Salı, Temmuz 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yeşil Gözlü Canavar: İlişkilerde Kıskançlığın Görünmeyen Psikolojisi

Yeşil Gözlü Canavar: İlişkilerde Kıskançlığın Görünmeyen Psikolojisi Sosyal medyada bir fotoğrafın altındaki masum bir beğeni, partnerimizin iş arkadaşıyla ayaküstü yaptığı konuşmadaki bir anlık kahkaha ya da eski bir sevgilinin adının geçtiği sıradan bir sohbet… Çoğumuz için bu ve benzeri hikayeler, midemize o çok tanıdık kelebeklenme hissini ve ekşi krampın girmesi için fazlasıyla yeterlidir. Shakespeare’in Othello’da "insanın etiyle beslenen yeşil gözlü bir canavar" olarak tanımladığı kıskançlık, insanlık tarihi kadar eski, evrensel ve bir o kadar da zararlı bir duygu.

Peki, hemen her ilişkide bir şekilde kafasını kaldıran bu duygu gerçekten aşkın bir kanıtı mı, yoksa içimizdeki derin yaraların dışa vurumu mu? "Seven İnsan Kısıtlar mı?" Toplum olarak kıskançlığı romantize etmeye son derece meyilliyiz. "Kıskanmayan insan sevmiyordur" ya da "Seven insan kısıtlar" gibi klişeler, sosyal medyadan sinemaya hatta popüler şarkılara kadar her yerde karşımıza çıkıyor.

Ancak psikolojik bir bakışla yorumladığımızda kıskançlığın sevginin büyüklüğüyle doğrudan bir ilişkisi olmadığını net bir şekilde görebiliyoruz. Kıskançlık, temelde partnerimizin sevgisini kaybetme korkusuyla tetiklenen, öfke ,çaresizlik ve yetersizlik hislerinin birleşmesi ile oluşan karmaşık bir alarm sistemidir. Koruma İçgüdüsünden Kontrol Arzusuna İşin aslı, bu alarm sistemi evrimsel olarak işe yarıyordu.

İlk insanlardan bu yana, sahip olunan kaynağı ve partneri koruma içgüdüsü, soyun devamı için kritik bir rol oynadı. Yani evet, belirli bir dozda kıskançlık hissetmek biyolojik olarak son derece insani ve normaldir. Sorun, bu duygunun bir "koruma" refleksinden çıkıp, karşı tarafı tamamen "iplerini eline alma" arzusuna dönüşmesidir.

Çocukluk Yaraları ve Kaygılı Bağlanma Bu noktada durup aynayı kendimize çevirmemiz gerekiyor. İlişkilerde tecrübe ettiğimiz o yoğun kıskançlık anlarında, aslında kiminle savaşıyoruz? Partnerimizle mi, yoksa kendi iç sesimizle mi?

Psikolojideki Bağlanma Teorisi, yetişkinlikteki kıskançlık krizlerinin kökeninin genellikle çocukluktaki güven bağlarında yattığını söyler. Çocukken ihtiyaç duyduğu şefkati ve güveni istikrarlı bir şekilde alamamış, yani "kaygılı bağlanma" stili oluşturmuş bireyler, yetişkinlikteki ilişkilerinde de her an terk edilecekmiş hissiyle tetikte yaşarlar. En ufak bir belirsizlik, içerdeki o "Yetersizim, beni bırakacak" çanlarının çalmasına neden olur.

Dolayısıyla, partnerimizin telefonunu karıştırma isteği ya da giydiği kıyafete karışma dürtüsü, aslında karşı taraftan ziyade kendi içimizdeki özgüven boşluklarını doldurma çabasıdır. Canavarla Ateşkes Peki, bu yeşil gözlü canavarla nasıl yaşayacağız? Çözüm, kıskançlığı tamamen yok etmeye çalışmak değil, kıskançlığın bizde hangi duyguları tetiklediğine odaklanmaktır.

Kıskançlık hissettiğimizde partnerimize öfkeyle saldırmak veya pasif-agresif tutumlara girmek yerine, durup kendimize şu soruyu sormalıyız: "Şu an tam olarak neden korkuyorum ve bu korkunun ne kadarı şu anki gerçeklikle alakalı?" Gardiyanı Olmadığımız Hapishaneler Sağlıklı bir ilişki, partnerlerin birbirinin gardiyanı olduğu bir hapishane değildir. Gerçek güven, karşı tarafın hata yapma ihtimalinin hiç olmaması değil; o ihtimale rağmen yan yana yürümeyi seçebilme cesaretidir. Sınırların sevgiyle çizildiği, kıskançlığın bir silah olarak değil, içsel bir farkındalık aracı olarak kullanıldığı ilişkiler, canavarları evcilleştirmeyi her zaman başaracaktır.

Sağlıklı bir ilişki, partnerlerin birbirinin gardiyanı olduğu bir hapishane değildir. Gerçek güven, karşı tarafın hata yapma ihtimalinin hiç olmaması değil; o ihtimale rağmen yan yana yürümeyi seçebilme cesaretidir . Sınırların sevgiyle çizildiği, kıskançlığın bir silah olarak değil, içsel bir farkındalık aracı olarak kullanıldığı ilişkiler, canavarları evcilleştirmeyi her zaman başaracaktır.

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1982). Attachment and Loss: Vol. 1. Attachment. New York: Basic Books. (Metindeki Bağlanma Teorisi ve çocukluk bağları referansı için).
  • Buss, D. M. (2000). The Dangerous Passion: Why Jealousy is as Necessary as Love and Sex. Free Press. (Metindeki evrimsel süreç ve kıskançlığın ilkel kökenleri referansı için).
  • Shakespeare, W. Othello. (Girişteki "Yeşil Gözlü Canavar" metaforu için).
Bahar kahraman
Bahar kahraman
Ben Bahar Kahraman ,Selçuk Üniversitesi 1. sınıf öğrencisiyim . Psikoloji bölümüne bu sene gelmeme rağmen aktif olarak birçok topluluklar ve gönüllükler de aktif olarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar