öğretir.


