Kızgın veya öfkeli olmak son derece doğal bir durumudur. Kızgınlık ve öfke tıpkı sevinçli, mutlu olmak gibi bir duygudur. Ama bu duyguyla ne yaptığımız çok daha önemlidir. İlişkilerde kızgınlık ve öfkenin problemli ve sıkıntılı bir durum yaratması bu duygu ile ne yapıldığı ile ilgilidir çoğu zaman.
Duygusal ve Sözel Taciz
Peki nedir bu sözel ve duygusal taciz? Sözel taciz için iki grup davranıştan bahsedebiliriz: Açıkça yapılan sözel taciz ve örtülü olarak yapılan sözel taciz. Zihnimizde daha net bir şekil çizebilmesi için birkaç örnek verelim:
‘‘Ne kadar da hassassın ben bir şey demedim ki?’’ ‘‘Senin zaten gözün yükseklerde, hep daha fazlasını istiyorsun.’’
Bu cümleler açık yapılan sözel tacize örnek verilebilir.
‘‘Neden bahsettiğini hiç anlamadım.’’ ‘‘Şaşırdım, bunu doğru yapabildin demek.’’
Bu cümleler ise örtülü sözel tacize örnek olabilir. Açık ve örtülü taciz karşılaştırıldığında tahrip gücü daha yüksek olanın örtülü sözel ve duygusal taciz olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Örtülü tacize anlamak, fark etmek ve adlandırmak açık olanı tanımaktan daha zordur tam da bu nedenle daha delirten ve çıldırtan türdendirler. Buna maruz kalan kişi bir şeyler olduğunun farkındadır ama tam da neyle uğraştığını bilemez.
Sözel Taciz Türleri
-
Esirgemek, Vermemek
-
Karşı çıkma
-
Değersizleştirme
-
Oyalama
-
Suçlama
-
Yargılamak ve Eleştirmek
-
Tehdit Etmek
-
Yok Saymak
Tüm bu başlıklar; çiftler arasında veya sosyal yaşantılarımızda eş, dost, akraba, arkadaş vb. çevremizle olan ilişkilerimizde karşılaşabileceğimiz durumlardır.
Evlilik İçeresinde Duygusal Taciz
Duygusal taciz, karşınızdaki partnerinizin sizi aşağılaması, suçlaması şeklinde gerçekleşen tacizlerdir. Evliliklerde daha flört dönemindeyken her şey yolunda gidiyor gibi görülebilir, aslında çiftler arasında bu tür diyaloglar açık veya örtük bir şekilde bu dönemde de yaşanıyordur. İlişkilerde bir zaman geçtikten sonra veya evlendikten sonra sorun daha ciddi bir şekilde baş gösterir ve taraflardan biri kurban olur (Sağlam, 2012).
Sözel ve duygusal tacizin bu kadar zor adlandırılması kişinin yaşadığı çocukluk deneyimleri ile ilgilidir. Eğer fiziksel, sözel ve duygusal tacizin olduğu bir evde büyüdüyseniz, gördüğünüz ‘normal’ ilişki zaten içinde bir şekilde taciz bulunan bir ilişkidir. Hatta büyüdüğünüz evde fiziksel şiddet varsa, kendi ilişkinizde bunun yerine sözel ve duygusal şiddetin olması sevindirici bile gözükebilir bazen (Eryorulmaz, 2025).
Sözel tacizin olduğu bir ilişkide kişi farkında olmadan eşinin tacizkâr sözlerine alışır. Bu alışkanlık zamanla kişinin kendisine olan güvenini kaybetmesine neden olur. Özgüven azaldıkça eşin küçümsemesi, hor görmesi, merhametsizliği artar. Burada artık bir kurban-zalim ilişkisinden bahsedilebilir. Tacize maruz kalan kişi, o ilişkide kurbandır artık.
Peki Sözel ve Duygusal Tacizi Nasıl Anlarız?
Eğer:
-
Birlikte olduğunuz kişinin varlığında rahatsızlık duyuyorsanız ve bu rahatsızlığınızın tam da neden kaynaklandığından emin değilseniz,
-
Bir anlam bulamadığınız boşluk hissi yaşıyorsanız,
-
Uzaklaşmak istediğiniz bir ortamdan çıkmak için harekete geçemiyor ve orda kalmaya devam ediyorsanız,
-
İlişkiniz ile ilgili bir şeyler ters gittiğini hissediyor fakat adını net olarak koyamıyorsanız,
-
Anlamlandıramadığınız bir boşluk ve ait hissedememe durumu yaşıyorsanız,
-
Sürekli kendinizi açıklamak zorunda hissediyorsanız,
-
Partnerinizi kızdırmamak için cümlelerinizi sürekli seçerek konuşuyorsanız,
-
Özür dileyen taraf neredeyse her zaman sizseniz,
-
Kendi ihtiyaçlarınızı dile getirdiğinizde bencillikle suçlanıyorsanız, durup düşünme zamanı gelmiş olabilir.
Görüldüğü gibi duygusal ve sözel tacizi anlamak çok da kolay olmayabilir. En belirgin özelliği görünmez olmasıdır. Morluk bırakmaz ama benlik saygısını aşındırır. Bağırmaz ama iç sesi susturur. Fiziksel iz bırakmaz ama kişinin kendine olan güvenini parça parça tüketir.
Sonuç
İlişkilerde zalim kurban dinamiği çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz yavaş yavaş fark edilmeden şekillenir. Duygusal ve sözel taciz özellikle evlilik gibi uzun süreli bağlarda sıradan çatışmaların arasına gizlenerek normalleşebilir oysa sevgi adı altında küçültülmek, değersizleştirilmek susturulmak ya da sürekli suçlu hissettirilmek sağlıklı bir ilişkinin parçası değildir. Bir bireyin kendini ifade ederken korku duyması sürekli tetikte olması ya da kendi algısından şüphe etmeye başlaması ilişkinin güç dengesinin bozulduğunu gösterir.
Zalim-kurban döngüsü yalnızca mağduru değil, ilişkiyi de tüketir bu döngü kırılmadıkça taraflar rollerine sıkışır; biri kontrol ederek var olurken diğeri susarak hayatta kalmaya çalışır oysa sağlıklı bir evlilikte güç değil denge korku değil güven baskı değil karşılıklı saygı esastır. Bu nedenle sözel ve duygusal tacizi tanımak yalnızca bir soruna isimlendirmek değildir aynı zamanda iyileşmenin kapısını aralamaktadır. Farkındalık, sınır koyma cesareti ve gerektiğinde profesyonel destek alma kararlılığı kurban rolünden çıkmanın en önemli adımlarıdır çünkü hiçbir ilişki bir insanın benliğini feda etmesini gerektirmez.
Kaynakça
Eryorulmaz, A. (2025). Zehirli İlişkiler. Destek yayıncılık. Pasini, W. (2022). Sadakatsiz Aşklar. İletişim yayıncılık. Allahverdiyeva, L. (2024). Zalim-kurban ilişkisi nedir? Lale Allahverdiyeva. https://www.laleallahverdiyeva.com/blog/zalim-kurban-ilişki


