Pazar, Şubat 22, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunu Anlamak

Yaramaz mı, Yorulmuş mu, Yoksa Görülmemiş mi?

Sınıfın arka sırasında oturan bir çocuğu düşünün. Öğretmenin anlattığı konuyu dinlemek isterken gözleri bir anda pencerenin dışındaki bir ayrıntıya takılır. Bu kısa dalıp gitme hâli çoğu yetişkine basit bir dikkat dağınıklığı gibi görünür; oysa çocuğun zihninde bunun çok daha karmaşık bir karşılığı vardır. İçinde durduramadığı bir hareket isteği, düşüncelerin birbirine çarptığı bir hız ve kaçırmama çabasıyla verdiği içsel bir mücadele…

DEHB’li birçok çocuk, gün içinde onlarca kez bu küçük ama yorucu savaşı verir ve çoğu zaman yetişkinler yalnızca başarısız olduğu anlara tanık olur. Bu nedenle DEHB, davranışların ardındaki hikâyeyi duymayı gerektiren, yalnızca görünene sığmayacak kadar derin bir deneyimdir.

DEHB Gerçekten Bir “Dikkat Eksikliği” midir?

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yalnızca dikkatin çabuk dağılması ya da çocuğun odaklanamaması değildir. Dikkati düzenleme, dürtü kontrolü ve hareket düzeyini yönetme güçlüklerinin bir arada bulunduğu nörogelişimsel bir farklılıktır.

Çocukluk döneminde ortaya çıkmasına rağmen yetişkinliğe önemli oranda taşınır ve “büyüyünce geçer” düşüncesi bilimsel olarak doğru değildir. DEHB’nin en ilginç yönlerinden biri, çocuğun bazı etkinliklerde olağanüstü bir şekilde dikkatini yoğunlaştırabilmesidir. Hiperodak dediğimiz bu durum, DEHB’nin bir dikkat yokluğu değil, dikkatin yönlendirilmesi ve sürdürülebilmesiyle ilgili bir düzenleme sorunu olduğunun açık bir göstergesidir.

DEHB’nin Görünmez Yüzü: Çocuğun İç Dünyasında Neler Oluyor?

DEHB’li çocukların dışarıdan görülen hareketliliği ya da dalgınlığı, çoğu zaman içsel bir çabanın görünmeyen yüzüdür. Çocuk, dikkatini toplamak için kendi içinde yoğun bir mücadele verir; fakat sürekli unutması, dinlerken kopması veya bir işi yarım bırakması nedeniyle tekrar tekrar eleştirilir.

Bu döngü zamanla yetersizlik, utanç duygusu ve motivasyon kaybına dönüşebilir. Duygularını düzenlemekte zorlandıkları için çabuk öfkelenme, kolay kırılma ve yoğun hayal kırıklığı anları görülebilir. Çoğu aile “Sanki hep peşinden bir karmaşa geliyor” derken aslında çocuğun yönetmekte zorlandığı nörolojik süreçleri tarif eder. Onların günlük çabası görünmezdir; hiçbir yetişkin çocuğun derste oturabilmek için zihnen ne kadar yorulduğunu göremez.

Ailelerin ve Öğretmenlerin Sık Yaptığı Hatalar

DEHB söz konusu olduğunda iyi niyetle yapılan bazı davranışlar çocuğun yükünü daha da artırabilir. “Daha çok çabalarsan yaparsın” yaklaşımı, zaten çabaladığı halde dikkatini düzenleyemeyen çocukta başarısızlık hissini pekiştirir.

Sürekli uyarılmak, “Yine mi?”, “Kaç kere söyledim?” gibi cümlelerle karşılaşmak davranışı değiştirmez; yalnızca çocuğun duygusal dayanıklılığını azaltır. Sorunu tamamen ekrana bağlamak da sık rastlanan bir yanılgıdır. Ekran elbette belirtileri artırabilir, fakat DEHB’nin sebebi değildir.

Ev ve okul arasında tutarsız kurallar olması, çocuğun hangi davranışın doğru olduğunu anlamasını zorlaştırır ve iç düzenini daha da bozar. Bu nedenle yetişkinlerin yaklaşımı, çocuğun davranışlarından çok daha belirleyici olabilir.

DEHB Bir Karakter Eksikliği Değil Bir Beyin Farklılığıdır

DEHB, ön yargıların aksine bir karakter zayıflığı ya da disiplin eksikliği değildir. Beynin özellikle yürütücü işlevlerden sorumlu bölgelerinde farklı bir işleyiş olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Dikkatin sürdürülmesinde rol alan dopamin ve norepinefrin gibi nörotransmitterlerin düzenlenmesindeki farklılıklar, çocuğun dikkatini toplama, organize olma ve dürtü kontrolü süreçlerini zorlaştırır.

Bu nedenle DEHB’de yaklaşım, disiplin artırmak değil; nörogelişimsel bir farklılığı desteklemeye odaklanmalıdır. Tedavi genellikle üç ayak üzerinde yürür: tıbbi değerlendirme ve gerekirse ilaç tedavisi, psikososyal müdahaleler ve aile eğitimi. Bu bir bütün olarak uygulandığında çocuğun akademik ve sosyal yaşamında belirgin bir iyileşme görülür.

Evde Destek için Etkili Yaklaşımlar

Ev ortamında yapılacak küçük düzenlemeler çocuğun hayatındaki pek çok zorluğu hafifletebilir. Görevlerin küçük parçalara bölünmesi, görsel rutinlerin kullanılması, çocuğun yaptığı küçük ilerlemelerin bile fark edilip motive edilmesi bu süreçte çok değerlidir.

Etkin dinlenme molaları, tek komut–tek görev prensibi ve duygusal düzenlemeyi destekleyen nefes ya da beden farkındalığı çalışmaları çocuğun kendi kendini yönetme becerisini güçlendirir. Ekranı tamamen yasaklamak yerine içerik ve süre sınırıyla yapılandırmak ise çok daha sürdürülebilir bir yöntemdir.

Bu tür düzenlemeler yalnızca davranışsal iyileşme değil, çocuğun kendine güvenini de büyük ölçüde destekler.

DEHB’li Çocukların Güçlü Yönleri

DEHB çoğunlukla zorlanmalar üzerinden konuşulsa da bu çocukların güçlü yönleri göz ardı edilmemelidir. Yaratıcılıkları belirgindir; farklı düşünme biçimleri nedeniyle problemlere alışılmışın dışında çözümler getirebilirler.

Hiperodak oldukları alanlarda son derece yüksek verim gösterebilir, enerjileri doğru yönlendirildiğinde sıra dışı başarılar elde edebilirler. Bu özellikler, onları yalnızca zor değil; aynı zamanda olağanüstü potansiyele sahip bireyler hâline getirir.

Gürültünün Altındaki Hikâyeyi Duyabilmek

Tüm bu tablo bize şunu gösterir: DEHB erken fark edildiğinde ve doğru şekilde desteklendiğinde, bir çocuğun yaşam hikâyesi tamamen değişebilir. Bir çocuk “yapmıyorum” demiyorsa, çoğu zaman aslında “yapamıyorum” demeye çalışıyordur.

Bu nedenle DEHB’li çocukların ihtiyacı daha çok ceza ya da uyarı değil; anlaşılmak, görülmek ve yapılandırılmış bir destek almaktır. Ailelerin ve öğretmenlerin küçük dokunuşları bile çocuğun özgüvenine, akademik başarısına ve ruhsal iyilik hâline büyük katkı sağlar.

Gürültünün altındaki hikâyeyi duyabildiğimizde, bu çocukların aslında ne kadar güçlü bir potansiyelle hayata tutunduklarını çok daha net görürüz.

Bahriye Yalçın Birol
Bahriye Yalçın Birol
Bahriye Yalçın Birol, psikolog, aile danışmanı ve psikodrama co-terapisti olarak çocuklar, aileler, yetişkinler ve gruplarla çalışır. Psikoloji lisans eğitimini tamamladıktan sonra, meslek hayatında oyun terapisi, kabul ve kararlılık terapisi (ACT) ve psikodrama ekollerini kullanarak bireylerin ruhsal süreçlerini keşfetmelerine rehberlik eder. Çocuk psikolojisi ve özel eğitim alanlarında uzmanlaşan Bahriye Yalçın Birol, bağımlılıkla mücadele eden bireylerle kapsamlı bir deneyime sahiptir. Psychology Times’da çocuk, aile, özel eğitim, ebeveyn-çocuk ilişkileri ve psikodrama üzerine yazılar kaleme almakta; psikolojik dayanıklılığı artırmanın ve bireysel dönüşümlerin toplumsal iyileşmeye katkı sunduğuna inandığı yolculuğuna devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar