Perşembe, Nisan 30, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Geçmişte Takılı Kalmak

Güzel şeyleri hatırlamanın ertesi günü mahveden, yıkıcı bir tarafı var diyordu Ayfer Tunç Dünya Ağrısı kitabında. Ve sonrasında ‘’Hafızası insanın düşmanıdır, unuttum, kurtuldum sanırsın ama öyle bir şey yok. Yaşanmışlıktan kurtulmak yok. Toprağa girene kadar takip eder seni yaşanmış olan.’’ diye ekliyordu.

Mesela çocukluğuna derin bir özlem duymayan, üniversite yıllarını mumla arayamayan ya da yaş almışlardan ahh nerede o eski günler diye başlayıp onların eski hatıralarını 985. Kez dinlemeyen kimse yoktur diye tahmin ediyorum… Bizler hep geçmişi güzel hatırlama eğilimindeyiz peki işler gerçekten öyle mi, zihnimiz bizi yanıltıyor olabilir mi hadi gelin birlikte bakalım.

Otobiyografik Bellek

Duygular yaşadıklarımıza yön veren onlardan etkilenen ve onları etkileyen önemli psikolojik bileşenlerden birisidir. Bu nedenle yaşantılarımızın kayıt edilmesi sırasında duygulara ne olduğu ya da duyguların bu süreçte nasıl çalıştığı önemli bir sorudur. Pek çok yaklaşım ve kuram duygular ve anılar arasındaki bağlantılar için pek çok açıklama ileri sürmektedirler. Bu görüşleri sadeleştirdiğimizde, duygular otobiyografik bellek, hafıza yanlılığı ve benlik arasında karşılıklı belirlenimci (reciprocal determinism) bir etkiden söz edildiği görülmektedir.(1)

Otobiyografik Bellekte Anı Çeşitliliği ve İşlevi

Otobiyografik bellek sisteminde hiyerarşik olarak depolanmış anılar, ilk anda tek tip ve özellikte anılar yığını gibi düşünülebilir. Bununla birlikte Williams ve arkadaşları dört farklı özellikte otobiyografik anı tanımlamışlardır.[2] Bunlar şu şekilde tanımlanabilir:

Biyografik veya Kişisel Anı

Bu anılar, çoğunlukla biyografik bilgileri içerir. Örneğin; İstanbul’da doğduğum bilgisini orada yaşadığıma dair gerçek bir anım olmasa da hatırlayabilirim. Bu tür olgulara dayalı bellek, Tulving’in bahsettiği noetik bellektir.[2] Bunun tersi, yaşantıya dayalı olan kişisel anı ise otonoetik bellektir. Otonoetik bellekte insanlar çoğunlukla büyük bir canlılık, zengin duyu ve algısal ayrıntılarla geri çağrışım yaparlar. Bu da kişiye anıyı hatırlarken olayı yeniden yaşama hissi yaratır. Bu yeniden yaşama sırasında yaşadığımız duygular ve anılar birbirlerini etkileyebilir.

Kopya veya Yeniden Yapılandırılmış Anı

Bazı kişisel anılar, o olayın yaşanmışa yakın bire bir kopyası gibidir.[2] Kopya anılar çok canlıdır ve çok ilişkisiz bir yığın detay içerir. Bunun yanında, bazı kişisel anılar ise olayın orjinalinden epeyce farklıdır veya doğru değildir. Bu durum, hafıza yanlılığı ve zihnin yeniden yapılandırma eğilimini gösterir.

Özgül veya Jenerik Anı

Otobiyografik anı detaylarına göre de farklılaşabilir. Özgül otobiyografik anı belirli bir olaya dair detayları içerir (olay belirli bilgi). Bunun yanında jenerik anılar daha az detay içerir. Daha fazla detay içermenin anıyı yeniden yaşama ve anının duygusunu yaşama üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir.

Alan veya Gözlemci Perspektifinde Anı

Otobiyografik anı farklı bakış açısından yaşanmasına göre değişebilir. Alan perspektifi, orijinal bakış açısından toplanan birinci elden görüşe dayanır. Gözlemci perspektifi ise dışarıdan bir bakış açısıyla toplanan anılardır. Örneğin eski anılar, genellikle gözlemci perspektifindendir. Gözlemci perspektifi yeniden yapılandırılmış anılarken, alan perspektifindeki anılar daha canlı anılardır. Bakış açısı değiştiğinde etki de değişebilir.

Anıların Yeniden Yapılandırılması ve Duygular

Şimdiki yaşantı geçmişe ait anıyı değiştirerek, davranışı geçmişin ve gerçekte yaşananların etkisinden daha fazla etkilemektedir. Robinson ve arkadaşları,[3] duygusal anıların yeniden yapılandırılması sürecinde duyguların da anıların diğer bileşenleri gibi yeniden yapılandırılabileceğini savunmaktadırlar. Yazarlara göre, anısal hatırlama süreci boyunca duygular, tıpkı geçmiş düşünceler gibi bağlamsal detaylar temelinde yeniden yapılandırılırlar, diğer bir ifadeyle yeniden üretilirler.

İnsanlar iyi hissetmek, iyi duygudurumda kalmak ve kötü duyguduruma sahipseler daha az kötü hissetmek isterler. Bu iki motivasyon çoğunlukla olumlu duygudurumu sürdürme (positive mood maintanence) ve olumsuz duygudurumu onarma (negative mood repair) olarak bilinir.[4]

Ayrıca olumsuz olayların, daha az doğrulukla hatırlandığı bildirilmektedir.(5) Yüksek derecede travmatik yaşantılar gibi yoğun duygu ortaya çıkaran olaylarla ilgili araştırmalarda, anının kodlanma sırasında bozulduğu ve bunun hatırlamayı etkilediği gözlenmiştir.[6]

Duygu kuramlarından çıkarılabilecek duygularla ilgili en genel ilke, olumlu duyguları sürdürme ve arttırma, olumsuz duyguları azaltma veya engellemeyle ilgili bir eğilimin olduğudur.

Özetle

Hani bir kutuya saklayıp tekrar tekrar yaşamak istediğimiz anıları anımsarken onları orada bırakmayı, zihninizin bir başa çıkma mekanizması olarak sizi yanıltabileceğini unutmayın. O anları değerli kılan belki de tekrar yaşanmayacak olmasıdır. Heraklitos’un dediği gibi bir nehirde iki kez yıkanmıyordu belki de.

Bu yazımı Bülent Ortaçgil’in Değirmenler şarkı sözleriyle tamamlamak istiyorum..

Uçurtma uçar sözlüğümden
Geri gelmeyecek bir kuş
Yaşanmamış kırıntılar sadece bir düş 

Zaman düşer ellerimden yere
Oradan tahta boşa
Saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya 

Ve sen, ben değirmenlere karşı
Bile bile birer yitik savaşçı
Akarız dereler gibi denizlere
Belki de en güzeli böyle… 

Kaynakça 

Tulving E. Episodic memory: From mind to brain. Annu Rev Psychol 2002; 53:1- 25. 

Williams HL, Conway MA, Cohen G. Autobiographical memory. In Memory in the Real World, 3rd ed. (Eds G Cohen, MA Conway): 21-27. UK, Psychology Press, 2008 

Robinson MD, Clore GL. Belief and feeling: Evidence for an accessibility model of emotional self-report. Psychol Bull 2002; 128:934-960 

Barry ES, Naus MJ, Rehm L P. Depression, implicit memory, and self: A revised memory model of emotion. Clin Psychol Rev 2006; 26:719-745. 

Bohanek JG, Fivush R, Walker E. Memories of positive and negative emotional events. Appl Cogn Psychol 2005; 19:51–66 

Ochsner KN, Schacter DL. Remembering emotional events: A social cognitive neuroscience approach. In Handbook of the Affective Science, 4th ed. (Eds RJ Davidson, KR Scherer, HH Goldsmith):643-659. New York, Oxford University Press, 2003 

İrem Baki
İrem Baki
İrem Baki, Dokuz Eylül Üniversitesi Psikoloji bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Yaklaşık 1,5 yıl GIPDER İzmir’in online seminer ekibinde görev almış, TEGV’de eğitim gönüllüsü olarak çocukların gelişimini destekleyen çalışmalar yürütmüştür. Yaz aylarında gönüllü klinik staj deneyimi edinmiş; çeşitli psikoloji topluluklarının etkinlikleri, konferanslar ve webinarlara aktif olarak katılmıştır. Sürekli okumayı, araştırmayı ve keşfetmeyi seven Baki, yazılarında psikolojik bilgileri bilimsel temellere dayalı ve anlaşılır bir dille aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar