Perşembe, Aralık 4, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Duygusal Yeme: Aç mısın, Yoksa Üzgün mü?

Black Swan Filmi Üzerinden Duygusal Yeme ve Bastırılmış Duygulara Bir Bakış

Konuk: Dyt. Mihriban Esen – Diyetisyen

Nina.
Genç, kırılgan, mükemmeliyetçi bir balerin.
Black Swan’da onun hikayesini izlerken, aslında birçok insanın iç dünyasına bakıyoruz.

Sahneye her çıktığında, yalnızca dans etmiyor; kendi iç savaşını da gizlemeye çalışıyor.
Tüm duygularını kontrol altında tutmak istiyor — öfkesini, korkusunu, hatta açlığını bile.

Bir sahnede annesi doğum günü için ona küçük bir pasta getiriyor. Sıradan, sıcak bir an aslında.
Ama Nina’nın yüzü geriliyor, sesi titriyor:
“Hayır, istemiyorum.”

O an anlıyoruz ki mesele pasta değil.
Mesele, duygularını da tıpkı bedenini bastırır gibi bastırma çabası.
Ve bu, düşündüğümüzden çok daha yaygın bir hikaye.

Bazılarımız duygularını bastırmak için yer,
bazılarımız bastırmak için yemez.
Ama ikisi de aynı yere çıkar: kendini yatıştırma ihtiyacı.

Fiziksel mi, Duygusal mı?

Gerçek açlık bedenden gelir.
Yavaş yavaş hissedersin: miden guruldar, enerjin düşer, başın hafif döner.

Duygusal açlık ise kalpten gelir.
Birden gelir, genelde belirli bir şeye yönelir — tatlı, tuzlu, “rahatlatıcı” bir şey.
Çünkü beynin ödül merkezi o anda dopamin ister; kısa bir mutluluk, bir nefes arar.

Araştırmalar, stres altındayken salgılanan kortizol hormonunun özellikle şekerli ve yağlı yiyecek isteğini artırdığını gösteriyor (Macht, 2008).
Yani aslında beden değil, beyin teselli arıyor.

Bir parça çikolata, birkaç saniyelik huzur…
Sonra? Yerini suçluluk alıyor.
Ve o suçluluk, yeniden yeme isteğini doğuruyor.

Nina’nın durumunda da aynı mekanizma var, ama ters yönde işliyor.
O da duygusal baskısını kontrolle, yani yememeyle bastırıyor.
Bir taraf “fazla yiyorum” derken, diğeri “asla yememeliyim” diyor.

İkisinin ortak noktası şu:
İkisi de duygusuna dokunamıyor.

Psikolog ve Diyetisyenden Sohbet Tadında İnceleme

Soru: Nina neden bu kadar kontrol etmeye çalışıyor?

Psikolog:
Çünkü kontrol, çoğu zaman korkunun maskesidir.
Birçok insan için yemek, duyguları ifade edememenin bir yolu olur.

Çocukken “üzülme, sana dondurma alayım” denildiğinde öğrenilen şey şudur:
Duygunu değil, dondurmanı ye.

Nina da böyle büyümüş biri.
Sevilmek için, başarılı olmak için, kusursuz olmalı.
Yemek yemek bile “zayıflık” gibi geliyor ona.
Oysa asıl zayıflık, duygularını bastırmaktır.

Diyetisyen:
Beden de bu baskıya uzun süre dayanamaz.
Uzun açlıklar, düşük enerji alımı, sürekli stres…
Hepsi birlikte hormon dengesini bozar.

Kortizol yükselir, ghrelin ve leptin dengesizleşir.
Yani hem fiziksel hem de duygusal olarak açlık başlar.
Beden doymayı unuturken, zihin de hissetmeyi unutur.

Soru: Peki bu döngü nasıl kırılır?

Psikolog:
Önce durmak gerekir.
Bir şey yemeden önce kendine küçük bir soru sormak bile fark yaratır:
“Gerçekten aç mıyım, yoksa üzgün müyüm?”

Belki yalnızsın, belki sıkıldın, belki de sadece birine sarılmak istiyorsun.
Yemek bu duyguları çözemiyor, sadece kısa süreli sessizleştiriyor.
Ama sen duygunu tanırsan, artık ona teslim olmazsın.

Yazmak, yürüyüşe çıkmak, nefes almak, bir dostla konuşmak…
Bunlar da doyurur, ruhunu.

Diyetisyen:
Fizyolojik düzen de çok önemli.
Çoğu zaman öğün atlamak, düzensiz beslenmek, yeterince su içmemek, duygusal açlığı tetikliyor.
Çünkü beden aç olduğunda beyin karışıyor:
“Acıkmak mı, üzülmek mi?”

O yüzden önce bedeni doyurmak, sonra duyguları anlamak gerekir.
Yulaf, muz, yumurta, badem gibi serotonin destekleyici besinler ruh halini de dengeler.
Ama hiçbir besin, bastırdığın duygunun yerini tutamaz.

Soru: Duygusal yeme tamamen geçer mi?

Psikolog:
Tamamen geçmesini beklemek haksızlık olur.
Çünkü duygular hep bizimle.
Ama yönetilebilir.

Kendine karşı yumuşadığında, suçlamayı bıraktığında döngü zayıflar.
Nina bunu hiç öğrenemedi.
Biz öğrenebiliriz.

“Evet, zorlandım. Şu anda yemek yemek istiyorum çünkü iyi hissetmek istiyorum.”
Bu kadar basit bir farkındalık bile büyük bir adımdır.

Diyetisyen:
Ben de hep şunu söylüyorum:
Yasaklar iyi gelmez.
Sevdiğin bir yiyeceği tamamen hayatından çıkarınca, ona olan özlem daha da büyür.
Önemli olan dengeyi bulmak.
Mükemmel değil, sürdürülebilir olmak.
Çünkü hiçbir sağlıklı beslenme planı, suçluluk duygusuyla yan yana yürüyemez.

Son Sahne

Nina sonunda “mükemmel” performansını sergilediğinde, aslında tükenmiş haldedir.
O sahne, duygularını bastırmanın bedelidir.

Ama biz o noktaya gelmeden durabiliriz.
Kendimizi suçlamak yerine anlamayı, bastırmak yerine hissetmeyi seçebiliriz.

Duygusal yeme sadece fazla yemekle ilgili değildir.
Bazen bir tabak makarna yalnızlıktan kaçıştır.
Bazen yememek, kontrol hissine sığınmaktır.

Ama her ikisinde de bir duygunun sessiz çığlığı vardır.
O yüzden, bir dahaki sefere mutfağa yöneldiğinde ya da tam tersine, yemeği reddettiğinde, kendine yavaşça şunu sor:

“Gerçekten aç mıyım, yoksa üzgün müyüm?”

Bu sorunun cevabını duymak, iyileşmenin ilk adımıdır.
Bazen o cevap yemek değildir, sadece biraz şefkattir.

Kaynakça

  • Macht, M. (2008). How emotions affect eating: A five-way model. Appetite, 50(1), 1–11.
    https://doi.org/10.1016/j.appet.2007.07.002

  • Evers, C., Stok, F. M., & de Ridder, D. T. D. (2010). Feeding your feelings: Emotion regulation strategies and emotional eating. Personality and Social Psychology Bulletin, 36(6), 792–804.
    https://doi.org/10.1177/0146167210371383

  • van Strien, T. (2018). Causes of emotional eating and matched treatment of obesity. Current Diabetes Reports, 18(6), 35.
    https://doi.org/10.1007/s11892-018-1000-x

  • Konttinen, H., Männistö, S., Sarlio-Lähteenkorva, S., Silventoinen, K., & Haukkala, A. (2010). Emotional eating, depressive symptoms and self-reported food consumption: A population-based study. Appetite, 54(3), 473–479.
    https://doi.org/10.1016/j.appet.2010.01.014

  • Arslan, S. (2021). Duygusal yeme davranışı: Nedenleri, sonuçları ve baş etme yolları. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 13(4), 720–733.

  • Yılmaz, H., & Bozan, N. (2018). Duygusal yeme ile stres, kaygı ve benlik saygısı arasındaki ilişki. Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi, 21(4), 252–260.

  • Tokgöz, P. (2022). Yeme davranışları ve duygusal yeme: Güncel bir bakış. Beslenme ve Diyet Dergisi, 50(3), 205–212.

Bahar Pançar
Bahar Pançar
Bahar Pançar, çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında uzmanlaşmakta olan bir psikoloji öğrencisi ve köşe yazarıdır. Klinik çocuk psikolojisi, oyun terapisi ve kaygı bozuklukları üzerine çeşitli eğitimler almış; özellikle erken yaşlarda duygusal düzenleme ve bağlanma süreçlerine ilgi duymaktadır. Hastane stajları kapsamında öngörüşmeler gerçekleştirmiş; MMPI ve MMS gibi psikolojik testlerin uygulama ve yorumlanmasında deneyim kazanmıştır. Psychology Times Türkiye & UK platformlarında yayımlanan yazılarında, psikolojik kavramları sade bir dille aktararak çocukların iç dünyasına ve ailelerin karşılaştığı zorluklara ışık tutmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar