Siesta ve Mañana: Zamanla İlişkimizi Yeniden Kurmak
Psikoloji alanının içinde biri olarak, seyahat etmek benim için dünyayı sadece turistik bir rota olarak gezmek değil, insan zihninin farklı coğrafyalarda nasıl farklı bir "yazılım" ile çalıştığını gözlemlemek demek. Farklı kültürlerin insan ilişkilerine, insan zihnine, psikolojik iyilik haline olan etkisini incelemek seyahatlerimin bir parçası.
İspanya’nın güneşli ve sıcak sokaklarını adımlarken, sürekli neşeyle şarkılar söyleyen, dans eden insanlarını gözlemlerken zihnimde zaman zaman soru balonları belirdi.
Zamanın "İki Kelimelik" İlacı: Siesta ve Mañana
İspanya’daki yaşamın şifresini çözmek için iki kavramı anlamak şart: Siesta ve Mañana.
İspanya’da seyahat ederken bazı yerel restoranların, küçük dükkanların öğle vakitlerinde kapandığını, İspanyolların akşam 9’dan sonra kahkahalar ve müzikler eşliğinde yemek yediklerini görebilirsiniz. Bunun sebebi, “siesta” adını verdikleri öğle uykusu.
Siesta, biyolojik saate duyulan derin bir saygıdır. İspanyollar gün ortasında kendilerine uyuma ve dinlenme payı bırakırlar. Gün ortasında hayatı durdurup zihinsel bir mola vermek, sadece fiziksel bir dinlenme değil; modern dünyanın bizden talep ettiği "sürekli üretken olma" baskısına karşı verilen sessiz bir dirençtir. Çalışmak kadar, dinlenmenin de insanın ihtiyacı olduğunu unutmadan yaşıyorlar ve bunun pozitif etkilerini görebiliyorsunuz.
Mañana ise kelime anlamıyla "yarın" demektir. Ancak İspanyol kültüründe bir ertelemeden çok daha fazlasını ifade eder. Mañana, bugünün stresini bugünün keyfini bozmadan yarına taşıma sanatıdır. "Bugün halledilemeyen şeyin sorumluluğunu yarına bırakıp, anın tadını kaçırmama" disiplinidir. Bizim "erteleme" dediğimiz bu durum, aslında onların zihinsel bir güvenlik alanı kurma biçimidir.
Akışta Kalmanın İyileştirici Gücü
Barselona sokaklarında yürürken nereye gideceğimizi kararlaştırmak için müziği takip ediyorduk. Her takip bizi ayrı bir mutluluk çemberine götürüyordu. Bu ülkenin sokaklarında yürürken her köşeden yükselen müzik, sadece bir arka plan sesi değil, bir "akış" daveti gibiydi. Psikolojide "akış hali", kişinin eylemiyle bütünleştiği ve zaman algısını yitirdiği o kıymetli andır. İspanya’da yaşlısından gencine herkesin müziğin ritmine kapılıp dans ettiğini gördüğümde, aslında onların o an için gelecek kaygısı veya geçmiş pişmanlığı gibi zihinsel yüklerden arınarak, tamamen "şimdi"ye odaklandıklarını fark ettim. Dans, bedensel bir eylem olmanın ötesinde, insanı rahatlatan ve zihni o ana çivileyen en etkili psikolojik çapalardan biridir (Gençel,2006).
Sosyal İyilik Hali ve Paylaşılan Sofralar
Bizler akşam yemeğini çoğu zaman "günün son görevi" olarak görüp bir an önce bitirmeye çalışırken; İspanyollar için bu süreç hız kültürüne heba edilemeyecek kadar kıymetli bir ritüeldir. Yorgunluklarına rağmen geç saatlerde başlayan, kahkahalarla süslenen o sofralar, oksitosin (bağlanma hormonu) salgılanmasını tetikleyen bir laboratuvar gibidir. İnsan, kendi sosyal ağının içinde var olduğunda yalnızlığın pençesinden kurtulur; işte İspanyollar, yemeği biyolojik bir ihtiyaçtan çıkarıp psikolojik bir aidiyet kutlamasına dönüştürmüş.
İstanbul’a Dönerken: Biz Neyi Değiştirebiliriz?
Peki, İspanya’nın o "hafif" ruhunu, İstanbul’un bitmek bilmeyen keşmekeşine nasıl taşıyabiliriz?
Kendiniz İçin Mikro-Siestalar Oluşturun: Gün içinde zihninizi tamamen dış dünyaya kapatacağınız 15 dakikalık "hiçbir şey yapmama" molaları verin. Bilişsel kapasitenizi tazelemenin yolu, bazen ilerlemek değil sadece olduğunuz yerde durmaktır.
Mañana Felsefesini Uygulayın: Mükemmeliyetçi kaygılarla bugün kendinizi tüketeceğinize, dünyanın sonu gelmeyecek meseleleri yarına erteleme izni verin. Bugünün keyfini, yarının endişesiyle çalmayın.
Sosyal Ritüelleri İyileştirin: Birliktelikten doğan neşeye, iyilik haline inanın. Ekranları kapatın ve karşınızdakiyle o anın içinde kalın.
İspanya, bana sadece güzel anılar değil; insanın kendi yaşam ritmini yeniden düzenleyebileceğine dair bilimsel bir umut bıraktı. Belki de mutluluk, zamanı öldürmeye çalışırken değil, onunla birlikte dans ederken bulunuyordur.
Yeni yollarda görüşmek dileğiyle. Adiós.
Kaynakça
- Bilge, A., & Öğce, F. (2008). Dansın Beden Ve Ruh Sağlığı Açısından Önemi. Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, 1(2), 123-134. https://izlik.org/JA89NR27JC


