Cuma, Mayıs 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Neden Hâlâ Freud’u Konuşuyoruz? Psikoloji Biliminin Temeline Yolculuk

Modern psikolojinin yok saymak istediği ama bir türlü unutulamayan o deha: Freud. Teorileriyle, geliştirdiği kuramlarla hâlâ adından söz ettirmeye ve hâlâ psikolojiye yön verip geliştirdiği yöntemlerle kişileri iyileştirmeye de devam etmektedir. Seveni olduğu kadar eleştireni de çok olan bir isim Freud. Modern psikolojideki bu eleştirilerin sebebini, psikanalitik kavramların çoğunun deney ve gözlem yoluyla ölçülemeyeceğine bağlayabiliriz. Fakat psikoloji bilimine olan katkısı da göz ardı edilemeyecek kadar güçlüdür.

Diğer birçok kuramcı gibi onun teorilerini anlamak da hayat hikâyesini anlamaktan geçer. Annesine çok bağlı bir çocukmuş Freud. Viyana’ya taşındıktan sonra nöroloji alanında uzmanlaşıp bir nörolog olarak kariyerine adım atmıştır. O dönemlerde histolojik çalışmalar da yürütmüştür. Zihinsel bozuklukları anlamlandırmak için biyolojik değil, psikolojik boyutta incelemelere başlamıştır. Bu da psikanalizin doğuş noktası sayılabilir.

Bu kuram kronolojik olarak incelendiğinde, karşımıza çıkan ilk topografik model, zihni üç boyutta inceliyordu. Iceberg metaforuna benzetilen model, zihni bilinç, bilinçöncesi ve bilinçdışı olarak üçe ayırıyordu. Freud, insan davranışlarının büyük kısmının bastırılmış arzu ve dürtülerimizi saklayan kısım olan bilinçdışı tarafından yönetildiğini düşünüyordu. Ona göre bu kısım kişiliğin de en önemli ve en geniş parçasıydı. Bu düzeyin farkına varamayacağımızı fakat buradaki bastırmış olduğumuz arzuların, unutulan anıların, büyük travmatik deneyimlerimizin de bir yolunu bulup (rüyalar veya Freudian slips) karşımıza çıkabileceğini savunuyordu. Terapi yoluyla bastırılmış içeriğin dışavurumu iyileştirici etki yaratmaktadır.

Freud bununla da kalmayıp yapısal modelini daha da genişletmiştir. Burada karşımıza id, ego ve superego kavramları çıkar. İd, en ilkel hâlimiz olup haz ilkesine göre çalışır. Superego, toplumsal ve ahlaki yönümüzdür; ego ise gerçeklik ilkesine göre çalışan ve bu iki kısmı dengeleyen yönümüzdür. Bir arabulucudur. Ona göre kişilik, bu üç kavramın birbiriyle çatışmasından doğar.

Kişilik gelişimindeki psychosexual gelişim dönemlerini öncelediğimizde karşımıza oral, anal, phallic, latency ve genital dönemler çıkar. Buradaki psikoloji biliminin en çok tartıştığı konu ise bir çocuğun phallic dönemde yaşadığı oedipus complex dediğimiz bir erkek çocuğunun annesine duyduğu cinsel arzudur. Freud’un geliştirdiği kuram genellikle erkek çocukları üzerinedir. Kız çocukları için geliştirdiği yorumlar erkek çocuklarına kıyasla daha azdır. Oedipus complex evresinde erkek çocuğunun en büyük düşmanı babadır. Çünkü o, dünyanın en güzel kadınına sahiptir, yani annesine. Babaya karşı bir kıskançlık duyması olasıdır. Bu evrede kız çocuklarını da incelediğimizde, Freud kız çocuklarının erkek çocuklarını kıskandığını hatta penis envy’ye sahip olduklarını savunuyordu. Kız çocuklarının kendinde bir eksiklik hissettiğini düşünüyordu. Erkek çocuklarının da bir hata yaptıklarında karşılaşacakları cezanın hadım edilme olduğunu düşündüğünü savunuyordu. Bununla birlikte castration anxiety geliştirme olasılıklarının da yüksek olduğunu düşünüyordu. Bu evre sağlıklı çözülmezse, yüksek narsisizm, sürekli beğenilme ihtiyacı veya olgun ilişkilerde zorluklar görülebilir.

Psikanalizin en etkili açıklamalarından bir diğeri de Freud’un geliştirmiş olduğu savunma mekanizmalarıdır. Savunma mekanizmalarını geliştirmemizdeki temel amaçlar, egoyu anksiyeteden korumak ve iç çatışmalarımızı azaltmaktır. Bu mekanizmalar bilinçdışı çalışır ve gerçekliği çarpıtırlar. Bastırma, yansıtma, yer değiştirme gibi mekanizmalar otomatik gelişen ve çevremizdeki tehdit edici dürtülerle başa çıkmamızı sağlayan stratejilerdir. En temel savunma mekanizması ise bastırmadır.

Bugünkü modern psikolojiye baktığımızda ise, Freud’un kuramının deneysel yöntemlerle direkt ölçülememesi, klinik vakalara ve bireysel gözlemlere dayanması sebebiyle bilimsel bir kuram olarak sınıflandırılamıyor. Tekrarlanabilirlik ve ölçülebilirlik kriterlerini sağlayamıyor. Bu nedenle psikanaliz deneysel psikolojinin temelinde yer alamıyor.

Yine de bilinçdışı kavramı, bilinçdışının nasıl işlediği, erken dönem kişilik gelişimi, savunma mekanizmaları gibi teorik buluşların günlük hayatımızdaki yerine baktığımızda da Freud’un haklı olduğu birçok konu var gibi duruyor. Terapi alanında geliştirdiği yöntemlerin iyileştirici etkisi de bu kanıyı destekler nitelikte. Bu sebeple psikoloji biliminin kimliğinin bu cesur yaklaşım ile şekillendiğini söylersek çok da haksız sayılmayız. Bu konuda Freud’un payını tartışmak anlamsız olacaktır.

Selin Kurt
Selin Kurt
Selin Kurt, 2004 yılında Adana’da doğmuştur. Çocukluk yıllarının bir bölümünü burada geçirdikten sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınmış ve eğitim hayatının büyük kısmını İstanbul’da sürdürmüştür. Ortaöğretimini Nabi Avcı Fen Lisesi’nde tamamladıktan sonra Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümünde lisans eğitimine başlamıştır. Psikoloji alanında özellikle psikodinamik yaklaşımı benimsemekte ve insan davranışlarını bilinçdışı süreçler, erken dönem yaşantıları ve kişilerarası ilişkiler çerçevesinde anlamaya odaklanmaktadır. Akademik ilgilerinin yanı sıra sanatla da yakından ilgilenmekte; özellikle çizim ve görsel üretim alanlarında çalışmalar yapmaktadır. Sanatın bireyin iç dünyasını ifade etme biçimlerinden biri olduğuna inanmakta ve sanat ile psikoloji arasındaki ilişkiyi hem teorik hem yaratıcı üretim yoluyla keşfetmektedir. Bu doğrultuda sanatın duygusal ifade, kimlik gelişimi ve psikolojik süreçlerle olan bağlantısı üzerine düşünmekte ve üretimler yapmaktadır. Üniversite eğitimi süresince psikoloji alanındaki çalışmalarını sürdürürken, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) alanına duyduğu ilgi doğrultusunda bu alanda da staj çalışmalarına devam etmektedir. Selin Kurt, psikoloji bilgisini medya ve yazarlıkla birleştirmeyi hedeflemekte; ileride klinik psikoloji alanında çalışmayı, psikoloji üzerine yazılar yazmayı ve kitaplar üretmeyi amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar