Cuma, Haziran 5, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kokpitin Görünmeyen Savaşı

Televizyon karşısında bir Formula 1 ya da Dünya Ralli Şampiyonası turunu izlerken, her şey oldukça akıcı görünür. “Viraj – fren – gaz…” Sanki pazar günü boş bir otobanda araba sürüyormuş gibi rahat bir akış vardır. Ancak kaskın içinde, insan vücudu ve insan beyninin sınırlarını zorlayan sessiz ama son derece zorlu bir mücadele yaşanır.

Motor sporları, hata payının saniyelerle değil, milisaniyelerle ölçüldüğü; teknolojinin zirvesi ile insan faktörünün en ham hâlinin çarpıştığı bir alandır. Peki bir insanı sadece “hızlı araba kullanan biri” olmaktan çıkarıp bir Nöro-Atlete dönüştüren şey nedir?

Kaskın içine girelim. Gaz pedalına basan ayağa değil, emri veren beyine odaklanalım.

Ateş Hattında Düşünmek: Sıcak, Titreşim ve Bilişsel Yük

Öncelikle ortamı düşünelim. Bir ofis çalışanı stres altındayken hafifçe terler. Peki ya bir yarış pilotu? Kokpit sıcaklığı elli dereceye ulaştığında pilot ciddi miktarda sıvı kaybeder. Araştırmalar, vücut ağırlığının yalnızca yüzde ikisi kadar su kaybının bile dikkati dağıttığını, karar verme süreçlerini bozduğunu ve kısa süreli hafızayı olumsuz etkilediğini göstermektedir (Lieberman, 2007). Yani pilotlar, bir sauna içinde maraton koşar gibi, aynı anda hayati kararlar almak zorunda kalır.

Zorluk yalnızca sıcakla sınırlı değildir. G kuvveti, her virajda boynu çekerken beyine giden kan akışını ve dolayısıyla oksijen taşınmasını zorlar. Buna ek olarak tüm vücudu sarsan titreşimler devreye girer. Bu titreşimler, ince motor becerileri yani mikro hareketleri tehdit eder. İşte bu noktada profesyonel motor sporları pilotlarını diğer atletlerden ayıran önemli bir özellik ortaya çıkar. Motor sporları pilotları, tüm bu kaosun içinde homeostazı korumak zorundadır ve bunu başarırlar.

Amatör ve Şampiyon Arasındaki Fark: Nörolojik Verimlilik

Birçok kişi, Formula 1 pilotlarının reflekslerinin insanüstü olduğunu düşünür. Oysa normal bir insanın görsel tepki süresi üç yüz ile beş yüz milisaniye arasındayken, profesyonel pilotlarda bu sürenin yaklaşık iki yüz milisaniyeye düştüğü görülür. Ancak asıl sır burada değildir.

Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme çalışmaları, yarış simülasyonu sırasında profesyonel motor sporları pilotlarının beyinlerinin, acemi sürücülere kıyasla daha az nöral kaynak kullandığını ortaya koymuştur. Bu durum literatürde nörolojik verimlilik olarak tanımlanmaktadır (Bernardi ve diğerleri, 2013). Profesyonel pilotların beyni gereksiz gürültüyü bastırır ve yalnızca göreve odaklanır.

Bu verimlilik, görsel stratejilerde de kendini gösterir. Land ve Lee’nin (1994) çığır açan çalışması, usta sürücülerin viraja girerken doğrudan yola değil, virajın içindeki tanjant noktasına odaklandığını ve proaktif bir sürüş sergilediğini göstermiştir. Amatör sürücü olay yaşanırken tepki verirken, usta sürücü olay gerçekleşmeden önce harekete geçer. Yani reaktif değil, proaktiftir.

“Akış”ta Kalmak Ya Da “Aşırı Düşünmek”

Manuel vitesli araçlar yaygınken sürüş sırasında vites değiştirmeyi hiç düşündünüz mü? Büyük olasılıkla hayır. Şimdi ehliyet kursunun ilk gününü hatırlayalım. O günlerde vites değiştirmek, fren yapmak gibi her hareket bilinçli olarak düşünülür ve zorlayıcıdır. Ancak zamanla bu süreçler otomatikleşir. Artık aşırı düşünmeye gerek kalmaz. Bir anda kırmızı ışık yansa ya da karşıdan bir araç çıksa, debriyaja basmak, vitesi küçültmek ve fren yapmak kendiliğinden gerçekleşir.

Motor sporlarında da benzer bir süreç işler. Ancak bu otomatikleşme, çok daha yüksek hız, risk ve stres altında gerçekleşmek zorundadır. Akışta kalabilen pilotlar, performanslarını sürdürebilirken; aşırı düşünenler hata yapmaya daha yatkın hâle gelir.

Tıpkı Bir Jonglör Gibi: Dikkat Yönetimi

Yarış pilotlarının dikkati, tıpkı bir lastik gibi esnek olmak zorundadır. Nideffer’in (1976) Dikkat Stilleri Teorisi’ne göre, start anında pilotlar geniş ve dışsal bir odakla yirmiye yakın aracı aynı anda izler. Saniyeler içinde, ilk virajda odak daralır ve yalnızca apeks noktasına kilitlenir.

Mühendis telsizden konuştuğunda ise pilotlar anında içsel odağa geçerek yakıt ve strateji hesabı yapar, ardından tekrar dış dünyaya yani piste döner. Bu odak geçişlerini hatasız yapabilmek, hızlı bir virajı almak kadar kritiktir.

Efsanelerden Dersler: Senna, Rosberg Ve Zihinsel Antrenman

Peki bu zihinsel kaslar nasıl geliştirilir?

Ayrton Senna’nın en güçlü yönlerinden biri görselleştirme becerisiydi. Senna, bir turu zihninde ayrıntılarıyla canlandırırdı ve hayal ettiği tur zamanı, çoğu zaman gerçek pist zamanına neredeyse birebir eşleşirdi (Hilton, 2004). Beyin, hayal ile gerçek arasındaki nöral farkı oldukça sınırlı düzeyde ayırt eder. Senna, zihninde turu defalarca çalıştırarak aslında beynini ve nöral ağlarını yarış öncesinde ısıtıyordu.

Daha yakın dönemden bir örnek Nico Rosberg’dir. Rosberg, Lewis Hamilton gibi doğal yeteneği yüksek bir rakiple baş edebilmek için Mindfulness yani bilinçli farkındalık tekniklerine yönelmiştir. Nefes egzersizleriyle yarış stresini yönetmiş, geçmiş hatalara takılmak yerine anda kalmayı başararak dünya şampiyonluğuna ulaşmıştır (Rosberg, 2019).

Sonuç

Motor sporları yalnızca en iyi motoru üreten mühendislerin savaşı değildir. Günümüzde asıl savaş, o motoru yöneten insan zihninin sınırlarında verilmektedir. Özellikle Türkiye’de gelişen motor sporları kültürü ve yetişen başarılı pilotlar düşünüldüğünde, bu zihinsel boyutun vurgulanması büyük önem taşımaktadır.

Başarılı pilotlar yalnızca gaza ve frene doğru zamanda basan ya da çok istekli olan kişiler değildir. Yüksek sıcaklık, yoğun G kuvveti ve ağır stres altında zihinsel enerjisini en verimli şekilde kullanan, mental açıdan en fit olan bireyler öne çıkar.

Bir dahaki sefere bir yarış izlediğinizde, yalnızca geçen arabaları değil; o kaskların içinde kopan fırtınaları ve bu fırtınayı yöneten sakin zihinleri düşünün. Çünkü asıl yarış, tam olarak orada yaşanır.

Elif Baziki
Elif Baziki
Klinik Psikolog Elif Baziki, Özel İtalyan Lisesi’ni bitirdikten sonra, 2019’da Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Lisans programından mezun oldu. 2020 yılında ise Gedik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı programına girmeye hak kazandı. Lisans yıllarında, “Ebeveyn bağlanma stili ile bireylerin çocuklarının yeme davranışı” üzerine yapılan bir projede gönüllü olarak yer aldı. 2016 yılında, ICASSI, International Committee of Adlerian Summer Schools and Institutes’da çeşitli mesleki eğitimlere katıldı, yine aynı yıl Psikodrama Yaşantı Grubun’da Psikodrama Eğitimi aldı. Lisans süresi boyunca Nöromarketing ve Mindfulness gibi workshoplara katıldı. Fransız La Paix Hastanesi’nde eğitim/staj programına katıldı ve Bahçeşehir Üniversitesi eSpor Biriminde Gönüllü Psikolog olarak çalıştı. AASP, Association for Applied Sport Psychology, USA akredite program olan Spor ve Performans Psikolojisi eğitimi sertifikasına sahiptir. Performans psikolojisi alanında Elit Sporcular ve Sanatçılar ile çalışmaktadır. Elif Baziki, BUSAR Beşiktaş Arama Kurtarma Derneği Psikoloji Birimi yöneticisidir. Centre for Sustainable Health Care, Sustainable Mental Health Network, Türk Psikologlar Derneği, Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği ve ACMP üyesidir. Klinik Psikoloji alanında bireysel terapileri de kapsayan Dinamik Psikoterapi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi, Bilişsel-Davranışçı Terapi Teknikler, Sanat Terapi İlkeleri ve EMDR Tekniklerini kullanarak Bütüncül bir bakış açısı ile psikoterapi uygulamaktadır. Bireyin yanı sıra Kurum ve Organizasyonlar ile ise, Değişim Yönetimi ve kurumlarda , sosyal etki yaratma ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları; Hedef 3, 8 ve 10 (SDG 3,8 ve 10), Sürdürülebilir ruh sağlığı, ruh sağlığında sürdürülebilir çözümler, kurumlarda psikolojik güvenlik,performans kaygısı ve arttırma, çeşitlilik, adalet, kapsayıcılık ve aidiyet (DEIB) alanında çalışmalar yapmaktadır. İlkokula giderken aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı yarı-zamanlı Arp Bölümü öğrencisi olmaya hak kazanan Elif Baziki, 2008 yılında Yıldız Teknik Genç Arpistler Konserinde yer aldı. Associated Board of the Royal Schools of Music, ABRSM kurumunun beşinci seviye Müzik Teorisi sertifikasına sahiptir. Çocuk yaşlarında, Galatasaray Spor Kulübü ve Enka Spor Kulübünde lisanslı yüzücülük yapmış olmak, Aldığı oyunculuk eğitimi ve müzikle iç-içe olmak, özellikle “performans, performans kaygısı, tükenmişlik sendromu, işyeri ve günlük yaşamda iyi oluş, sürdürülebilir iyi oluş,kaygı, depresyon" vb. konulara yönelmesine katkı sağladı. Şu anda aktif olarak bireylerle, sporcu ve sanatçılar ile çalışmakta, kurumlar ile kurumlarda psikolojik iyi oluş, sürdürülebilir iyi oluş ve psikolojik güvenlik kavramları ile ilgili projeler yapmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar