Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bağımlılığa Giden Yol: Bir Sürecin Başlangıcı

Kişi, kendi sorunlarını bildiği yöntemlerle çözemediğini düşündüğünde ya da bu yöntemlerin artık işe yaramayacağına inandığında, bilmediği farklı bir yolun kendisini rahatlatabileceği umuduyla madde ya da alkol kullanımına yönelebilir. Bu yönelim, çoğu zaman bilinçli bir tercih değil; geçici bir rahatlama ve kaçış arayışıdır.

Zamanla madde ya da alkol kullanımı, kişi için yeni bir sorun çözme mekanizması hâline gelir. Bu mekanizma öğrenildikten sonra, birey her problemle karşılaştığında, her üzüldüğünde ya da zorlandığında aynı yola başvurmaya başlar. Çünkü bu yolun kendisini kısa süreli de olsa rahatlatacağına dair bir inanç gelişir.

Aslında bu noktada kişinin temel amacı, sorunları gerçekten çözmekten çok iyi hissetmek, haz almak, olumsuz duyguları bir anlığına bastırmak ve çözemediği problemleri geçici olarak ortadan kaldırmaktır. Ancak süreç ilerledikçe madde, kişinin hayatında giderek daha fazla yer kaplar. Kişi zarar gördüğünü bilmesine rağmen kendini durdurmakta zorlanır; kullanım artık haz için değil, alışkanlık ve zorunluluk hâlinde devam eder.

Bu durum, beynin ödül sistemi etkileyerek kişinin doğal uyarıcılara karşı duyarlılığını azaltır. Madde kullanımının olumsuz sonuçları ise çoğu zaman hemen ve belirgin biçimde ortaya çıkmadığı için kişi kullanmaya devam edebilir.

Sonuç olarak birey, kendi güvenirliğinden uzaklaşır; kendi çabalarıyla var olma duygusunu yitirir ve varlığını bağımlı olduğu nesne üzerinden tanımlamaya başlar. Karakterini, yeteneklerini ve kendilik algısını ancak madde aracılığıyla ortaya koyabildiğini düşünür hâle gelir.

Kişi, madde kullanımını zamanla sınırlandıramaz hâle gelir ve kullanım tehlikeli bir boyuta ulaşır. Bu süreçte madde, bireyin hem kendisine hem çevresine hem de yaşamının genel işleyişine zarar vermeye başlar. Hayatındaki birçok işlevsel alan giderek aksar; eğitim hayatı varsa sürdüremez, çalışıyorsa işine devam etmekte zorlanır ve temel sorumluluklarını yerine getiremez.

Bu durum, kişinin art arda yaşadığı başarısızlıklarla baş etmeye çalışmasına yol açarken, yeni başarısızlıkların da ortaya çıkmasına neden olur. Aynı zamanda bağımlı birey, aile ilişkilerini ve sosyal bağlarını ihmal eder; süreç ilerledikçe hem bedensel hem de zihinsel düzeyde çeşitli bozulmalar gözlenmeye başlar.

Bağımlılıkta Tolerans ve Yoksunluk

Kişi, zamanla kullandığı maddeye karşı hem bedensel hem de zihinsel düzeyde bir duyarsızlaşma geliştirir. Bu duyarsızlaşma nedeniyle, maddenin başlangıçta yarattığı etkiyi elde edebilmek için kullanım miktarında artış meydana gelir. Ancak kullanım arttıkça, aynı süreç yeniden yaşanır ve duyarsızlaşma tekrar ortaya çıkar. Böylece kişi için ilk kullanımda yeterli olan madde düzeyi, zamanla beden ve beyin için yetersiz hâle gelmeye başlar.

Kişi yoksunluk dönemine girdiğinde, fiziksel düzeyde birçok belirti ortaya çıkabilir. Bu yoksunluk süreci, maddenin uzun süre ve yoğun biçimde kullanıldıktan sonra azaltılması ya da tamamen bırakılmasıyla birlikte gelişir. Madde kullanımının sona ermesine ya da sınırlandırılmasına bağlı olarak, vücut alıştığı maddeye ulaşamadığında çeşitli yoksunluk belirtileri göstermeye başlar.

Bireysel Bir Davranıştan Çok Boyutlu Bir Sürece

Böylece bağımlılıkta ilk başlarda görülen uyuşukluk ya da hafif keyif alma hali zamanla kaybolur. Zamanla tablo o kadar ağırlaşır ki, kullanım artık kişiye acı vermekten başka hiçbir şeye hizmet etmez hale gelir. Kişi artık hiç zevk almamasına, yaşadığı problemlere çözüm olmamasına ve hatta bu problemlerin giderek artmasına rağmen, bağımlı olduğu maddeyi kullanmaya devam eder.

Bu nedenle bağımlılık, yalnızca bireysel bir alışkanlık değil; kişinin yaşamının, ilişkilerinin ve toplumsal işlevlerinin giderek etkilendiği, müdahale gerektiren çok boyutlu bir süreçtir.

Kaynaklar

 Prof. Dr. Kültegin Ögel – Bağımlılık ve Tedavisi Temel Kitabı

Merve Akkaya
Merve Akkaya
Merhaba, ben Merve Akkaya. Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde mezuniyet aşamasındayım. Lisans eğitimim boyunca NP İstanbul Beyin Hastanesi, NP Feneryolu Tıp Merkezi, Moodist Hastanesi ve Kim Psikoloji’de staj yaparak klinik gözlem ve psikoterapi alanında deneyimler edindim. Uzm. Psk. Gizem Çetinden Temel BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) eğitimini ve Prof. Dr. Nevzat Tarhan koordinatörlüğünde nörobilim temelli pozitif psikoterapi eğitimimi tamamladım. Aynı zamanda lisans eğitimim devam ederken uluslararası süpervizyon programlarıyla mesleki gelişimimi destekledim. Şu anda Dr. Cengiz Demirsoy süpervizyonluğunda NP Feneryolu Tıp Merkezi’ndeki stajıma devam etmekteyim. Bununla birlikte, Moodist Hastanesi'nde genel psikiyatri alanında asistan psikolog olarak görev yapmaktayım. Ayrıca, KAÇUV Derneği bünyesinde, kanser tedavisi gören çocuklar için Prof. Cemil Taşcıoğlu Hastanesi’nde gönüllü etkinlikler düzenlemeye devam ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar