Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Köklerden Gelen Çatışma: Bağlanma Stilleri ile Erken Dönem Uyumsuz Şemalar Arasındaki Dinamik Etkileşim

Şemalar bireylerin bir olay veya durumla karşılaştıklarında onları açıklamasına yardım eden, durumu algılamada aracı rol oynayan ve bu duruma bir cevap oluştururken deneyimleri ya da gerçekliği temel alan örüntünün tamamıdır (Çapın, 2022). Şema kavramı psikoloji biliminin dallarından olan bilişsel kuram çerçevesinde bireyin kendisi ve çevresiyle kurduğu ilişkide işlevsel ya da işlevsel olmayan örgütlü bilişsel yapılar olarak ele alınır. Şema terimi ilk olarak Bartlett (1932) tarafından schemata olarak kullanılmıştır ve kişinin dünyayı anlaması ve algılaması olarak tanımlanmıştır. Erikson (1950), psikososyal gelişim evrelerinin her aşamada gelişim görevlerinin başarılı bir şekilde yerine getirilmesinin uyumlu bir şemayla sonuçlandığını, tam tersi olarak gelişim evrelerinin başarısız sonuçlanmasının ise uyumsuz şemalara sebep olduğunu belirtmiştir.

Piaget’e göre şemalar, çocukların veya yetişkinlerin objeler veya soyut durumlarla ilgili kullandığı kalıplardır. Şemalar bebeklik, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde gözlem ve yaşantı yoluyla öğrenilmiş kalıp yargılar, inançlar ya da düşüncelerdir (Alkım Arı, 2021). Piaget’e göre kişiler oldukça basit şemalarla dünyaya gelirler, yaşantıları aracılığı ile mevcut şemaları geliştirirler ve bu sayede de yeni şemalar oluştururlar. Piaget çocukların çevreleri hakkında bir anlayış geliştirdiğine inanmıştır. İlk günden itibaren başlayarak, bebeğin dünyayı kendine özgü algılayış şekli anne baba ile bebek arasındaki ilişkiyi de biçimlendirir (Yurtseven, 2019).

Beck (1967) tarafından geliştirilen Bilişsel Davranışçı Terapi’nin bazı Eksen I ve Eksen II bozukluklarında yetersiz kaldığı ve nüksleri önleyemediği düşüncesinden hareketle Young ve arkadaşları (1990) Şema Terapi adlı yeni bir terapi yaklaşımını ortaya koymuştur. Şema Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi’nin bazı durumlarda yetersiz kaldığı düşüncesiyle oluşturulan bütünleyici bir terapi modelidir (Bayar, 2021). Şema terapiye göre şemalar; çocukluk ve ergenlik dönemlerinde gelişen, bireyin anıları, duyuları, bilişleri ve bedensel duyumlarından oluşan, fonksiyonel olmayan, kişinin kendilik algısı ve ilişkilerini olumsuz etkileyen, yaşam boyu tekrarlayan kalıplar olarak tanımlanmaktadır. Bu modelde erken çocukluk yaşantıları ve şema modları temel odak noktalarıdır.

Erken Dönem Uyum Bozucu Şemalar

Erken dönem uyum bozucu şemalar, erken çocukluk ve adolesan dönemde bireylerin başkaları ile yaşadığı olumsuz deneyimlerin tekrar eden örüntüler hâline gelmesi sonucu oluşan, kalıcı ve kapsamlı yaşam temalarıdır. Bu şemaların temelinde uyumsuz başa çıkma mekanizmaları ve bilişsel tutarlılığı sürdürme arzusu yer almaktadır. Zaman içerisinde pekişen bu yapılar değişime dirençli hâle gelerek karakter benzeri bir statü kazanabilmektedir (Aydın, 2020).

Erken Dönem Uyumsuz Şemaların Kökenleri

Temel Evrensel Duygusal İhtiyaçlar

  • Başkalarına güvenli bağlanma

  • Özerklik, yeterlilik ve kimlik algısı

  • İhtiyaç ve duyguları ifade etme özgürlüğü

  • Kendiliğindenlik ve oyun

  • Makul sınırlar ve özdenetim

Bu temel ihtiyaçların karşılanmaması, bireyin mizacı ve erken çevresiyle etkileşimi sonucunda şema gelişimine zemin hazırlamaktadır.

Erken Dönem Yaşam Deneyimleri

Aile içinde yaşanan toksik çocukluk deneyimleri erken dönem uyumsuz şemaların oluşumunda önemli bir rol oynar. Bunun yanı sıra akran ilişkileri, okul ortamı ve toplumsal etkileşimler çocuğun olgunlaşma sürecinde şemaların gelişimini sürdürmesine katkı sağlar.

Duygusal Mizaç

Duygusal mizaç bireyin olaylara verdiği tepkileri şekillendirir. Aynı aile ortamında büyüyen çocuklar, farklı mizaca sahip olduklarında farklı şemalar geliştirebilirler (Bayar, 2021).

Erken dönem uyum bozucu şemalar; kopukluk ve reddedilmişlik, zedelenmiş özerklik, zedelenmiş sınırlar, aşırı uyarılmışlık ve ketlenme ile güvenlik olmak üzere beş şema alanından oluşmaktadır.

Bağlanma Kuramı

Bağlanma şekli, bireyin erken dönemlerde bakım veren kişiyle kurduğu ilişkinin sonucu olarak gelişen ve yaşam boyu süren bir ilişki örüntüsü olarak tanımlanmaktadır. Bowlby’e göre ilk bağlanma ilişkisi, bebeğin kendilik algısı ve dünya görüşünün temelini oluşturur. Güvenli bağlanma geliştiren bireyler kendilerini sevilebilir ve dünyayı güvenilir algılarken, güvensiz bağlanma örüntüleri psikososyal zorluklara yol açabilmektedir.

Üçlü bağlanma modelinde güvenli, kaygılı kararsız ve kaçıngan bağlanma stilleri yer almaktadır.

Kaygılı Kararsız Bağlanma Stili

Bu bağlanma stiline sahip bireyler ilişkilerinde yoğun kaygı yaşar ve kendilerini sevgiye layık görmeyebilirler. Sosyal desteğe aşırı ihtiyaç duyabilirler ve bu durum bağımlı kişilik özelliklerine zemin hazırlayabilir (Eriş, 2010).

Kaçıngan Bağlanma Stili

Kaçıngan bağlanan bireyler duygularını ifade etmekte zorlanır ve ilişkilerde mesafeli bir tutum sergilerler. Sosyal destekten kaçınma eğilimleri belirgindir.

Güvenli Bağlanma Stili

Güvenli bağlanma, bakım veren kişiyle kurulan tutarlı ve destekleyici ilişki sonucu gelişir. Bu bireyler ilişkilerinde bağlanma süreçlerini sağlıklı biçimde sürdürebilirler.

Erken Dönem Uyumsuz Şemalar İle Bağlanma Stilleri Arasındaki İlişki

Bağlanma figürüyle kurulan erken dönem etkileşimler, bireyin kendisi ve çevresiyle ilgili geliştirdiği şemaların temelini oluşturur. Çocukluk döneminde duygusal ihtiyaçların yeterince karşılanmaması, erken dönem uyumsuz şemaların gelişimi açısından kritik öneme sahiptir. Kopukluk ve reddedilmişlik alanındaki şemaların bağlanma problemleriyle ilişkili olduğu belirtilmektedir.

Terk edilme, istismar, duygusal yoksunluk ve bağımlılık şemaları; kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilleriyle anlamlı ilişkiler göstermektedir. Güvenli bağlanma geliştiren bireylerin ise erken dönem uyumsuz şema geliştirme olasılığının düşük olduğu savunulmaktadır. Yaka (2011) erken dönem uyumsuz şemaların kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilleriyle ilişkili olduğunu belirtmiştir. Roelofs ve arkadaşları (2001) ise güvenli bağlanma ile şema alanları arasında negatif korelasyon bulmuştur.

Kaynakça

Aydın, A. B. (2020). Yetişkin bireylerde erken dönem uyum bozucu şemalar ve bağlanma stilleri ile ayrılık kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi.
Bayar, B. (2021). Yetişkin bireylerde erken dönem uyumsuz şemalar, romantik ilişkilerindeki bağlanma stilleri, ilişki doyumları ve başa çıkma biçimleri arasındaki ilişki.
Öktem Şimşek, M. (2021). Kişilik özelliklerinde erken dönem uyumsuz şemalar ve bağlanma stillerinin karşılaştırılması.
Muezzin, E. E., Çetin, N., & Yüksel, M. M. (2024). Beliren yetişkinlerde erken dönem uyumsuz şemalar ile çocukluk çağı travmalarının romantik ilişki doyumu üzerindeki etkisi.
Arı, F. A. (2021). Bilişsel şemalar ve bağlanma.
Yurtseven, C. S. (2019). Yetişkinlerde erken dönem uyum bozucu şemalar, yakın ilişkilerde psikolojik eğilimler ve aldatma arasındaki ilişkinin incelenmesi.
Çapın, H. G. (2022). 25-50 yaş aralığındaki bireylerin çocukluk çağı travmalarının yetişkinlikteki şemaları ile ilişkisinin incelenmesi.

Duygu Kuru
Duygu Kuru
İstanbul Okan Üniversitesinde psikoloji lisans eğitimime devam ediyorum. Rehber Klinik’te EMDR, bilişsel davranışçı terapi, sanat terapisi ve spor psikolojisi alanlarında eğitim ve süpervizyon aldım. Fun & More’da oyun ablası olarak çalışıyor, gelişim psikolojisi dersi doğrultusunda gözlem ve yönlendirmelerde bulunuyorum. EMDR, şema terapi, bağlanma stilleri ve klinik psikolojiye özel ilgi duyuyorum. Yazılarımda bilimsel temelli, sade ve farkındalık odaklı bir yaklaşımı benimsiyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar