Salı, Temmuz 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

mutluluk kapıda ama biz evde yokuz

Bazı insanlar hayatı yolunda gitse bile içten içten kaygılı olurlar. Güzel bir durum yaşadıklarında ‘ Kesin şimdi kötü bir şey olucak’ diye endişe edebilirler. O halde insan gerçekten mutlu olmaktan korkabilir mi?

Bakıldığında bu sorunun cevabı evettir. Bu durum bazen mutluluktan kaçınma veya mutluluk kaygısı olarak adlandırılabilir. Yani birey bilinçli olmasa bile kendi mutluluğunu sabote edecek şekilde davranabilir.

Mutluluk çoğu zaman ulaşılması gereken bir hedef gibi düşünülür; ancak bazı insanlar için mutluluk aynı zamanda kaygı da yaratabilir. Bunun temelinde genellikle geçmiş deneyimler, öğrenilmiş inançlar ve kişinin kendilik algısı yer alır. Özellikle “çok mutlu olursam ardından kötü bir şey gelir” düşüncesi, bireyin iyi duygulara temkinli yaklaşmasına neden olabilir.

Bu durum bazen kişinin farkında olmadan kendi mutluluğunu sabote etmesine yol açabilir. Oysa mutluluk, sürekli ve kusursuz bir durum olmak zorunda değildir. Onu geçici bir duygu olarak kabul etmek ve küçük anların değerini fark etmek, mutlulukla daha sağlıklı bir ilişki kurmanın önemli adımlarından biridir.

İlk etkenlerden biri mutluluğun kaybedileceğinden korkmak.. bazıları için mutluluk tek seferlik ve geçici bir durumdur. Bu yüzden kişi mutlu olduktan sonra daha çok üzüleceğine inanır.

Bu düşünce çoğu zaman geçmiş yaşam deneyimleri ve beklenmedik hayal kırıklıklarıyla ilişkilidir. Farkında olmadan kendisini duygusal olarak koruma altına almaya çalışır. Mutluluğu yaşamamayı, beklentiyi düşük tutmayı ve hatta iyi giden durumlara bile daha mesafeli yaklaşmayı tercih eder.

MAKALE BAŞLIĞI 1 Böylece olası bir hayal kırıklığına karşı daha az hasar göreceğine inanır. Bu durum bir süre sonra olumsuz beklenti döngüsüne dönüşür. Mutlu olmaya dair algımızın bir kısmı da çocukluk dönemine dayanır.

Aile içindeki mululuğa yaklaşımlar bizim de nasıl mutlu olduğumuzu şekillendirir. ‘Çok gülme çok ağlarsın.’ ‘Fazla sevinme nazar değer.’ ‘Çok dile getirme bozulur.’ gibi ifadeler çocuk zihninde mutluluk var evet ama tehlike de var düşüncesini getirir. Bu gibi söylemlere maruz kalan çocuklar zamanla yoğun sevinç yaşamanın riskleri olabileceğine inanç geliştirir.

Yetişkinlikte hatırlamasak bile duygusal durumlarımızı etkilemeye devam eder. Böylelikle mutlu olunan anlarda bile bireyde temkinli olma hali ortaya çıkabilir. Bazen içsel olarak iyi şeyleri kendine hak görmeyen kişilerle karşılaşabiliriz.

Bu durum genelde düşük öz değer duygusu olabilir. Çocuklukta eleştirilen, değersiz hissettirilen, yeterince takdir edilmeyen veya görülme ihtiyacı giderilmemiş bireylerde daha sık rastlanılabilir. Böyle bir geçmiş bireyin zihninde ‘ben yeterince iyi değilim, o zaman iyi şeyleri hak etmiyorum ‘ şeklinde inanç geliştirebilir.

Bu inançla büyümüş kişiler zamanla mutluluğu karşı farklı bir yaklaşım geliştirir. İyi bir ilişki, başarı veya güzel bir fırsat ortaya çıktığında kişi bilinçli olmadan buna değer olmadığını hisseder. Bu yüzden farkında olmadan kendini geri çeker veya iyi giden durumu sabote eder.

Çoğu zaman insan savunmalarını gevşeten bir durum da mutluluktur. İnsan kendini güvende ve rahat hissettiğinde daha açık ve kırılgan hale gelebilir. Ancak bazıları için kırılgan olmak rahatsız edici bir duygudur.

Özellikle geçmiş deneyimleride güven kırılması yaşamış kişiler, duygusal olarak fazla açık olmanın tehlikeli olduğuna inanırlar. Bu nedenle mutlu hissettikleri anda kendini geri çekme eğilimine girerler. Çünkü mutluluk savunmanın inmesi demektir, bu da zarar MAKALE BAŞLIĞI 2 göreceğim demektir.

Fazla bağlanmak, fazla umut etmek ya da fazla sevinmek bu bireylerde kontrolü kaybediyormuş hissi yaratabilir. Bu gibi durumlarda o duygudan kaçınmak için iyi ve güzel giden durumlara karşı yine temkinli yaklaşabilirler. Mutluluktan kaçınmanın günlük hayata karşımıza çıkan bazı davranış örüntüleri vardır.

Örneğin iyi giden bir ilişkiyi sebepsiz yere bozmak veya güzel bir olay yaşadıktan sonra kötü bir beklentiye girmek gibi. Bazen de değersizlikle karşımıza çıkar. Arkadaşının yaptığı iyi, hoş davranışa ne gereği vardı düşüncesiyle yaklaşmak, o duruma kendini layık görmemek.

Başarıdan sonra değersiz veya boş bir başarıymış gibi hissetmek..burada bazen o başarıyı görevmiş gibi bazen de çok önemsiz bir başarıymış gibi küçümsemek olarak karşımıza çıkabilir. Bu davranışlar farkında olunmadan yapılabilen kendini sabote etme davranışlarıdır. Sonuç olarak mutluluktan kaçınma çoğu zaman farkında olmadan gelişen bir korunma biçimidir.

İnsan zihni geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarını tekrar yaşamamak için mutluluğa temkinli yaklaşabilir. Ancak bu döngüyü kırmanın ilk adımı, zihinde beliren otomatik düşünceleri fark etmek ve onların mutlak gerçekler olmadığını görebilmektir. Mutluluğun da diğer duygular gibi gelip geçici olduğunu kabul etmek, kendine karşı daha şeatli bir tutum geliştirmek ve günlük hayatın küçük mutluluklarına izin vermek zamanla bu ilişkiyi dönüştürebilir.

Geçmiş deneyimler bugünü etkileyebilir, fakat geleceği belirlemek zorunda değildir. İnsan, iyi duygulara yer açabildiği ölçüde mutluluğu bir risk değil, yaşanması mümkün bir deneyim olarak görmeye başlayabilir.

Aleyna Kaya Başoğul
Aleyna Kaya Başoğul
Aleyna Kaya, lisans eğitimini Süleyman Demirel Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde tamamlamıştır. Eğitim süreci boyunca çeşitli psikolojik danışmanlık merkezlerinde gönüllü olarak görev almış ve deneyimini artırmıştır. Öğrencilik yıllarından itibaren ruh sağlığının her alanında kendini geliştirmeye önem veren Aleyna Kaya, farklı yaş gruplarına yönelik workshop ve atölye çalışmalarında aktif olarak yer almıştır. Ortaokul ve lise düzeyindeki bireylerle yürütülen bu çalışmalarda psikoeğitim ve grup etkileşimi üzerine deneyim kazanmıştır. Aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi Pedagojik Formasyon eğitimi devam etmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) eğitim süreci devam ederken süpervizyon programını başarıyla tamamlayan Aleyna Kaya, bu kapsamda başladığı bireysel terapi hizmetlerini güven, gizlilik ve empati ilkeleri doğrultusunda bir yılı aşkın süredir sürdürmektedir. Aldığı eğitimlerle mesleki gelişimini sürekli olarak güncel tutmaya özen gösteren Aleyna Kaya, şu anda da farklı terapi yaklaşımlarına dair eğitim süreçlerine ve bu eğitimleri geliştirmek ile pekiştirmek adına süpervizyon programlarına devam etmektedir. Aldığı aile danışmanlığı eğitimi ile birlikte terapi süreçlerinin sadece bireysel alanlarında değil, çift danışmanlığı ve aile ortamındaki etkilerinde de destek olmaktadır. Etik ilkelere bağlı, danışanlarına anlayışlı ve onların içsel yolculuklarında eşlik eden bir psikolog olarak Aleyna Kaya, bireyleri yargılamadan dinlemeye ve bu dönüşüm yolculuğunda onlara eşlik etmeye hazırdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar